• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Bilinmeyen dil’ politikası sürüyor: Kürtçeye bir yılda en az 70 ihlal

‘Bilinmeyen dil’ politikası sürüyor: Kürtçeye bir yılda en az 70 ihlal

Kurdish Monitoring’in 2025 raporuna göre, Türkiye’de Kürtçe en az 70 ihlale uğradı; “bilinmeyen dil” politikaları cezaevlerinden sokak düğünlerine kadar hayatın her alanında uygulanan kurumsal sansür ve cezalandırma aracı haline geldi.

‘Bilinmeyen dil’ politikası sürüyor: Kürtçeye bir yılda en az 70 ihlal
‘Bilinmeyen dil’ politikası sürüyor: Kürtçeye bir yılda en az 70 ihlal
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 9 Ocak 2026 13:23

Kürt Dil Haklarını İzleme ve Raporlama Platformu Kurdish Monitoring, Türkiye’de Kürt dili ve kültürüne yönelik yaşanan ihlallerine ilişkin 2025 yılı raporunu yayımladı.

Rapora göre, yıl içinde kamusal alan, medya, kültür-sanat ve hapishaneler başta olmak üzere farklı alanlardan ihlaller tespit edildi.

Açık kaynak taraması, basın haberleri, sivil toplum örgütlerinin açıklamaları ve doğrudan bildirimler yoluyla elde edilen verileri kullanılmasıyla hazırlanan raporda, yıl içinde Kürt dil ve kültürünün en az 70 ihlalle karşı karşıya kaldığı kaydedildi.

Raporda, ihlallerin 25’nin kamusal alanda 15’nin medya alanında, 18’inin kültür-sanat alanında, 12’sinin ise cezaevlerinde gerçekleştiği belirtildi.

‘Geniş bir ihlal yelpazesi’

Raporda, “Bu yılın verileri, Kürtçenin kullanımının sadece sokakta değil, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden yüksek güvenlikli cezaevlerine, düğün salonlarından üniversite kampüslerine kadar hayatın her alanında kriminalize edildiğini bir kez daha göstermektedir. Hakkâri’de sokakta şarkı söyleyen gençlerin gözaltına alınmasından, Meclis kürsüsünde halkın iradesini temsil eden milletvekillerinin mikrofonlarının kapatılmasına; 86 yaşındaki din alimi Mela Silêman Sebrî’nin Kürtçe hutbe okuduğu için cezaevinde tutulmasından, Amedspor forması üzerindeki “Hebûn” (Varoluş) ibaresinin yasaklanmasına kadar uzanan geniş bir ihlal yelpazesi ile karşı karşıyayız” denildi.

‘Ayrımcılığın kurumsal boyutu’

Rapora göre, en çarpıcı bulgulardan biri, ‘bilinmeyen dil’ veya ‘…’ (üç nokta) politikalarının ısrarla sürdürülmesi oldu:

“Meclis tutanaklarına yansıyan bu sansür, cezaevlerinde ‘anlaşılmayan dil’ gerekçesiyle mektupların engellenmesi ve telefon görüşmelerinin kesilmesi şeklinde pratik bir cezalandırma aracına dönüşmüştür. Antalya Valiliği’nin sokak düğünlerini yasaklaması gibi idari kararların, fiili olarak Kürt kültürel pratiklerini hedef alması, ayrımcılığın kurumsal boyutunu gözler önüne sermektedir.”