İran’da günlerdir ekonomik sosyal protesto gösterileri yapılıyor. Ülke tarihinde hem simgesel hem de stratejik öneme sahip olan Tahran Çarşısı da bu eylemlerin içinde. Bu gelişme İran halkı kadar İran’da yaşayan mültecileri ve İran’dan ülke dışına çıkmış sürgünleri de etkiliyor. Gelişmeleri mülteci gözünden okumak sosyo-politik fotoğrafın bütününe bakmak için faydalı olabilir. Uzun yıllar Türkiye’de mülteci olarak yaşamış ve sonrasında Almanya’ya geçip oturum almış olan Esmail Fattahi ile son gelişmeleri konuştuk.
Sol görüşe sahip bir aktivist olan ve Türkiye’de uzun yıllar metal işçisi olarak çalışmış Fattahi’ye göre; İran’daki son eylem dalgasında işçi sınıfının ve temsilcilerinin henüz örgütlü bir etkisi yok. Daha çok esnaf, küçük esnaf ve yoksul halk protestoları gündemde. İşçiler de belli oranda eylemin içindeler fakat işçi temsilcileri zevahiri kurtarmaya dönük açıklamaların ötesine geçmiyor. Süreç içinde durum değişir mi, gelişmeler gösterecek.
İran para birimi tümenin dolar karşısında hızlı değer kaybı, yüksek enflasyon ve hayat pahalılığı protestoların en önemli nedeni. Eylemler kendiliğinden bir karaktere sahip olmakla birlikte çeşitli siyasal hareketler de kendini göstermeye başlıyor. Esmaeil Fattahi ilginç bir bilgi daha veriyor. O’na göre son dalga eylemlerde Pehlevi taraftarları sokakları domine ediyorlar ve özellikle sol tandanslı güçlere alan bırakmamaya çalışıyorlar. Hatta sosyal medya üzerinden sol muhalif insanlara saldırı çağrıları da yapılmış. Eylül 2022’de Mahsa Amini’nin öldürülmesinden sonra yaşanan eylemlerde durumun daha farklı olduğunu söylüyor Fattahi. Zira o zaman sol muhalefetin daha görünür olduğuna dikkat çekiyor.
Devrik Şah’ın oğlu Rıza Pehlevi sürgünden yaptığı çağrılarla muhalefetin odağı olma gayretinde. Oğul Pehlevi Amerikancı çizgide duruyor. Demokratik seçim olması durumunda İran’a gelip seçilebileceğini, seçilemezse bir kenara çekileceğini de söylemiş. Diasporadaki İranlı mülteciler bu açıklamaları sosyal medya üzerinden takip ediyorlar. İran solu ise baskılar, yasaklamalar, sürgünler nedeniyle oldukça zayıf bir görüntü sergiliyor. Dolayısıyla bağımsız bir blok ve alternatif isim öne çıkmıyor. Fattahi’nin politik okuması bu şekilde.
Fattahi’ye eylemlerde atılan “Ne şah ne molla” sloganını sordum. Bu sloganın Jina Mahsa Amini için yapılan eylemlerdeki kadar güçlü olmadığını ifade ediyor. Nitekim Pehlevi taraftarları bu sloganı atanları “tarafsızlık” adı altında mevcut rejimin yanında yer almakla suçluyorlar.
İranlı mülteciler Avrupa’da ve özellikle Almanya’da destek açıklamaları gerçekleştirmişler. Fakat Fattahi’nin gözlemine göre diasporada da dağınık bir görüntü hâkim. Fattahi ayrıca İran’daki ekmek, özgürlük ve demokrasi talepli protestoların kolay dinmeyeceği görüşünde. Fattahi rejimin şiddeti ve baskısıyla yeni bir göç dalgasının olabileceğine dikkat çekiyor. Haberi yazarken Kürt kentlerinde de eylem dalgası başladığını not düşmek gerek.
1979 İran devrimi sonrasında sol sosyalistler başta olmak üzere yaşanan siyasi kırım biliniyor. Dolayısıyla yıllar içinde yüzbinlerce İranlı ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Buna elbette ekonomik göçler de eklendi. Türkiye’de yaşayan İranlılar metal-ağaç-mobilya olmak üzere daha çok sanayii işkollarında çalışıyorlar. Beyaz yaka emekçiler de görmek mümkün. Bavul ticareti yapan ve özellikle Van’ı merkez seçen mobilize bir göç hareketinden de söz etmek gerek. Dolayısıyla İran’da bugün yükselen tansiyon göç kollarının tümünde hissediliyor. Fattahi’nin ifadesiyle Türkiye’ye sığınmış İranlıların batı ülkelerine geçmesi artık çok zor. Birleşmiş Milletler Türkiye’den üçüncü ülkeye geçiş hakkını oldukça sınırlandırmış durumda. Geriye yasa dışı göç seçeneği kalıyor ki onun da maliyeti en az 7-8 bin Euro civarında. Bu parayı ancak elit bir kesim biriktirebilir. İranlılar Avrupa’ya geçmekten umudu kestikleri için şimdi ve daha çok geriye bakıyorlar. Fattahi’nin ifadesiyle, “İran’a dönmek onlara daha yakın bir umut ve gelecek olarak görünüyor”.
Peki ya İran’da yaşayan mülteciler? En büyük mülteci nüfus Afganistanlılarda. Resmi rakamlar 2 ile 4 milyon arasında telaffuz edilse de Fattahi bunun katbekat fazla olduğunu söylüyor. Ona göre, Hazari etnik grubundan Şii Afgan mülteciler çoğunlukla rejimin yanında saf tutuyorlar. Son eylem dalgasında ve bazı şehirlerde protestocuların karşısına da Şii Afgan gruplar çıkarılmış. Bu durum son 40 yıldır süregelen mülteci karşıtlığını ve Afgan düşmanlığını da güçlendirmiş. Elbette tüm Afgan nüfus buna dâhil değil. Dolayısıyla sosyo-politik gerilimin bir ağır faturası da Afgan mültecilere çıkabilir. Böylesi bir gelişme İran göçü ile birlikte İran merkezli ek bir Afgan göçünü de beraberinde getirebilir.
Daha önce basına da yansıdığı üzere İran devleti yakın zamanda 2 milyon kadar mülteciyi Afganistan’a deport etme kararı aldı. Fattahi’ye göre bu karar da Afganistanlı mültecilere olan ön yargıyı değiştirmiş değil. Öyle ki, ekonomik yoksullaşmanın bir nedeni de rejimin mülteci politikasında görülüyor. Zira sistemin Afgan göçünü teşvik etmesinde pragmatist politik tercihler olduğuna inanılıyor.
Hasılı, İran halkı kadar mültecileri de zor bir dönem bekliyor.




