Bir soykırım çırakçısı: Colani

İç savaş, devletin kutuplara bölünmesidir ve bu bölünmenin en büyük nedeni de dikta rejimidir: Hiçbir diktatör kan dökmeden gitmez. İç savaşın harcı din ve dille yoğrulur; din ve dil üzerinden gelişen tek bir şey vardır: Birlikte yaşama kültürünün ortadan kalktığı yerde milliyetçilik boy verir. Din, dil ve milliyetçilik, diktayı ayakta tutan siyasal kastın dışında değillerdir. Dikta ve bağlı olduğu kast, gücünü yitirir ya da gücü kendi içinde bölününce, geri çekilip sandığa gitme yerine, sokakları tercih eder; mafya ve siyaset iç içe girer; biri diğerinin işini yürütür. Son örnek Colani’dir.

Colani, masa yerine sokakları tercih eden mafya ve siyaseti şahsında toplayan bir kişidir, bir lider değildir, siyasal erdemlerden yoksundur; bugüne kadar belgelediği tek şey, kullanışlı bir malzeme olmaktır. Bir yıldır iktidardır, bir tek siyasi fikri olmamıştır, kendisinden güçlü olanlara dalkavukluk etmek dışında bir felsefe de sunmamıştır. Birileri onu ılımlı İslam’ın Suriye kolu olarak lanse etmeye çalışsa da, şimdi, şu an, Halep’te yaptığı ve giderek bütün Suriye’ye yaydığı iç savaştır.

Dahası, Ilımlı İslam daha tam olarak tanımlanmış, sosyolojik bir analize tabii tutulmamıştır; daha çok bir maskedir ve arada bir, bu maskeyi birileri takar. Kasıt Amerika’nın istediği lider midir yoksa bir para şebekesi midir, belli değildir. Seksenli yıllardan beridir de bu söylem vardır; Taliban, El Kaide, IŞİD, bu Ilımlı İslam söyleminden, mücahitlerden çıktılar. Ilımlı da sorunludur; istek ve tutkuları ölçülü anlamına geliyor, orta ve ortama ayak uyduran…

IŞİD 2014 yılından başlayarak kendinden olmayan her kesime insanlığın unutmayacağı acılar yaşatan bir çetedir. Binlerce kadını, kız çocuğunu esir aldı, çok sayıda çocuğu katletti. Kadınları köle pazarlarında sattı, ırzına geçti. Bu IŞİD’in ideolojiydi: Vaat ettiği uygarlık, vaat ettiği ahlak, politika, hatta din buydu. Dünya tarihi bir mahkeme yeridir; IŞİD, kalbi olan herkese suçlarını itiraf etti, ‘ben buyum’ dedi…

IŞİD’in mayalandığı yer hukukun olmadığı bir yerdir. Dünyanın çürümüşlüğünden IŞİD gibi örgütler doğdu; çok geçmeden, IŞİD başka isimler altında tekrar devreye girdi: Heyet Tahrir eş-Şam.

Bu örgüt, 2017’de El Kaide’nin Suriye şubesi (Nusra) olduğunu söyleyerek savaşta yerini aldı. Bir yıl sonra Amerika, Kanada, İngiltere ve Türkiye HTŞ’yi “terör örgütü” olarak kabul etti. Örgütün ilk işgal ettiği yerlerden biri İdlib oldu. İdlib bir zeytin havzasıdır ve ayrıca pek çok tarımsal ürün yetişir; buğday, arpa, mercimek, pamuk, kiraz, badem, ceviz, nar, incir ilk akla gelenlerdir. HTŞ buralarda ekinlere zarar verdi ve tarihsel yapısını bozdu, tarihi yapı diye bir şeyi bırakmadı. Burası Süryanilerin, Ermenilerin, Kürtlerin bin yıllardır yaşadıkları antik Ebla’ydı… En son Ekim, Kasım 2024’te burada 46 kişi katledildi. Suriye Demokratik Güçleri müdahale etti. Halep Havalimanı dahil pek çok yeri aldı ama hava saldırıları nedeniyle geri çekildi. Aynı tarihlerde Türkiye destekli Suriye Ulusal Ordusu, bölgede operasyon başlattı. Artık terör örgütü olarak tanımlanan bir HTŞ yoktu. Colani ismi de yoktu, o artık Ahmet el Şara olarak kabul edilecekti.

Colani, tüketilmek üzere piyasaya sürülmüş kullanışlı bir üründü. Ama sıradan bir ürün de değildi; birikmiş olanın, israfa karşı birilerince cömertçe elden çıkartılması üzerine kurulmuş bir üründü, bu kadardı. Ona bu görev/ ödül birileri tarafından verilmişti. Vermek, burada onun için afili olsa gerektir: Vermek, atığın yitimidir, yani bir bedende uzun süre durmayacak olandır, dışa atılarak, birilerini rahatlatmıştı ve o da bunu büyük ödül olarak kabul etti. Ilımlı olacaktı. Saçına ve sakalına yeni bir biçim verecekti. Hatta birileri zorlasa, spor şapka takılsa, Castro bile olacaktı. Oysa bir amacı yoktu, amaç diye ileri sürdüğü her şeyin altında kötülük vardı: Trump ona esans verip eşinden söz ederken, çok pis bir sırıtmayla karşılık veriyordu. Sağlam bir karakteri olmadığından, kim onun terzisi ve berberi ise, onun veçhesine büründü. Ona karşı yapılan her gülümseme, sırıtışla iniltiliydi. Sırıtışının altında elbette bir kötülük dehlizi vardı, tahammül edildikçe de azacak bir kötülüktü bu.

Onun için, iktidar araç değildi, amaçtı; yaptığı ve adına devlet denilen şey ise küçük diktalığını sürdürmek içindi: Kürtlere, Dürzilere, Alevilere karşı sürekli eziyeti meşru gördü.

Kaç gündür izliyoruz: Örneğin uzun sakalı adamlar (HTŞ) bir çocuğu esir alıp tekme tokat dövüyorlar, sonra YPG bayraklarını ayaklarının altında eziyorlar… Bir kadını mantosundan tutup yerlerde sürüklüyorlar… Sonra da pişkince, bir HTŞ’li bisküvi dağıtıyor. Doğrultulmuş silahlar olmazsa bu bisküvileri kimse alır mı? Amaç sosyal medyayı da beslemektir. Zaten aynı gün komşu ülkelerden birileri hesaplarında şunu dile getirdiler: “HTŞ’lilerin şefkati…” Ilımlı İslam…

Colani’nin amacı eziyet değildir, amacı işkence değildir. Amacı eziyet yapmak için eziyet yapmaktır, işkence yapmak için işkence yapmaktır… Bir annenin sütünü içen bir insan evladı kucağında çocuğu olan birine el kaldırmaz. Geleneğinde bıyıkları uzatmak olan birinin uzun ince bıyıklarını kesmez… Tut ki kesti, bunu yaparken gülmez, bunu yaparken dalga geçmez, bu adamların amacı insanların onuruyla oynamaktır… Üstelik bunu yaparken bir beis de söz konusu değildir… Eziyet, işkence onların, onun ahlakıdır. Bu ahlak onlara vaat edilmiştir ve bu ahlak birilerince desteklenince de HTŞ ve bu çetenin lideri Colani palazlanmaktadır.

Colani, her şeyi meşru görüyor. Bildiği tek şey, kendilerinden olmayan herkesi düşman bellemektir… Haz ve acıdan besleniyor. Öldürmekten haz alıyor, öldürmediği zaman da acı çekiyor, ötekine tahammül etmiyor. Bütüne karşı, bütünü sevmiyor hiç, bütün çokluktur, çokluğa düşmandır. Nasıl ki Esed’in adamları silahlarını bırakıp, Esed’in fotoğraflarına bastı, aynı şeyi Kürtlerden istiyor. Kimse de demiyor, sen kimsin, şimdi oturduğun Şam, Kabe’yi görmeden namaza durmayan Selahaddin-i Eyubi’nin kanıdır.

Dikta tarih bilmez, kültür diye bir şey tanımaz. Başka ülkelerle savaşmadığı zaman iç savaş çıkartır. Colani başka ülkelerden korkuyor, hatta komşu ülkelere yeni harita veriyor; İsrail’e Golan’ı verdi, oysa Arabizm için Golan kırmızı çizgiydi, hatta Colani’nin aile kökleri buraya dayanıyor; Colani buna aldırış etmiyor, atık, aldırış etmeyendir, bu yüzden az zannedilene yöneliyor; Kürtleri katlediyor; amaç, Kürtleri vurmak değildir; amaç Dürzi, Alevi, Ermeni, Süryani ve diğer halklara da gözdağı vermektir. Bir de sırıtıyor hep, kim bu halkları ve dinleri sevmiyorsa, onlara iyi iş çıkarttım mesajı veriyor…

Colani eğitimli bir insan değildir. Babası, eski Nasırcı; Nasır’ın adı Cemal Paşa’dan geliyor. Aslında Colani ılımlı adı altında, bir süre sonra İttihatçılar tarafından sevilebilir bir fonla bize servis de edilebilir. Dikta çift yönlü geliştirilir. Diktanın işi, kendilerinden olmayan kesimleri birbirine düşürmektir. Böylece halesini büyütür. Colani, birilerine uşaktır, daha efendilik kazanmamıştır; siyaseti, bir felsefeye oturtanlara efendi denilir. Bu da erdemle elde edilir.

Colani, Arap halkına yapılmış bir zulümdür. Bir halka yapılacak en büyük zulüm, onu halk olmaktan çıkartmaktır. Colani, Arapları yoksullardan oluşan bir kitleye dönüştürmüştür ve bu kitleye efendileri yön vermişlerdir. Yoksulluk, siyaset için malzeme verir ama bir devlet için, devlet ve siyaset felsefesi için yoksulluk, sıfattan arındırılmış bir şey/ bir nesnedir; içi boş bir özgürlüğün, küçük ekmek kırıntılarıyla bir anlam bulduğu yerdir; ne yaşama felsefeleri vardır ne siyasetleri, ekmekleri kadar düşünür, istendiği kadar konuşurlar…

Bir devlet, siyasetle yönetilir: Çünkü siyaset, kurulan bir şeydir ve temeli, sınıf savaşıdır. Marx’ı anmam gerekiyor: Proletarya bir sınıf değil, bütün sınıfların çözülmesidir. Bunu Kürtler için tekrar okumak gerekir… Kürtler yalnızca bir halk değillerdir, bütün halkların çözülmesidirler. Ortadoğu’nun da aynasıdırlar, kırılırlarsa kimse kendini göremez hale gelir. Türkiye’de bir TV’nin yorumcusu, şunu diyor: “Burası Gazze olur…” Hani siz, Gazze için üzülüyordunuz…

Colani, iç savaşla tehdit ediyor; Türkiye’yi de tehdit ediyor. Suriye’de çıkacak olan iç savaş en fazla Türkiye’yi etkileyecektir… Ölülerini bırakarak mahallelerinden çıkartılan insanlara Kürtler ve duyarlı olan başka milletler sessiz mi kalacaktır? Colani’ye göz yuman bir iktidar, iktidar olarak kalacak mıdır ya da Colani’den yana olan muhalefetin iktidar olması mümkün müdür? Bir Kürt, Arap savaşının faturasını Colani ödeyebilir mi? Colani’nin bir içi yoktur ve içi olmayan biri, devletin de milletin de içini boşaltır… Eninde sonunda varacağı yerde şurasıdır, ya halk onu indirir ya da kullanıldıktan sonra ipi çekilir…

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.