Pandeminin bitiminden bu yana her yıl daha da yoksullaşan bir millet olduk. Ülke nüfusunun neredeyse yüzde 80’i bırakın her yılı, her geçen ay satın alma gücünün eridiğini fark ediyor. Dar ve alt orta gelir grubunda bunun anlamı; temel insanî gereksinimlerinin asgarisini karşılamak için borçlanmak anlamına geliyor. Orta gelir grubuysa yoksulluk sınırında hayatını sürdürebilmek için benzer bir döngü içerisine girmek zorunda kalıyor. Orta üst gelir grubu için mesele durduğu yerde durabilmek ve sınıfsal alışkanlıklarını sürdürebilmek için aynı şeyi yapmak zorunda…
HANELERİN EN BÜYÜK SORUNU:
DÖNDÜRÜLEMEZ BORÇ YÜKÜ
Maaşlarını aldıktan birkaç gün sonra cüzdanlarında para kalmayan emekliler, işçiler, memurlarla zar zor işletmesini döndürebilen esnaf, zanaatkâr, serbest meslek erbâbının hayatını sürdürebilmek amacıyla yapabileceği birkaç şey var. Hemen hemen herkesin birkaç kredi kartının olması boşuna değil; para bitince market alışverişinden diğer temel gereksinimlerin karşılanmasına kadar hemen her satın almanın ödemesi bireysel kredi kartlarıyla yapılıyor. Bunun anlamı, her ay faiziyle birlikte yapılan ekstre ödemeleriyle bu kesimlerin biraz daha yoksullaşması… Mesele ana para değil, faiz… Ve genelde asgarî ödeme yapıldığından dolayı, ana borç sürekli olarak kabarıyor. Rakamlarla kartla yapılan harcamalardaki kredi kartlarının payına bir bakmak fikir verecektir. Aralık 2025 döneminde yapılan 2.51 trilyon TL’lik toplam ödemenin aslan payını 2.14 trilyon TL ile kredi kartları almış. Banka kartlarıyla yapılan ödemeler ise yüzde 55’lik rekor bir büyümeyle 359.7 milyar TL’ye çıkmış.
SENETLE ALIŞVERİŞLER VE
EŞE DOSTA BORÇ DA CABASI
Kredi kartı patlayanlar için bir seçenek daha var. Bu gıda harcamaları ya da fatura ödemeleri için geçerli değil, ancak giyim ya da ev eşyası alışverişlerinde senetle borçlanmak mümkün. Çaresiz kalanların ikinci borçlanma seçeneği de bu. Evkur benzeri zincir mağazaların uyguladığı bu yöntem, bazı esnafların da satış yapmak için mecbur kaldığı bir uygulama haline geldi. Sadece alt gelir grubunun yaşadığı semtlerde değil, Şişli, Beşiktaş veya Kadıköy’de de bu uygulama yaygınlaşıyor.
Bu da borç yüklerinin daha da artmasını getiriyor. Ticaret erbabı arasındaki senet hacminin ne kadar olduğunu bilmek mümkün, ancak nihai tüketicilerin senetle ne kadar borçlandığını bilmek pek öyle kolay değil. Yani ne kadar borç yükü var tam anlamıyla bilemiyoruz.
Bir de kredili mevduat hesabı (KMH) var tabii… Bunun faizi kredi kartı faizinden yüksek ve genelde mecburen bunu da harcamak zorunda kalıyor dar ve orta gelirliler. Hele ki okulların açıldığı dönemlerde ve bayram öncesi alışverişlerde…
VADESİ GEÇMİŞ BORÇ
ORANI ALARM VERİYOR
Sonuç itibarıyla, bireysel kredi borç hacminin ne kadar olduğunu, ne kadar borcun takibe düştüğünü, bu takibe düşmüş borçların ne kadarının bankalar tarafından varlık yönetim şirketlerine devredildiğini bilebiliyoruz. Ve gün geçtikçe bu rakamlar şiştikçe şişiyor! Yoksullaşma, başka bir sorunu doğuyor; ağır bir borç yükü! Yine rakamlarla bakmakta fayda var: Türkiye’de hanelerin yarısından fazlası borçlu… Vadesi geçmiş borç oranı yüzde 50’ye yaklaşıyor. Kredi kartı ve bireysel kredilerin yanı sıra aile, arkadaş ve esnafa olan kayıt dışı borçların artması, alacak davalarında son 15 yılda yüzde 366’lık yükselişi beraberinde getirmiş.
DAR VE ORTA GELİRLİLERİN
DERDİ LİMİT AŞIMI AMA…
Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) Aralık 2025 verilerine göre, Türkiye bankacılık sisteminde kayıtlı 142.1 milyon kredi kartı var. Bu rakam Aralık 2024’te 129.4 milyon adetmiş, 12 aylık değişimin yüzde 10 olduğu görülüyor. Gelir beyan edebilen yetişkinlere kredi kartı verilebildiği dikkate alınınca, neredeyse bir yurttaşa en az üç kredi kartı düştüğünü görüyoruz. Ve genelde bu üç kredi kartı arasında aritmetik canbazlıklar yapmaya alışmış geniş bir kitle var. Asgarî ödemeler dengelenecek, hiçbirini takibe düşürmemek gerekecek ki, çark dönebilsin… Bunun için limit aşımına da dikkat etmek gerek.
KREDİ KARTI DOLULUK ORANI
YÜZDE 20’LERDE OLANLAR DA VAR
Şimdi de kredi kartına ilişkin verilere bir göz atalım… Aralık 2025 verilerine göre sektörde yaklaşık 13.3 trilyon TL bireysel kredi kartı limiti bulunuyor, ancak toplam limitin sadece yüzde 21’i kullanılıyor, yüzde 79’u atıl duruyor. Sektörde Aralık 2025’te 40.7 milyon tekil kredi kartı kullanıcısı bulunuyor, bunun 30.6 milyonu yani yüzde 75’i 400 bin TL altında kredi kartı limitine sahip. Anlaşılacağı üzere bunlar dar ve orta gelirliler… 750 bin TL altında kredi kartı kullanıcısının toplam kredi kartı sahipliği içerisindeki oranı ise yaklaşık yüzde 90 düzeyinde. 750 bin TL üzerinde limite sahip olanların kredi kartı toplam limitinden aldıkları pay yüzde 48 seviyesinde. Bu kesim de orta üst ve üst gelir grubundan… Bu kullanıcıların kredi kartı doluluk oranları yaklaşık yüzde 20.
GEÇ KALMIŞ BİR DÜZENLEME
Bu veriler BDDK’ya ait… Bu rakamları paylaşmamdaki sebep, BDDK’nın kredi ve kredi kartlarına yönelik yaptığı yeni düzenlemeler. BDDK, finansal istikrarın sağlanmasına yönelik koordineli makroihtiyatî kararlar doğrultusunda ‘Bireysel Kredi Kartları ve İhtiyaç Kredilerinin Yeniden Yapılandırılması’, ‘Kredi Kartları ve Kredili Mevduat Hesaplarının Limitlerinin Belirlenmesi’ ve ‘Konut Kredilerinde Kredi Değer Oranı Değişikliği’ne yönelik düzenlemeler yaptı.
‘Bireysel Kredi Kartı Borçlarının ve İhtiyaç Kredilerinin Yeniden Yapılandırılmasına İlişkin Düzenleme’ ile dönem borcu kısmen ya da tamamen ödenmemiş bireysel kredi kartlarıyla ödemesi 30 günden fazla gecikmiş ihtiyaç kredilerinin, yapılandırma tarihindeki borç bakiyelerinin, kart hamili/borçlu tarafından üç ay içinde talep edilmesi hâlinde azamî 48 ay vadeyle yeniden yapılandırılabilmesine imkân sağlandı. Bunun sebebi biraz önce de sözünü ettiğim, kredi kartı sahiplerinin borçlarını çevirmekte yaşadığı ciddi sıkıntılar ve takipteki alacakların git gide artıyor olması… Ekonomi yönetiminin asıl derdi ise talep tarafını biraz daha soğutmak! Her ne kadar “Talep eğilimi dezenflasyonu destekliyor” deseler de bunun olmadığını bal gibi biliyorlar.
ASGARİ BORCUNU ÖDEYEMEYENLER
YAPILANDIRMA TAKSİDİNİ NASIL ÖDER?
Yani BDDK bir yandan bankaların, alacaklarını zamana yayarak tahsil etmelerine olanak sağlamayı hedefliyor, diğer yandan da özellikle dar gelirlilerin bu borçları ödemesi için bir fırsat sunmaya çabalıyor. Ancak can alıcı soru şu; artık kredi kartı borcunun asgarîsini bile ödeyemeyen dar gelirliler, yapılandırma sonrası taksitleri nasıl ödeyecekler? Bir yerde tıkanacaklar! İhtiyaç kredisine başvursalar çoğu olumlu yanıt alamayacak. Alabilenler ise kredi kartı borçlarını kapatsalar da bu kez temel ihtiyaçlarını karşılamak için alışverişlerinde kredi kartlarına daha da fazla yüklenmek zorunda kalacaklar, çünkü bir de ihtiyaç kredisinin taksitlerini ödemekle yükümlü olacalar. Bankalar tarafından aylık gelirlerinin dört katının çok üzerinde verilmiş milyonlarca kredi kartı var ve bu ödenemez borç batağının oluşmasının bir sorumlusu bankalar… Buna bugüne kadar müsamaha gösteren düzenleme ve denetim kurumu ve ekonomi yönetimi bu gelinen noktadan sorumlu değil mi?
BANKALARIN BU KADAR ‘ESNEK’
DAVRANMASINA GÖZ YUMULURSA
Şimdi geç kalınmış bir sıkılaştırmaya gidiliyor bu sebeple… Kredi kartı limitlerine ilişkin düzenleme kapsamında ‘Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu’ uyarınca kart hamilinin sektördeki toplam kredi kartı limitinin, ilk yıl için aylık ortalama gelirin azami iki katı, ikinci yıldan sonra ise azami dört katı olması gerektiği hükmünün uygulanmasında; yeni kredi kartı çıkarılması veya mevcut kredi kartlarının limitlerinin artırılması işlemlerinde yalnızca aylık veya yıllık ortalama gelirin dikkate alınmasına ve gelir düzeyinin teyidinin yalnızca, bankalarca geliri ispata elverişli olarak değerlendirilen belgeler üzerinden gerçekleştirilmesine karar verildi. Niye bugüne kadar böylesi sıkı şekil şartları uygulanmadığı da burada bir soru olarak dursun!
400 BİN TL’NİN ÜZERİNDEKİ LİMİTLER
KISMÎ OLARAK DÜŞÜRÜLEBİLECEK
Bir önemli karar daha var. Bence oldukça doğru bir karar… Kart hamillerinin, tüm bankalardaki toplam kart limitlerinin 400 bin TL’nin üzerinde olması halinde, son bir yıl içerisindeki en yüksek harcamanın yapıldığı hesap kesim tarihindeki kullanılmayan kart limitlerinin, bankalarca kısmî bir oranda azaltılması kararlaştırıldı. Bankalar tarafından, tüm kart hamillerinin kredi kartı limitlerinin, 1 Ocak 2027 tarihine kadar aylık/yıllık ortalama gelirleriyle uyumlu hale getirilmesine yönelik belirlemeler yapıldı. Böylece ilk aşamada düşük kredi kartı limitine sahip dar ve orta gelirli müşterilerin mevcut limitleri korunacak, diğer müşterilerin ise aktif olarak kullanmadıkları yüksek kredi kartı limitleri, gelir düzeyleriyle uyumlu hale getirilecek.
Amaç, borçluluğun gelirle uyumu ve sürdürülebilir ödeme performansının sağlanması… Ancak yinelemeden edemeyeceğim, bu zaten hep böyle olmamalı mıydı? Eğer öyle olsaydı, bireysel kredi kartlarındaki toplam borç hacmi yaklaşık 2 trilyon 748 milyar TL’ye fırlamamış olurdu.
KMH’NIN ŞARTLARI DA SIKILAŞACAK
Peki ya KMH?.. 23 Ocak verilerine göre toplam KMH borcu yaklaşık 760 milyar TL. Yeni düzenlemeyle bireysel müşterilere ait KMH açılışıyla mevcut KMH limitlerinin artışı işlemlerinde KMH limiti, müşterinin bankalarca ispata elverişli belgeler üzerinden tespit edilen aylık ortalama gelirinin azamî iki katı olarak belirlendi. Bu da önemli, zira bu konuda da bankalar fazlasıyla ‘esnek’ davrayordu, çünkü KMH’nin faizi oldukça tatlıydı. Sonuçta bir başka borç döngüsü de böyle ortaya çıkıyordu, bu da önemli ölçüde sınırlandırılacak. Hatırlatayım; 23 Ocak verilerine göre toplam KMH borcu yaklaşık 760 milyar TL.
İşte tüm bunlar olup biterken, bundan böyle faturalarını ödedikten sonra ayın ilk haftasında cebinde para kalmayan dar ve orta gelirli ne yapacak? O bildiğiniz üzere, ne BBDK’nın, ne ekonomi yönetiminin ne de bakanların meselesi değil ki!




