Rojava’da Kürtler yenildi mi yenilmedi mi diye tartışanlara, bu fotoğrafa bir daha bakmalarını öneririm.

Bir tarafda Şam geçici hükümetini temsil eden selefi kadın düşmanı sabık sicilleriyle üç adam. Biri Haseke İç Güvenlik Komutanı Mervan el-Ali.
Karşılarında Kobani halkını temsil eden üç kişilik heyette iki kadın.
Şam’dan gelen adamlar, gözlerinin içine bakmakta zerre tereddüt etmeyen bu kadınların varlığının ne anlama geldiğini çok iyi biliyor.
Bildiği içindir ki bu kadınların gücü ve temsil ettiği değerler, HTŞ ile kurulmakta olan Suriye’nin tamamına sirayet etmesin hatta ilham vermesin diye neredeyse bir katliama kalkıştılar 6 Ocak’tan 29 Ocak’a kadar.
23 gün boyunca bu kadınlar, hem halkın toplu katledilmesine varacak bir savaşı önlemek hem de 14 yıl boyunca can pahasına elde ettikleri kazanımları korumak için direndiler.
Koca dünyanın kocaman devletleri birlik oldular; “ya canınız ya teslimiyet” dediler.
“Hem halkımızın güvenliği hem kazanımlarınız” diyen kadınlar, dünyanın barbar adamlarına direndiler.
Aynı Dünya, Ortadoğu’da barbarlara karşı kadınların öncülük ettiği bir direnişi izlemişti 14 yıl boyunca.
Kadınlar sadece savaşmadı.
Hayat kurdu.
Bu mücadelede yeni bir siyasal özne olarak sahneye çıktılar.
Sadece hak talep etmediler, toplumun kurucu özneleri olarak varız dediler.
Tarihin kenarından merkeze yürüdü bu kadınlar.
Dünya uzun zaman sonra ilk kez Ortadoğu’da yalnızca yıkım değil, başka bir ihtimal gördü.
Kadınların yönettiği bir hayat ihtimali.
Bu fotoğrafta o adamların karşısında oturan Rojava’daki kadınlar mı kaybetti?
Ben bu fotoğrafta kadınlarla karşılıklı oturup müzakere etmeyi hayal bile etmeyen adamlar görüyorum.
Ben bu fotoğrafta 150 yıldır kurulan masalarda Kürtlere yer açmayanlara, ne yaparsanız yapın masadan da kazanımlarımızdan da vazgeçmeyeceğiz diyen kadınlar görüyorum.
Hem Kürt hem kadın olarak, itiraz etmenin, isyan etmenin zorlu deneyimiyle, hukuk dışında kalmanın ne demek olduğunu çok iyi bilen kadınlar görüyorum.
Şimdi masada bize yer açın diyen kadınlar görüyorum.
Kazanımlarını karşılarındaki adamların merhametine bırakmayacak kadar çok şey yaşamış olduklarını da biliyorum.
Bundan sonra kendilerini muhatap almak zorunda kalmış adamlarla, kazanımlarını siyasal ve hukuki güvenceye almak için mücadele edecek kadınlar görüyorum bu fotoğrafta.
Kürtler Rojava’da yenilirse, kadınlar yenilirse, tartışmada haklı çıkmaya hevesliler de dahil, Türklerin, Arapların, aynı toprakları paylaşan tüm halkların geleceği kaybedecek, bunu da biliyorum.
Hep bir yenme yenilme muhasebesi yapan erkek akıl, bu fotoğrafa bir de buradan bakabilir mi?
Ben bu fotoğrafta 30 Ocak anlaşmasını ve siyasal statülerini yasal güvenceye kavuşturma inadından vazgeçmeyecek garantörleri görüyorum.




