Caner Cindoruk İlke TV’de: Bir tarafım Kürt, ilk Kürtçe dillenmişim

Berlinale’den Gümüş Ayı ödülüyle dönen “Kurtuluş” filminin başrol oyuncusu Caner Cindoruk, İlke TV’de katıldığı programda Kürtçe sahneler için yoğun bir hazırlık süreci yürüttüklerini söyledi.

  • Yayınlanma: 11 Nisan 2026 14:29
  • Güncellenme: 11 Nisan 2026 15:34

Oyuncu Caner Cindoruk, İlke TV’de yayınlanan “Rugeş’le Muhabbet” programında Berlinale’den Gümüş Ayı ödülüyle dönen “Kurtuluş” filmine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

‘Berlin’de gelen ödül mutluluğu’

Cindoruk, Berlinale’den Gümüş Ayı ödülüyle dönen “Kurtuluş” filminin kendisi için ayrı bir heyecan taşıdığını belirterek, çekim sonrası bekleme sürecinin oyuncular açısından zorlayıcı olduğunu söyledi. “Filmi çektikten sonra uzun bir bekleme süresi oluyor. İnsan sıcağı sıcağına görmek istiyor ama kurgu, ses ve diğer aşamalar zaman alıyor. O süreçte hep ‘nasıl oldu’ diye merak ediyorsunuz” dedi.

Filmi Berlin öncesinde ekip olarak izlediklerini aktaran Cindoruk, “Orada artık ‘bu film olmuş’ dedik. Ödül alır ya da almaz ama önemli olan nitelikli bir işin içinde olmaktı. O noktada içim rahattı” ifadelerini kullandı.

Berlinale sürecinde ödül beklentisinin de oluştuğunu dile getiren Cindoruk, “Bir şeyler bekliyorduk açıkçası. Ama en büyük ödüllerden birini almak mutluluğumuzu taçlandırdı” dedi.

‘Ödül anını sahne arkasından takip etti’

Ödül töreninde sahnede olmadığını belirten Cindoruk, tiyatro oyunu nedeniyle o gün sahneye çıktığını anlattı. “Kulisten takip ediyordum. Otello oynuyordum. Sahneye çıkıp iniyor, arada ödül ne oldu diye bakıyordum” diyen Cindoruk, ödülü kazandıklarını sahneden indikten sonra öğrendiğini söyledi.

Cindoruk, “Arkadaşlar ‘ödülü aldık’ dedi. Final selamına büyük bir coşkuyla çıktım. Aslında sahnede kutladım” ifadelerini kullandı.

Cindoruk, filmdeki Kürtçe sahneler için yaklaşık bir buçuk ay süren yoğun bir çalışma yürüttüklerini anlattı.

Farklı bölgelerden gelen oyuncularla ortak bir dil oluşturmak için özel bir hazırlık yaptıklarını belirten Cindoruk, “Kürtçe ve aksan çalışmasına çok önem verdik. Yaklaşık bir, bir buçuk ay çalıştık. Film kadar prova ettik aslında. Sahada çözmeye bırakmak istemedik” ifadelerini kullandı.

‘Bir tarafım Kürt’

Kürtçeye aşinalığının çocukluk yıllarına dayandığını dile getiren oyuncu, “Bir tarafım Kürt ve aslında kulağımda var. Adana’da büyüdüğüm mahallede Türk aile yoktu, Kürtçe dillenmiştik. Dedem Kürtçe konuşuyordu. Biraz daha yaşasaydı belki bize de geçerdi” diye konuştu.

Daha önce Mardin’de de çekim yaptığını hatırlatan Cindoruk, dilin kulağında yer ettiğini belirterek, “Bazen duyduklarımı anlayabildiğimi fark ediyordum. Bu da sahada işimizi kolaylaştırdı” dedi.

Aksan çalışması için ekip arkadaşlarıyla yoğun bir iletişim kurduklarını anlatan Cindoruk, “Gece mesaj atıp Kürtçe bir paragrafı okumalarını istiyordum, sabaha kadar dinliyordum. Dil ve aksan konusunda özel çalışmalar yaptık” ifadelerini kullandı.

‘Yazmaktan utanıyordum, babam yön verdi’

Cindoruk, oyunculuğun yanı sıra yazıyla kurduğu ilişkiyi ve edebiyata dair düşüncelerini paylaştı. Çocukluk yıllarından itibaren yazdığını ancak uzun süre yazdıklarından utandığını belirten Cindoruk, ilk olarak şiirle başladığını söyledi.

Cindoruk, kendisi üzerinde etkili olan isimlerden birinin şair Adnan Yücel olduğunu belirterek, “Bize çok dokundu, babama da çok dokundu. Ama benim yazdıklarımı hiç beğenmezdi. Bana ‘sen şiir yazma’ dedi” ifadelerini kullandı.

‘Hikâyeye yöneldim’

Yücel’in yönlendirmesiyle şiirden uzaklaşıp hikâyeye yöneldiğini anlatan Cindoruk, “Bir şey yazacaksan baban gibi hikâye yaz dedi. Ben de zamanla oraya yöneldim” dedi. Oyunculuk kariyerinin yoğunluğu nedeniyle yazmaya ara verdiğini ancak bu dürtünün hiç kaybolmadığını dile getirdi.

Yazdıklarını uzun süre kimseyle paylaşamadığını söyleyen Cindoruk, babasının bu süreçte önemli bir rol oynadığını belirtti. “Babama bir gün yazdıklarımı açtım. Okudu ve ‘senin yazman lazım’ dedi. Oyunculuğun sana kattıkları var, bunlar yazını besler dedi” diye konuştu.

‘Önce kendini anlat’

Babasının kendisine verdiği en önemli tavsiyelerden birinin “önce kendini anlat” olduğunu vurgulayan Cindoruk, bu yaklaşımın yazı biçimini şekillendirdiğini ifade etti. Yazdığı metinlerde günce ve kurmaca unsurları bir arada kullandığını belirten oyuncu, edebiyatçı olmadığını ancak yazmayı çok sevdiğini söyledi.

‘Edebiyat zaman ister’

İleride edebiyatçı olma hayali olduğunu dile getiren Cindoruk, bunun uzun bir süreç gerektirdiğine dikkat çekti. “Bir şey yazmakla edebiyatçı olunmuyor. Bunu yıllar belirliyor. Edebi eser olması belki 50 yıl alabiliyor” diyen Cindoruk, Orhan Kemal gibi pek çok yazarın yaşamları boyunca hak ettikleri değeri göremediğini hatırlattı.

Cindoruk, edebiyat alanında ilerlemek için çok okumak ve yazmak gerektiğini belirterek, “Bunun için daha çok çalışmam, çok okumam ve yazmam gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘BlueScat’: Asansörde sıkışan iki zihin, feminist bir anlatı

Cindoruk, sahnede yer aldığı “BlueScat” adlı oyuna da değinerek, oyunun formu ve içeriğiyle dikkat çektiğini anlattı. Oyunun, arızalanan bir asansörde geçen ve kadın ile erkeğin fiziksel temas kurmadan yalnızca iç seslerinin seyirciye aktarıldığı bir yapı üzerine kurulduğunu belirten Cindoruk, “Kadının içinde arızalanmış duygular ve bunu tetikleyen erkek dünyasındaki umursamazlık üzerinden ilerleyen feminist bir anlatı” dedi.

Oyunun alışılmışın dışında bir formu olduğunu vurgulayan Cindoruk, sahnede fiziksel hareketin sınırlandığı bir performans sergilediğini belirterek, “Ellerimi cebimden hiç çıkarmadan oynuyorum. Çok dar bir alanda, neredeyse bedensiz bir oyun kuruyoruz” ifadelerini kullandı.

‘İsmi bile çok katmanlı’

Oyunun adının da çok katmanlı bir anlam taşıdığını dile getiren Cindoruk, “Blues kadını, ska ise erkeği temsil ediyor. ‘BlueScat’ ismi, kadın ile erkeğin birbirini çekme ve itme hâline dair çok katmanlı bir anlam içeriyor” diye konuştu.

Modern ilişkilerde kadınlık ve erkeklik hâllerini trajik ve komik yönleriyle ele alan oyunun, dili kıran ve dönüştüren bir yapıya sahip olduğunu belirten Cindoruk, izleyiciye farklı bir deneyim sunduğunu söyledi.

Oyunun 2 Mayıs’ta Moda Sahnesi’nde prömiyer yapacağını duyuran Cindoruk, izleyicileri sahneye davet etti.