CHP’nin konferansı neden önemliydi?
Sevda Çetinkaya 1 Şubat 2026

CHP’nin konferansı neden önemliydi?

Dün fikri ve şekillenmesi tutuklu bir belediye başkanına ait bir konferansa katıldım.

Şişli Belediye Başkanı Resul Emrah Şahan’ın cezaevinden gönderdiği mektupla başlayan, CHP’nin “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı”, önemli bir toplantıydı.

Oturum başlıklarının ve konuşmacıların özenle seçildiği, üzerine düşünüldüğü ve kapsayıcı olmasına gayret edildiği çok aşikardı.

AK Partili ve MHP’li siyasetçiler dışında çeşitli partilerden ve sivil toplum örgütlerinden temsilcileri, akademisyenleri bir araya getiren konferansın konuşmacıları arasında Meclis’teki süreç komisyonundan milletvekilleri de vardı.

Özgür Özel kapanışta Milliyetçi Hareket Partisi’nden bir temsilcinin son ana kadar gelmesinin beklendiğini, bir yazıyla dahi katkı sunulmasının kıymetli olacağını söylediklerini aktardı.

Bu ismin Feti Yıldız olduğunu hepimiz anladık elbette.

Muhtevasına ve amacına uygun bir ilgi görmüş müydü böyle bir toplantı derseniz, katılımın davet usulü ile sınırlı tutulduğunu düşünürsek buna olumsuz cevap veremem.

Anladığım kadarıyla konferans sahipleri, katılımı bilerek dar tutmuşlardı.

Ayrıca sadece Özgür Özel ‘in açış konuşmasından canlı yayın yapıldı ve sadece bu bölüm basına açıktı.

Kürt meselesini enine boyuna konuşmak için somut bir adım atmak isteyen Özgür Ozel’i ve CHP’yi tedirgin ve ürkek kılan sebepler hala güçlü diye düşündüm.

Bu önemli konferantan izlenimlerimi küçük anektodlarla paylaşmaya çalışacağım.

Resul Emrah Şahan, mektubunda konferans için “dışarıyla kurulan güçlü bir bağ, derin bir nefes” dedi.

Yaşadığı süreci de kişisel bir hikayenin ötesinde Türkiye’nin ortak geleceğinin sınandığı bir dönem olarak değerlendirdi.

Hikayeyle başlamışken başka bir hikaye ile devam edeyim.

Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Kaya, “barışın sosyoekonomik zemini” oturumunda söz hakkını kullanmadan önce Özgür Özel’le eski hukukunu anlattı katılımcılara.

Kendisinin de tıpkı Özgür Özel gibi eczacı olduğunu soyledi. 90’li yıllarda eczacılar odası faaliyetleri sırasında tanışmışlar.
O zamanlar Ege odaları ile bölge odaları toplantılardan çıkarken aynı kapıyı bile kullanmıyormuş.

Sonra Özgür Özel’in yönetimde olduğu dönemde oda faaliyetlerinde daha yakın çalışmaya başlamışlar. Ege odaları ile bölge odaları birbirinin çayını içmeye başlamış. Mehmet Kaya böyle anlattı.

“Yurtta Barış, Dünyada Barış: Ulusal ve Bölgesel Deneyimler”, “Demokratik Bir Geleceğin İnşası: Yurttaş İradesi, Eşitlik ve Kapsayıcılık”, “Toplumsal Barışın Sosyoekonomik Zemini: Kapsayıcı Kalkınma” ve “Barışı Toplumda Yeniden Kurmak” başlıklı oturumlar ve bu oturumlarda yapılan konuşmalar konferansın ciddiyetine ve niyetine son derece uygundu.

Şunu çok net söyleyebilirim.

CHP’nin “Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı” sembolik bir jest ya da günü kurtarmaya dönük bir toplantı değildi.

CHP bu konferansla, Kürt meselesine dair pozisyonunu söylem düzeyinin ötesine taşıyıp, bir politika inşa etme isteğini ortaya koydu.

Salondaki pek çok kişinin CHP’nin bu konuda bir eşikte durduğu hissine kapıldığını söylesem mübalağa olmaz.

Özgür Özel’in konferansı açarken yaptığı konuşmasının omurgası da bu çerçevedeydi.

Kürt meselesini bir güvenlik parantezine sıkıştırmadan, kuşaklar boyunca taşınan ortak bir toplumsal yük olarak tarif etti.

“Çözüm Meclis’tir” derken, şeffaflık ve cesaret olmadan toplumsal barışın kurulamayacağını söyledi.

En önemli vurgularından biri kayyım uygulamaları ve kent uzlaşısı davalarına dair söyledikleriydi. Kürtlerin belediye meclislerinde temsil edilmesinin suç gibi gösterilmesinin barışı sabote ettiğini ifade etti.

Konferans boyunca barışın tek başına bir “çatışmasızlık” hali olarak ele alınmaması çok önemliydi.

Kürt meselesinin kolektif haklar ve eşitlik meselesi olduğu çok çeşitli konuşmacılar tarafından değişik bağlamlarda ifade edilirken, bu konuda tutuklu İstanbul Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’ndan dikkat çeken bir itiraz geldi.

Sesi ve görüntüsü yapay zekayla canlandırılan İmamoğlu, Silivri cezaevinden gönderdiği mesajında
“Eşit vatandaşlığı pekiştirerek Kürt meselesini çözelim önerimin esası bu. Yanlış anlaşılmak istemem. Kürt sorununu eşit yurttaşlık prensibine uygun olarak ele alalım derken özel yasalar çıkarıp Kürt yurttaşlarımıza kolektif haklar verelim demiyorum. Aksine, buna esastan karşıyım. Yurttaşları kimliklerine göre ayırıp buna göre hukuksal düzenleme yapmak sorunlarımızı çözmez. Asla çözemeyeceğimiz daha büyük sorunlar yaratır. Ülkemizi bir etnik ya da dini cemaatler ülkesine çeviremeyiz” dedi.

Eşit vatandaşlık ve Kürtlerin kolektif hakları meselesi CHP için hala kritik ve gergin bir fay hattı diye düşündüm.

Kapanış konuşmasında Özgür Özel, büyük laflardan özellikle kaçındı.

“Biz bugün bir adım attık” dedi. Hatta bunun, belki de sürecin ortasında atılmış yeni bir başlangıç olduğunu söyledi.

Bir çiçek açtı diye bahar gelmeyeceğini hatırlattı ama her baharın da bir çiçeğin açmasıyla başladığını ekledi.

Bu cümle, konferansın ruhunu da meramını da özetledi aslında.

Özgür Özel’in bütün oturumları baştan sona izlemesi de dikkat çekiciydi.

Kürt meselesini ve toplumsal barışı bir ‘yan başlık’ değil, partinin siyasal yöneliminde önemli bir yerde konumlandırmaya doğru bir emare gibi görülebilir bu konferans.

Ya da böyle bir irade beyanı olarak okunabilir.

Tüm bunlar bir arada değerlendirildiğinde, bu konferans, CHP açısından sınırları ve yönü zamanla şekillenecek politik bir hattın ilk adımı olarak okunabilir.

CHP için nereden başlayabileceğini gösteren önemli bir toplantıydı.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.