Kuzey ve Doğu Suriye’de, Geçici Şam hükümetine bağlı grupların başlattığı saldırılar, Şam yönetiminin ateşkes ilanına rağmen şiddetini artırarak sürüyor. Bu grupların içerisinde IŞİD bağlantılı yapıların da yer aldığı belirtilirken, bölgeden gelen sivil katliam ve işkence görüntüleri vicdanları yaralıyor. Kürdistan ve Türkiye’nin pek çok kentinde halk, bu saldırılara karşı seferberlik ruhuyla tepkisini dile getirirken, Cizre ilçesindeki din alimleri de sürecin dini boyutuna dikkat çekiyor.
‘Bu zihniyetin İslam ile alakası yoktur’
Saldıran grupların kullandığı İslami sembollerin gerçeği yansıtmadığını belirten Mele Kasım Yiğit, yaşanan vahşetin insanlık onurunu ayaklar altına aldığını ifade etti. Yiğit, “İnsan ahlakına ve gerçek Müslümanlığa aykırı bir zihniyetle karşı karşıyayız. Rojava’ya saldıranların İslam ile uzaktan yakından bir alakaları yoktur. Son günlerde cenazelere yapılan işkenceler, bir savaşçının kalbinin sökülmesi gibi görüntüler tüm insanlığa yapılmış saldırılardır. Bunu yapanlar sadece İslam’ın değil, tüm insanlığın düşmanıdır. Annelerimiz 50 yıldır barış çığlığı atıyor, huzur gelsin diye evlatlarını toprağa veriyor. Kürtler bugün sadece kendileri için değil; Kürt, Türk, Arap ve Farsların birlikte, onurlu bir şekilde yaşaması için mücadele ediyor” diye konuştu.
‘Filistin için ağlayanlar Rojava’yı neden görmüyor?’
İslam dünyasının sessizliğini “çifte standart” olarak nitelendiren Yiğit, Filistin üzerinden siyaset yapanlara seslendi: “Onlarca Müslüman devlet var ama Müslümanlara yönelik saldırılara sessizler. Filistin’e yönelik saldırılara tepki gösterenler neden bugün Rojava’yı, Kobani’yi, Halep’i görmüyor? O çocukların katledilmesi vicdanınızı sızlatmıyor mu? İslamiyet bu mu? Kendine İslam devleti diyenler bu vahşete neden sessiz? Kürt gençleri dün Filistin için canlarını verirken bugün neden Kürt halkı yalnız bırakılıyor? Unutulmasın ki haksızlık karşısında susan, Peygamberimizin deyimiyle dilsiz şeytandır. Bu kış kıyamette tekbirler eşliğinde çocukların başını kesmek, en başta İslam’a yapılmış büyük bir hakarettir. Bu hakareti kabul edenler imanlarını sorgulamalıdır.”
‘Rojava projesini boğmak istiyorlar’
Kuzey ve Doğu Suriye’de inşa edilen yönetim modelinin dini ve toplumsal derinliğine dikkat çeken Yiğit, bu modelin boğulmak istendiğini söyledi: “Özerk Yönetim sadece Kürtlerden ya da Müslümanlardan oluşmuyor; bünyesinde tüm halkları ve inançları barındırıyor. Rojava projesi Medine Sözleşmesi gibi bir sözleşmedir. Bu projeyi boğmak için saldırıyorlar. Buna karşı sesinizi yükseltin. Bu proje bütün insanlık için bir umuttur. Herkesin kurtuluşu bu projededir. Din alimleri çıktıkları kürsülerde bu katliamı anlatmalı, fitneye karşı barışın sesini yükseltmelidir. Türkiye’de yaşayan herkes barış için elini taşın altına koymalı, bu zulmün ortağı olmamalıdır.”
‘Kimse din adına Kürtlere saldırmasın’
Mele Sait Özdemir ise yapılan katliamların İslam kılıfına uydurulmasına Hucurat suresinin 13. ayetiyle yanıt verdi: “Allah ayetinde insanları farklı dil ve kavimlerde yarattığını açıkça söyler. Öyleyse neden Kürtlerin varlığı, dili ve kimliği inkâr ediliyor? Kürtlere saldırmak, Allah’ın bu ayetine ve iradesine karşı gelmektir. Ben bu yapılanları İslam adına kınıyorum. Tekbir getirerek insan katletmek, cenazelere işkence etmek din değil; düpedüz küfür ve zulümdür. Dünyadaki tüm İslam alimleri bu gerçeği görmelidir. Kürtler sadece herkes gibi doğuştan sahip olduğu hakları istiyor, savaş ve çatışma istemiyor. Kimse dini alet ederek Kürt halkına saldırmasın.” (MA)



