CNN, ABD’nin son dönemdeki askeri ve siyasi hamlelerinin ardından Kim Jong-un’un Donald Trump yönetimiyle nasıl bir politika izleyeceğine karar vermek zorunda olduğunu yazdı.
Yeni yılla birlikte Donald Trump önderliğindeki ABD yönetimi, dış politikada daha sert adımlar atmaya başladı.
ABD özel harekat ekipleri, aylar süren askeri yığınağın ardından 3 Ocak’ta Venezuela’ya operasyon düzenledi ve başkent Karakas’ı bombalarken ülkenin lideri Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’i gece baskınıyla kaçırdı.
Onlarca yıldır ABD ambargosu altındaki Küba’da yaşam, Donald Trump’ın Venezuela petrolüne el koymasıyla iyice zorlaştı.
ABD Başkanı, cumartesi yaptığı açıklamada Venezuela’daki “tarihi dönüşümün” yakında Havana’da da yaşanmasını umduklarını belirterek, “Küba yolun sonunda, çok çok sonunda. Paraları yok, petrolleri yok. Uzun zamandır kötü bir rejimleri var” dedi.
Tahran’la Washington arasında nükleer müzakereler sürerken 28 Şubat’ta İsrail ve ABD, İran’a askeri saldırı başlattı. Ortadoğu ülkesinin lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Tahran yönetiminin devrilip devrilmeyeceği tüm dünyada tartışılıyor.
Tüm bu gelişmeler üzerine CNN, “İran ve Venezuela’dan sonra Kim Jong-un’un Trump’la nasıl başa çıkacağına karar vermesi gerekiyor” başlıklı bir yazı yayımladı.
CNN’de yayımlanan analizde, Trump yönetiminin yeni yılın başından itibaren dış politikada daha sert adımlar attığına dikkat çekildi. ABD’nin 3 Ocak’ta Venezuela’ya düzenlediği operasyon sırasında başkent Karakas’ın bombalandığı ve ülkenin lideri Nicolas Maduro ile eşi Cilia Flores’in operasyonla alıkonulduğu hatırlatıldı.
Analizde ayrıca ABD Başkanı Trump’ın, Venezuela’daki gelişmelerin ardından Küba hakkında da sert açıklamalar yaptığı ve Havana’da da benzer bir “dönüşüm” yaşanmasını umduğunu söylediği aktarıldı.
Yazıda, İran ile ABD arasında nükleer müzakereler sürerken İsrail ve ABD’nin 28 Şubat’ta İran’a saldırı düzenlediği ve ülke lideri Ali Hamaney’in öldürülmesinin ardından Tahran’daki siyasi geleceğin tartışma konusu olduğu belirtildi.
Analizde, Kuzey Kore devlet medyasının ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını kınadığı ancak Hamaney’in ölümüne ilişkin ayrıntılara yer vermediği vurgulandı. Bunun, Kuzey Kore siyasi sisteminde liderlerin dokunulmazlığı fikrinin önemli bir yer tutmasından kaynaklanabileceği ifade edildi.
CNN’in kıdemli muhabiri Will Ripley imzalı analizde, ABD’nin son operasyonlarının otoriter liderlerin kırılganlığını gösterdiği savunuldu. Buna karşın Kuzey Kore’nin güçlü güvenlik yapısı ve nükleer silah kapasitesinin önemli bir caydırıcılık sağladığına dikkat çekildi. Ülkenin onlarca nükleer başlığa sahip olduğunun tahmin edildiği ve bu durumun stratejik dengeleri önemli ölçüde değiştirdiği belirtiliyor.
Analizde, Kim Jong-un’un uluslararası gelişmeleri yakından izlediği ve Washington ile diplomatik ilişkileri güçlendirme seçeneğini değerlendirebileceği öne sürüldü.
Trump’ın ilk başkanlık döneminde Kim Jong-un ile iki kez görüştüğü ancak bu görüşmelerin kalıcı bir anlaşmayla sonuçlanmadığı hatırlatıldı. Kuzey Kore’nin aynı zamanda Rusya ile yakın ilişkiler kurduğu ve Çin ile stratejik bağlarını sürdürdüğü de vurgulandı.
Kuzey Kore üzerine yayın yapan NK News sitesinin kurucusu Chad O’Carroll ise Kim’in Trump’la yeniden görüşmeyi değerlendirebileceğini belirterek, “Onun yerinde olsaydım, yüzeysel de olsa bu yıl Trump’la bir şekilde görüşme yürütmenin çıkarıma olacağını güçlü biçimde hissederdim” yorumunu yaptı.




