• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Cumartesi Anneleri 1095’inci haftasında Hasan Ocak’ın faillerini sordu

Cumartesi Anneleri 1095’inci haftasında Hasan Ocak’ın faillerini sordu

Hasan Ocak’ın faillerini soran Cumartesi Anneleri, Emine Ocak’ın yokluğunda gerçekleştirdikleri bu eylemlerinde, “Barış olmadan hiçbir bayram tamamlanmaz” dedi.

Cumartesi Anneleri 1095’inci haftasında Hasan Ocak’ın faillerini sordu
Foto: Erdoğan Alayumat
Cumartesi Anneleri 1095’inci haftasında Hasan Ocak’ın faillerini sordu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 21 Mart 2026 17:02

Gözaltında kaybedilen ve katledilen yakınlarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle her hafta Galatasaray Meydanı’nda bir araya gelen Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 1095’incisini gerçekleştirdi.

Kaybettirilen yakınlarının fotoğrafları ve karanfillerle Galatasaray Meydanı’na gelen anneler, bu hafta 31 yıl önce gözaltına alındıktan sonra işkenceyle öldürülen Hasan Ocak’ın faillerini sordu. Çok sayıda insan hakları savunucusunun katıldığı eylemde, açıklamayı Hasan Ocak’ın yengesi Türkan Ocak okudu.


(Fotoğraflar: Erdoğan Alayumat)

‘Bizim için bayram eksik kalan bir buluşmanın ağırlığıyla gelir’

Cumartesi Anneleri’nden Emine Ocak’ın olmadığı ilk eylem olduğunu belirten Türkan Ocak, “Bayram aynı sofrada buluşmanın, sevdiklerine sarılmanın, birlikte olmanın sevincidir. Ama bizim için bayram, eksik kalan bir buluşmanın, yarım bırakılmış hayatların ve cevapsız soruların ağırlığıyla gelir. Sevdiklerini kaybedenler yalnızca onları bizden koparmadı. Bayramlarımızı ve ortak sevinçlerimizi de bizden aldı. Bu yüzden bayram, bizim için tamamlanmamış bir hikâye ve yarım kalmış bir kavuşmanın adı oldu. Aynı zamanda hatırlamanın, yüzleşmenin ve yaraları onarma iradesinin de zamanıdır. Bu bayramın yüzleşmeye, adalete ve barışa açılan bir kapı olmasını diliyoruz. Çünkü barış olmadan hiçbir bayram tamamlanmaz” dedi.

‘Aileden özür dilendi ama adalet sağlanmadı’

Türkan Ocak, Hasan Ocak ile ilgili şunları belirtti:

“Atanmayı bekleyen bir öğretmendi. Bu süreçte Beyazıt’ta bir iş hanında çay ocağı işletiyordu. 21 Mart 1995 akşamı işyerinden ayrılırken annesini aradı, ‘Balık getireceğim, akşam için yemek hazırlama’ dedi. Ancak Hasan o akşam da, sonrasında da bir daha Avcılar’daki evine dönemedi. Hasan’dan haber alamayan ailesi, onun gözaltına alındığını öğrendi. Ancak yetkililer bu gerçeği ısrarla inkar etti. Aile savcılıktan emniyete, valilikten bakanlıklara, hastanelerden Adli Tıp Kurumu’na kadar her kapıyı çaldı. Artan kamuoyu baskısı sonucunda dönemin İçişleri Bakanı Nahit Menteşe, İstanbul Valisi Hayri Kozakçıoğlu, Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar ve İstanbul Emniyet Müdürü Necdet Menzir yaptıkları açıklamalarda ‘Hasan Ocak’ın gözaltında olmadığını ve suçlu olarak aranmadığını’ açıkladılar. Tanıklar ise Hasan Ocak’ı emniyette gördüklerini, adının parmak izi listelerinde olduğunu söylediler. Tüm beyanlar, inkarın ardındaki gerçeği açıkça ortaya koyuyordu. Ailenin ısrarlı arayışı 58 gün sürdü. Hasan Ocak’ın ağır işkence izleri taşıyan bedeni, ‘meçhul kişi’ olarak defnedildiği Altınşehir Kimsesizler Mezarlığı’nda bulundu. Olay yeri tutanağında, Hasan’ın üzerinde kimliğinin, kemerinin, saatinin, ayakkabı bağcıklarının bulunmadığı parmaklarında ise mürekkep lekeleri olduğu kaydedilmişti. Bu detaylar, onun gözaltı sürecinden geçtiğinin açık kanıtıydı. Gerçek o kadar açıktı ki dönemin İnsan Haklarından Sorumlu Devlet Bakanı Algan Hacaloğlu, Hasan’ın gözaltında işkence sonucu öldürüldüğünü kabul ederek, aileden özür diledi. Ancak buna rağmen adalet sağlanmadı.”

‘Artık yeter, adaletin gereğini yerine getirin’

İç hukuk yollarının sonuçsuz bırakıldığının altını çizen Türkan Ocak, şöyle devam etti:

“Aile, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurdu. 2004 yılında AİHM, Hasan Ocak’ın kaybedilmesi ve ölümüyle ilgili etkin bir soruşturma yürütülmediğine hükmederek Türkiye’yi mahkum etti. Bu karara rağmen Hasan Ocak dosyası, etkili soruşturma yükümlülüğünü yerine getirmeyen yargı tarafından zamanaşımına terk edildi. Hasan’ın gözaltında kaybedilişinin 31. yılında baba ve Emine Ocak’ın bıraktığı yerden çocukları, torunları ve mücadele arkadaşları olarak bir kez daha yargı makamlarına sesleniyoruz; artık yeter. Bu dosyada, gerçeği ortaya çıkaracak, sorumluları belirleyecek nitelikte bir soruşturma bugüne kadar yürütülmedi. Devletin etkili soruşturma yükümlülüğünü ihlal etmeye son verin. Adaletin gereğini yerine getirin. Kaç yıl geçerse geçsin Hasan Ocak ve tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan vazgeçmeyeceğiz.” (MA)