• Ana Sayfa
  • Kadın
  • DBP Kadın Meclisi’nin 8 Mart deklarasyonunda ‘kadınların ulusal birliği’ vurgusu

DBP Kadın Meclisi’nin 8 Mart deklarasyonunda ‘kadınların ulusal birliği’ vurgusu

DBP’nin 8 Mart deklarasyonunda kadın cinayetleri ve şüpheli ölümlere dikkat çekildi. Meclis Sözcüsü Berivan Bahçeci, “Kadın şahsında gerçekleşen özgürlük, toplumu da dönüştürecektir” diyerek ortak direniş çağrısı yaptı.

DBP Kadın Meclisi’nin 8 Mart deklarasyonunda ‘kadınların ulusal birliği’ vurgusu
Foto: MA
DBP Kadın Meclisi’nin 8 Mart deklarasyonunda ‘kadınların ulusal birliği’ vurgusu
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 20 Şubat 2026 13:49
  • Güncellenme: 20 Şubat 2026 13:50

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Kadın Meclisi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin deklarasyonunu Eş Genel Başkan Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın katılımıyla Muş’ta açıkladı.

DBP Muş İl Örgütü binasında “Bi jina azad rê ber bi civaka demokratik vê” sloganıyla gerçekleştirilen açıklamaya çok sayıda kadın katıldı. Deklarasyon metni Kürtçe olarak Meclis Sözcüsü Berivan Bahçeci tarafından okundu.

Kadınlara yönelik katliam politikaları olduğunu ve artarak devam ettiğini belirten Berivan Bahçeci, “Kadınların katledilmesi, şüpheli ölümler, cezasızlık politikaları ve faillerin korunma mekanizmaları; kadınların yaşamının nasıl sistematik biçimde değersizleştirildiğini göstermektedir” dedi.

Şüpheli kadın ölümlerine dikkat çekildi

Resmi rakamlara göre her yıl yüzlerce kadının öldürüldüğünü söyleyen Berivan Bahçeci, yüzlerce de şüpheli kadın ölümlerinin de yaşandığını ekledi.

Berivan Bahçeci, “Çok iyi biliyoruz ki; kadın kırımına varan bu rejim, aynı zamanda demokratik toplumu da hedef almaktadır. Buna karşılık kadın mücadelesi bölgesel sınırları aşmış, küresel ve tarihsel bir düzlemde devam etmektedir. Son yıllar kadınların alanlarda, sokaklarda ve yaşamın her yerinde sözünü büyüttüğü, erkek egemenliğine karşı direnişini yükselttiği bir dönem olarak öne çıkmıştır” diye belirtti.

Rojava’da kadın öncülüğünde gelişen devrimin, halkların eşitlik ve özgürlük temelinde birlikte yaşayabileceğinin somut bir örneği olduğunu belirten Berivan Bahçeci, bu deneyimin kadın özgürlüğü ile toplum özgürlüğü arasındaki bağı görünür kıldığını söyledi. Bahçeci, söz konusu modelin bu nedenle erkek egemen savaş politikalarının hedefi haline geldiğini ifade etti.

‘Rojava Kadın Devrimi eşit yaşamın somut modeli’ 

Rojava Kadın Devrimi’ne yönelik saldırıların direniş ve dayanışmayı büyüttüğünü vurgulayan Bahçeci, sınırları aşan kadın iradesinin ortak bir direniş hattı oluşturduğunu dile getirdi. Bahçeci, Rojava Kadın Devrimi’nin eşit yaşamı kurmayı ve korumayı hedefleyen toplumsal bir model sunduğunu kaydetti.

Kadınların özgürlük arayışının farklı biçimlerde görünür olduğunu belirten Bahçeci, bunun kimi zaman sokak eylemleriyle, kimi zaman annelerin direnişiyle, kimi zaman da kadınların saç kesme eylemleriyle ifade bulduğunu söyledi. Bu bağlamda saç kesmenin yasın ötesinde toplumsal hafızayı canlı tutan, direnişi ve onuru büyüten bir sembol olduğunu ifade etti.

Ulusal birlik arayışı ile demokratik toplum perspektifinin de bu bilinçle şekillendiğini söyleyen Bahçeci, dayanışmanın güç, örgütlülüğün ise özgür bir gelecek anlamına geldiğini belirtti. Bahçeci, Rojava deneyiminin kadın öncülüğünde özgür ve eşit yaşamın nasıl inşa edildiğini ve korunarak büyütüldüğünü açık biçimde gösterdiğini vurguladı.

Bahçeci, Rojava Kadın Devrimi’nin kazanımlarını savunmaya ve büyütmeye devam edeceklerini belirterek, devrimi korumanın yanı sıra onu inşa etmenin de hayati bir rol taşıdığını ifade etti. Bu hedef doğrultusunda kararlılıkla mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

Süreç vurgusu

Kadınlar olmadan barış ve demokrasinin mümkün olmadığının altını çizen Berivan Bahçeci, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te ilan ettiği Barış ve Demokratik Toplum Çağrısı’na işaret etti:

“Barış ve Demokratik Toplum Süreci, halklar ve kadınlar için yeni bir siyasal zemin yaratmıştır. Bu sürecin ilerlemesi ise kadınların ulusal birliği ve örgütlü mücadelesiyle mümkündür. DBP Kadın Meclisi olarak barışın toplumsallaşmasını kadın özgürlüğü temelinde ele alıyoruz. Çünkü barış yalnızca silahların susması değildir. Barış; kadın haklarının korunması, yaşamın güvence altına alınması ve eşit, özgür yurttaşlığın geliştirilmesidir. Aynı zamanda barış, demokratik siyasetin önünün açılmasıdır. Bu nedenle sürecin başarıyla sonuçlanması Sayın Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü ve demokratik toplumun somut adımlarla inşası için mücadelemizi sürdüreceğiz.”

‘Direnişimiz ne kadar büyürse özgürlük o kadar yayılacaktır’

Mezopotamya’nın bereketli topraklarında binlerce yıldır ilmek ilmek örülen komünal yaşam hafızasının bugün kadın direnişinde yeniden hayat bulduğunu söyleyen Berivan Bahçeci, açıklamaya şöyle devam etti:

“Zagrosların direnişinden ve ana tanrıça kültürünün mirasından aldığımız güçle; bize dayatılan köleci yaşamı reddediyoruz. Kadın Kurtuluş İdeolojisi çerçevesinde öz savunmayı esas alıyor, kadınlara ve doğaya yönelik her saldırıya karşı mücadeleyi temel görev sayıyoruz. İnanıyoruz ki; kadın şahsında gerçekleşen özgürlük, toplumu da özgürleştirecek ve dönüştürecektir. Özgür bir yaşam, erkek egemen zihniyetin de tarihsel bir dönüşüm geçirmesini gerektirir. Özgür ve eşit bir yaşam ancak kadın ve erkeğin eşit temelde birlikte kurduğu toplumsal bir sistemle mümkündür. Kadınların ulusal birliği bu dönemin en stratejik meselesidir. Kimlik, inanç, kültür ve farklı halklardan kadınların birliği; işgalci ve savaş politikalarına verilecek en güçlü yanıttır. Demokratik Kadın Konfederalizmi perspektifi etrafında bölgesel ve küresel saldırılar karşısında ortak yaşamı inşa etme sorumluluğuyla hareket ediyoruz. Bu 8 Mart’ta bir kez daha ilan ediyoruz; direnişimiz ne kadar büyürse özgürlük o kadar yayılacaktır. Özgürlük ne kadar yayılırsa demokratik toplumun inşası da o kadar hızlanacaktır. 8 Mart biz kadınlar için mücadele günüdür; yeni bir yaşam kurma irademizin ilanıdır. Başta Kürdistan ve Ortadoğu kadınları olmak üzere dünyanın tüm kadınlarına çağrımızdır; gelin ortak mücadelemizi, direnişimizi, dayanışmamızı ve örgütlülüğümüzü büyütelim. Kadınların örgütlü gücüyle mutlaka eşit, özgür ve demokratik bir gelecek inşa edeceğiz.” (MA)