• Ana Sayfa
  • Manşet
  • DEM Parti’den CHP’ye Kuzey ve Doğu Suriye gündemli ziyaret

DEM Parti’den CHP’ye Kuzey ve Doğu Suriye gündemli ziyaret

DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları ve Tuncer Bakırhan, Kuzey ve Doğu Suriye gündemli ziyaretler temelinde CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile bir araya geldi.

DEM Parti’den CHP’ye Kuzey ve Doğu Suriye gündemli ziyaret
DEM Parti’den CHP’ye Kuzey ve Doğu Suriye gündemli ziyaret
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Ocak 2026 10:56
  • Güncellenme: 27 Ocak 2026 12:20

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara ilişkin düzenleyeceği siyasi parti ziyaretlerinin ilkini Cumhuriyet Halk Partisi’ne (CHP) düzenledi. CHP Genel Merkezi’nde yapılan görüşmeye katılan DEM Parti Eş Genel Başkanları Tülay Hatimoğulları, Tuncer Bakırhan ve Grup Başkanvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit ve Sezai Temelli’den oluşan DEM Parti heyetini, CHP Genel Başkan Yardımcısı Selin Sayek Böke’nin aralarında olduğu CHP heyeti kapıda karşıladı.

Heyet daha sonra CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile görüşmek üzere toplantının yapılacağı salona geçti.

DEM Parti Eşbaşkanları ve Özgür Özel toplanıtının ardından açıklama yaptı.

Bakırhan: Türkiye’de bir nefret korosu var

Konuşmasına Özgür Özel’e teşekkür ederek başlayan Tuncer Bakırhan, “Halep saldırısı başladığı günden bugüne kadar yapmış olduğu yapıcı sağduyuluğu açıklamalarını takip ettik. Teşekkür ediyoruz. Bu süreçte sağduyuya yapıcı davranmaya, kapsayıcı açıklamalar yapmaya hepimizin ihtiyacı var” dedi.

Bakırhan konuşmasına şöyle devam etti:

Suriye’yi konuştuk, bölgeyi konuştuk, Kuzeydoğu Suriye’deki gelişmeleri konuştuk. Siz de takip ediyorsunuz. Orada bir insanlık dramı yaşanıyor. Deyim yerindeyse ateşe benzinle gidenler var, bir de ateşi soğutmaya çalışanlar var. Biz oradaki çatışmanın, şiddetin son bulmasını meselenin diyalogla, müzakereyle barışçıl bir şekilde çözülmesini istiyoruz. Ama maalesef Türkiye’de bir nefret korosu var. Sabah akşam Kürt karşıtı propaganda yapıyorlar. Suriye’de sanki demokratik bir rejim var da Kürtler oyunbozanlık yapıyormuş gibi bu koro 7-24 Kürt karşıtı bir algı oluşturmaya çalışıyor. Tekrar ediyoruz.

Kürtler hiçbir zaman yaşadıkları ülkelere ve komşu ülkelere tehdit olmadılar. Bundan sonra da olmayacaklardır. Bu aslında biliniyor. Ama bu konuda bir ezber var. Bu ezberin artık bozulması gerektiğini belirtmek istiyoruz. Yine Kürtler bölgede yaşadıkları Hiçbir ülkenin değerleriyle, bayrağıyla, sembolleriyle bir sorunları yok. Sorunları olmayacak da. Bu da iyi bilinsin. Bunun üzerinden yıpratmaya dönük oluşturulan algıları da kabul etmiyoruz. Değerli basın mensupları 100 yıldır bölgede çok kirli bir oyun oynanıyor. Siz de takip ediyorsunuz. Aslında bu oyunu bilmeyen yok.”

Özgür Özel: Mürşitpınar Sınır Kapısı yardımlar için açılmalı

CHP Genel Başkanı Özgür Özel de etnik kimlikler üzerinden yükselen nefret söylemini reddettiklerini belirterek, Türkiye ve Suriye hattında barış, kardeşlik ve diyalog vurgusu yaptı. Özel, insani yardımların Koban,’ye ulaştırılmasında Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın açılması çağrısında bulundu.

CHP lideri Özgür Özel şunları söyledi:

“Ortada bir sınır çizgisinin olması, iki taraftaki kardeşliği ortadan kaldırmıyor. Sınırın iki yanında akrabalar yaşıyor. Türklerin, Türkmenlerin, Kürtlerin, Arapların her birimizin birbirine akraba olduğunu ve aramızda kurulabilecek hukukun sadece kardeşlik hukuku olduğunu görmemiz gerekiyor.

Türkiye’de 6-8 milyon Arap yaşıyor. Ancak zaman zaman Suriye’deki karışıklıklar, bunun yarattığı iç göç ve Türkiye’deki sığınmacı sorunu nedeniyle sanki bir Arap düşmanlığı yükseliyor. Türkiye’de Kürt kardeşlerimizle hep birlikte, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu unsurları olarak yaşıyoruz.

‘Ortalık karışınca gerçek yüzleri çıkıyor’

Ne zaman işler yolunda gitse kardeşlikten bahsedenler, biraz ortalık karışınca gerçek yüzlerini gösteriyor. Sayın Genel Başkan’ın da ifade ettiği gibi, nefret söylemine varan; Kürtleri kıran, rencide eden bir dil kullanıyorlar. Bunların tamamını reddediyoruz.

Biz burada yan yana duruyoruz: üç eş genel başkan, iki eş genel başkan ve bir genel başkan. Burada bir Türk, bir Arap, bir Kürt var ama hepimiz kardeşiz. Ürettiğimiz siyaset düşmanlık üretemez. Gerilimden, nefretten beslenemez.

‘Kazanan kim olmalı?’

Sadece şu soruyu sormak gerekir. Ben her gün güne başlarken kendime bu soruyu soruyorum:
Bu oyunda kazanan İngilizler mi olmalı, Amerikalılar mı olmalı, İsrailliler mi olmalı?
Yoksa bu oyunda kazanan Kürtler, Türkler, Araplar, Aleviler, Dürziler mi olmalı?

Niye kilometrelerce ötede, ellerini sıcak sudan soğuk suya sokmayan; ömürleri boyunca dünyanın neresinde petrol varsa, maden varsa, sömürülecek bir şey varsa oraları sömürmüş olanlar yine kazançlı çıksın?
Barışı sağlayalım, kardeşliği sağlayalım, demokrasiyi sağlayalım. Bir kez de biz kazanalım.

‘Türkiye’den yardım gitmesi önemli ama yardımlar kimin eline geçecek?’

Bunun yolu herkesin cesaretle inisiyatif almasından geçiyor. Öncelikle Suriye’deki gelişmeleri ve orada yaşanan insanlık dramını dikkatle ve endişeyle takip ediyoruz. Türkiye’den yardım konvoylarının çıkmış olmasını, Halep üzerinden Ayn el-Arab’a, Kobanê’ye ulaştırılmasını olumlu görüyoruz.

Ama orayı bu hâle kim getirdi, buna da bakmak gerekiyor. Bir yandan selefi yapılara yol verip, şehirler kuşatılıp elektrikler kesildiğinde, çocuklar soğuktan donduğunda, insanlar açlığa sürüklendiğinde yardım tırları göndermek yerine; bu kargaşaya baştan izin vermemek, diyaloğu ve çözümü öne çıkarmak gerekiyordu.

Bir yandan da şunu söylemek zorundayız: Şehirler kuşatma altındayken gönderilen bu yardımlar doğru yere mi ulaşacak, yoksa başkalarının eline mi geçecek? Bu konuda da endişeliyiz.

Bu görüşmelerde de dile getirdik. Yardımların Öncüpınar’dan Halep’e, Halep’ten Ayn el-Arab’a, Kobanê’ye ulaştırılmasının dışında, çok daha pratik ve lojistik olarak aklın gereği olan, çok daha güvenli bir yol var. Mürşitpınar Sınır Kapısı.

Mürşitpınar Sınır Kapısı açıldığında, yardımlar herhangi bir kuşatmayı aşmak zorunda kalmadan doğrudan ulaşması gereken yere ulaşıyor. Bu nedenle Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardımlarla sınırlı olmak üzere açılmasını ve tüm yardımların buradan ulaştırılmasını önemli görüyoruz.”