Demokratik Birlik İnisiyatifi Genel Kurulu: En büyük derman Kürt halkının birliğidir
Demokratik Birlik İnisiyatifi Genel Kurulu’nda Halep’e yönelik saldırılara tepki gösteren Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “En büyük dermanımız Kürt halkının birliğidir” dedi.
Demokratik Birlik İnisiyatifi, “Birlik ruhu ile başaracağız” sloganıyla 2’nci Olağan Genel Kurulu’nu gerçekleştirdi. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi Ali Emiri Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen kurula, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar’ın yanı sıra çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Kurulda divan seçiminin ardından demokrasi mücadelesinde yaşamını yitirenler anısına saygı duruşunda bulunuldu. Ardından inisiyatifin yaptığı çalışmaların yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Sinevizyon sonrası Abdullah Öcalan’ın kurula gönderdiği mesaj okundu.
Öcalan: Kalıcı birlik zorla değil, eşitlik, karşılıklı tanıma ve ortak yaşam iradesiyle mümkündür
Veysi Aktaş: Son fırsat
İmralı Cezaevi’nde kalan Veysi Aktaş ise Abdullah Öcalan’ın başlattığı sürecin hem coğrafya için hem de Kürt-Türk ittifakın yeniden güncellenmesi açısından önemli ve değerli olduğunu belirtti.
Bu sürecin hem devlet hem de Kürtler açısından son fırsat olduğuna dikkat çeken Aktaş, “Bu süreci geliştirecek olan kurumların başında bu inisiyatif geliyor. Bu inisiyatifin çalışmalarıyla demokratik ulus inşasında önemli rol oynayacağına inanıyorum. Özellikle bu coğrafyada ulus devletten kaynaklı halklar arasındaki çelişkileri kışkırtan yaklaşımları boşa çıkarmak önemli. Demokratik toplum inşasının geliştirilmesinde, bunun sağlanmasında ve yine demokratik cumhuriyete geçişte önemli bir rol oynar. Yoksa devletin kendi kendine demokratikleşeceği yok, öyle bir isteği yok. Ama en fazla demokrasiye duyarlı hale getirile bilinir. Bu da bu çalışmalarla olur” şeklinde konuştu.
Halep’e saldırılar
İnisiyatif Eşsözcüsü Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, Halep mahallelerine yönelik saldırılara tepki gösterdi. Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Oralar sadece 2 mahalle değil, orada büyük bir direniş ortaya çıktı. Şimdi adı HTŞ de olsa da zihniyeti IŞİD’tir. Ona kimin destek verdiğini de iyi biliyoruz. Kürtlerin mahallelerine saldırılanları kınıyoruz. Gönlümüz Rojava halkıyla. Rojava halkı Kürt halkının gözünün nurudur. Oradaki saldırı sadece halklara değil, oradaki paradigmayadır da. Bir kez daha HTŞ’yi ve ona destek verenleri kınıyoruz.” dedi.
Türkiye’de devam eden Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne dikkat çeken Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Türkiye, burada Bakur’da bir süreçten bahsediyor, ‘Barışı sağlayacağım’ diyor. Ama sınırın diğer tarafından kardeşlerimize saldırıyor. Eğer sınırın içinde Kürtler için barıştan bahsediyorsan diğer sınırda Kürtlere saldırıdan bahsedemezsin. Her ne kadar devletler bir sınır koyduysa da biz bir halkız, biriz, kardeşiz. Türkiye Kürt halkına ses vermeli, Kürtlerin hakkını esas almalı. Eğer demokratik toplum sağlanacaksa ancak barışla sağlanır, savaşla, çatışmayla sağlanmaz” ifadelerini kullandı.
Kuzey ve Doğu Suriye’ye herhangi bir müdahalede diğer ülkelerde yaşayan Kürtlerin de tepkisine yol açacağını belirten Gülcan Kaçmaz Sayyiğit, “Ama en büyük dermanımız Kürt halkının birliğidir” dedi.
Kamaç: Ulusal birlik ekmek ve su kadar önemli
Son olarak konuşan Eşsözcü Mehmet Kamaç, ortak çatıyı birlikte inşa etme çağrısında bulundu. Kamaç, Demokratik Birlik İnisiyatifi’nin çalışmaları hakkında bilgi verdi. Kamaç, “Demokratik Birlik İnisiyatifi olarak çalışmalarımızı Ulusal Kongre zeminine ulaşacak bilinçle devam ettireceğiz” dedi.
Halep’teki Şeyh Maksud ve Eşrefiyê mahallelerine dönük saldırılara da değinen Kamaç, “Kürtlerin artık hiçbir yerde kolay lokma olmadığını Eşrefiyê ve Şeyh Maksud gençlerinin direnişinde gördük” diye konuştu.
Barış ve Demokratik Toplum Süreci’nin nihayete ermesi için umutlarını koruduklarını söyleyen Kamaç, “Buna dönük çalışmalarımız da sürüyor” diye konuştu.
Kamaç son olarak, ulusal birliğin 21’inci yüzyılda Kürtler için ekmek ve su kadar önemli olduğunu vurguladı.
Çiğdem Kılıçgün Uçar: Birliğimizi kuramazsak saldırılar ağırlaşır
Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Çiğdem Kılıçgün Uçar ise Kürtlerin gözünün Kuzey ve Doğu Suriye’de olduğuna belirten Çiğdem Kılıçgün Uçar, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat’taki çağrısına dikkat çekti.
Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Bu sadece Kürtlere değil, devlete de bir çağrıydı. Sayın Öcalan, ‘Demokratik toplum, Demokratik Cumhuriyet, devletin demokratikleşmesi’ dedi. Ama devlet ne yaptı, sadece 10 Mart mutabakatına baktı. Soruyoruz; Türk devletinin Suriye’de ne işi var? Türk devleti Kürtler statü alsın istemiyor, haklarını almalarını istemiyor.” dedi.
SDG’ye “terörist” diyenlere cevap veren Çiğdem Kılıçgün Uçar, “Soruyoruz; kadınlara tecavüz edenler, insanları yakanlar terörist değil de, SDG mi terörist? SDG sadece askeri bir yapı değil. İçinde Süryani, Ermeni, Arap ve Kürtler var. SDG ile kendilerini savundular, öz savunmalarını yaptılar. Kürt halkı birliğini gerçekleştirmeli. Bu konuda inisiyatifin üzerinde büyük bir sorumluluk var” ifadelerini kullandı.

Tiryaki: Süreç eşitsiz bir şekilde yürüyor
Ardından söz alan Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Batman Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Türkiye’de yürüyen Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne toplumun her kesiminin desteği olduğunu fakat inanç eksikliğinin yaşandığını belirtti.
Sürecin eşitsiz bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çeken Tiryaki, Abdullah Öcalan’ın attığı adımları hatırlattı. Tiryaki, diğer taraftan devletin her hangi bir adım atmadığını sözlerine ekledi. Tiryaki, Meclis’te kurulan komisyonun yürüttüğü çalışmaları aktararak, sürece toplumun en geniş kesimlerinin inanabilmesi için siyasi partilerin kimi adımlar atması gerektiğini ve bu şekilde sürece desteğin daha da büyüyeceğini kaydetti.
Şeyh Said katliamı, Seyid Rıza, Agirî İsyanı gibi Kürtlerin unutmadığı olayları hatırlatan Tiryaki, son 40 yılda yaşanan kimi katliamlara da dikkat çekerek, “Biri Halepçe katliamı, bir diğeri Kobani’de yaşananlar. Şimdi de Halep’te Şeyh Maksud ve Eşrefiye’de Kürtlere yaşam hakkı tanınmaması; dünyanın neresinde bir Kürt yaşıyorsa herkeste çok büyük bir duygusal kırılma yaşattı. Her Kürdün yüreği Şeyh Maksud ve Eşrefiyê’de attı. Kürtler dünyanın en direngen halklarından biri. Bu duygusal kırılma şu açıdan çok önemli; Biz Türkiye’de Kürt meselesinin barışçıl demokratik yollarla çözümünü savunuyoruz. Kürt halkı ve dostları birlikte mücadele ettikleri halklarda aynı şeyi savunuyor. Hep birlikte herkesin kendi kimliğiyle yaşamasını istiyorlar. Şimdi her inançtan insanın yaşadığı Halep’te 2 Kürt mahallesine tahammül edemiyorsanız, bir arada nasıl yaşayacağız, Suriye’de nasıl kardeşlik, eşitlik diyeceğiz? Kırılan sadece oradaki Kürdün kalbimi? Kürtlerin hafızasından silinmeyecek. 2 nedenle silinmeyecek; İlham Ahmed’in paylaştığı o fotoğrafı hiçbir Kürt unutmayacak. Gözaltına alınmış bir Kürdün 3 gün sonra kalbinin sökülmesini, gözünün çıkarılmasını hiçbir Kürt unutmayacak. Bu katliamı unutmayacağız. Elbette birlikte yaşam demeye devam edeceğiz ama bunu unutmayacağız” şeklinde konuştu.
Sonrasında söz alan siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcileri de, Halep’e yönelik saldırılara tepki göstererek, herkesin oradaki saldırılara karşı durması ve halkların destekçisi olması gerektiğini vurguladı. Yine bu noktada ulusal Kürt birliğinin öneminin altı çizildi.
Konuşmaların ardından kurul basına kapalı devam etti. Kurul sonunda sonuç bildirgesi açıklanacak. (MA)




