Dicle Toplumsal Araştırmalar Merkezi (DİTAM), Diyarbakır’da “Suriye, Rojava ve Kürt meselesi” başlıklı bir panel düzenledi. Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası’nda (DTSO) gerçekleştirilen panele, çok sayıda siyasi parti ile sivil toplum örgütü temsilcisi katıldı.
Azizoğlu: Kürt meselesinin hafızası çözümün parçası olmalı
Panelin açılış konuşmasını yapan DİTAM Başkanı Mesut Azizoğlu, Suriye’ye yönelik saldırıların, devletin çözüm gerekçesi ile Kürtlerin beklentileri arasındaki farkı ortaya koyduğunu söyledi. Kürtlerin yaşadığı sorunların temelinde devletin yüzyıllık politikalarının bulunduğunu vurgulayan Azizoğlu, “Kürt meselesinin hafızasının ve Kürtlerin beklentilerinin çözüm sürecinin bir parçası olması gerekiyor. Kürt meselesinde gerçek bir çözüm için bunlar şarttır” dedi.
Yeğen: Yeni güç dengesi Kürtleri itekliyor
Panelin ilk oturumu, “Suriye’de son dönemde yaşananların nedenleri, çözüm sürecine etkisi ve Kürt siyaseti” başlığıyla gerçekleştirildi. Oturumun moderatörlüğünü Dr. Selim Ölçer üstlendi. İlk konuşmayı yapan akademisyen Mesut Yeğen, 2026 itibarıyla bölgede oluşacak yeni statükonun Kürtleri daha geriye itme potansiyeli taşıdığına dikkat çekti.
Yeğen, bölgede İsrail, Türkiye, Suudi Arabistan ve İran’ın dahil olduğu yeni bir güç dengesi oluştuğunu belirterek, Türkiye’nin bu yeni durumu gördüğü için Kürtlerle daha “yumuşak” bir ilişki geliştirmeyi hedeflediğini söyledi. Bunun, önümüzdeki dönemde Kürt-Türk ilişkilerinin geçmişe kıyasla daha düşük yoğunluklu bir çatışma zeminine işaret ettiğini ifade etti.
‘Yeni şartlar, yeni sözler gerektiriyor’
Kürt siyasetine dair değerlendirmelerini sürdüren Yeğen, daha güçlü bir Kürt siyasetinin ortaya çıktığını ancak karşısında otoriter bir rejimin bulunduğunu dile getirdi. Yeğen, “Yeni şartlar yeni araçlar gerektiriyor. Kolektif düşünmeye ve Kürtler arasındaki temasın artırılmasına ihtiyaç var. Bu nedenle bir ulusal konferansa ihtiyaç duyuyoruz” dedi.
Seda Altuğ: Rojava artık daha çok Suriye içi bir mesele
Akademisyen Seda Altuğ ise 2011 sonrası Suriye ve Kuzeydoğu Suriye’de yaşanan gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Türkiye’deki sürecin, SDF ile Şam arasındaki gelişmelere doğrudan endekslendiğini belirten Altuğ, Şam yönetiminin Kürtleri merkezi rejime entegre etmeyi hedeflediğini söyledi.
Seda Altuğ, 30 Ocak’ta imzalanan anlaşmanın mevcut koşullar altında “olabilecek en olumlu maddeleri” içerdiğini belirterek, Afrîn ve Serêkaniyê’den zorla göç ettirilenlerin geri dönüşünün bu çerçevede önemli bir başlık olduğunu vurguladı. Buna karşın söz konusu düzenlemelerin anayasal güvenceye bağlanmadığına dikkat çekti.
Sancar: Barışın kalıcılaşması için hukuki ve siyasi adımlar şart
Panelde konuşan DEM Parti İmralı Heyeti Üyesi ve Şanlıurfa Milletvekili Mithat Sancar, Türkiye’deki süreç ile Suriye’deki gelişmelerin birlikte ele alınması gerektiğini söyledi. Kürt sorununun silah ve şiddet zemininden hukuki ve siyasi alana çekilmesinin temel hedef olduğunu belirten Sancar, “Barış çatışmayı bitirmektir, demokratik toplum ise barışı kalıcı kılmaktır” dedi.
Sürecin 16 aydır devam ettiğini hatırlatan Sancar, silah bırakma ve örgütün feshi kararlarının önemli olduğunu ancak bunun entegrasyon ve hukuki düzenlemelerle desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
‘Şiddetin yerine siyaset geçmeli’
Sancar, Kürt sorununun şiddetten arındırılmasının tek başına yeterli olmayacağını belirterek, demokratik siyasetin önünün açılması gerektiğini ifade etti. Çözüm ve barışın kalıcılaşmasının toplumun tüm kesimlerinin sorumluluğu haline geldiğini söyledi.
Kuzeydoğu Suriye’de geliştirilen birlikte yaşam modeline de değinen Sancar, bu deneyimin Ortadoğu için hâlâ önemli bir çözüm perspektifi sunduğunu belirtti. “Bu model çöktü yaklaşımını gerçekçi ve güvenli bulmuyorum” diyen Sancar, özgürlük ve güvenliğin bir arada sağlanabileceği bir Ortadoğu için bu fikriyatın geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.
Panel, konuşmaların ardından ikinci oturumla devam etti.
İkinci oturum: Sivil toplum süreci nasıl değerlendiriyor?
DİTAM paneli “Diyarbakır ve bölgedeki sivil toplum son yaşananlarla ilgili ne düşünüyor?” başlıklı ikinci oturumla devam etti. Oturumun moderatörlüğünü DİTAM Başkan Yardımcısı Sevim Vural üstlendi.
Şilan Çelik: Türkiye Kürtlük gerçeğiyle yüzleşmeli
Oturumda ilk sözü Diyarbakır Barosu Başkan Yardımcısı Şilan Çelik aldı. Çelik, Suriye’de yaşanan gelişmelerin Türkiye’de yürüyen süreci doğrudan etkilediğini belirterek, devletin Kürtleri kabul etmeyen ve düşmanlaştıran politikalarda ısrar ettiğini söyledi. Türkiye’nin bugüne kadar izlediği politikalardan vazgeçerek Kürtlük gerçeğiyle yüzleşmesi gerektiğini vurguladı.
Son dönemdeki saldırılarla birlikte Kürt toplumunda güvensizlik duygusunun derinleştiğine dikkat çeken Çelik, Türkiye’nin hem iç politikada hem de Suriye’de izlediği politikalarla bölgesel güç olma iddiasında bulunduğunu ifade etti. Çelik, “Güç olmak istiyorsa Kürt meselesini çözmek zorunda. Bunun için Kürtlerin yaşadığı kırılmayı onarmaya ihtiyaç var” dedi.
Diken: Rojava, Kürtler arasında ruhsal birliği güçlendirdi
Daha sonra söz alan Dicle Toplumsal Araştırmalar Vakfı (DİTAV) Başkanı Şeyhmus Diken, zaman içinde birbirine yabancılaşan Kürtlerin yeniden bir araya gelmesinin, birbirini tanımasının ve ortak karar süreçlerine katılmasının önemine işaret eden Diken, bunun Kürt toplumu açısından önemli bir kazanım olduğunu belirtti.
Yılmaz: Barışın toplumsal zemini güçlendirilmeli
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şube Başkanı Ercan Yılmaz ise Barış ve Demokratik Toplum Süreci öncesinde yaşanan hak ihlallerini ve hukuksuzlukları hatırlattı. Başlayan sürecin halkta ve sivil toplumda heyecan yarattığını ifade eden Yılmaz, bu tür süreçlerde sivil topluma çizilmek istenen dar çerçevenin aşılması gerektiğini söyledi.
Yılmaz, kayyım uygulamaları ve hasta tutsaklar gibi sorunların Kürt meselesinin doğrudan sonucu olduğunu belirterek, bu sorunların tekrar yaşanmaması için yasal ve anayasal güvencelerin oluşturulması gerektiğini vurguladı. İHD’nin verilerine de dikkat çeken Yılmaz, 1991-2024 yılları arasında en az 36 bin sivilin çatışmalı süreçte yaşamını yitirdiğini, Türkiye’de 303 toplu mezarın hâlâ açılmadığını hatırlattı.
‘Batıdaki sivil toplum sürece dahil edilmeli’
Sürece mesafeli duran sivil toplum kesimlerinin de sürece dahil edilmesi gerektiğini ifade eden Yılmaz, özellikle Türkiye’nin batısında faaliyet yürüten sivil toplum örgütleriyle ortak çalışmalar yapılmasının önemine işaret etti. Yılmaz, müzakere süreciyle eş zamanlı olarak muhalefete yönelik operasyonların, sivil toplumun sürece katılımını daralttığını da sözlerine ekledi.
Özbekli: Kimliğin kabulü başlı başına bir kazanım
Diyarbakır Hak İnisiyatifi’nden Şeyhmus Özbekli, Suriye’de çatışmanın durmasının ve Kürt kimliğinin kabul edilmesinin başlı başına önemli bir kazanım olduğunu söyledi. Bu kazanımların daha görünür kılınması gerektiğini ifade eden Özbekli, Türkiye’nin de Kürtlerin haklarını koruması ve sahiplenmesi gerektiğini belirtti.
Özbekli, tehdit dili ve mutlak doğrular üzerinden kurulan siyasetin terk edilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Hem Türkiye’de hem Kürt hareketinde ihtiyaç olan şey; müzakereye açık, insan onurunu esas alan bir dildir” dedi.
Kaya: Çözüm zor ama ilerlemek mümkün
Panelde son olarak söz alan Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkanı Mehmet Kaya ise Kürt sorununun çözümünün kolay olmadığını belirterek, “Çözüme giderken önümüzdeki engelleri aşarak ilerlemeye devam etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.
Panel, soru-cevap bölümünün ardından sona erdi.



