• Ana Sayfa
  • Kadın
  • Durdona’nın başına gelenlere öfke duyan kadınlara mektup

Durdona’nın başına gelenlere öfke duyan kadınlara mektup

İstanbul Şişli’de bir çöp konteyneri içinde başı kesilmiş cansız bedeni bulundu Özbek Durdona Khokimova’nın birkaç gün önce.

“Kobane’den Şişli’ye kadın kafası kesmek kimin geleneği acaba?” diye soran Ayşe Düzkan’ı okuyunca karar verdim bu mektubu yazmaya.

Kobane Kuzey doğu Suriye’de ve 6 Ocak’tan bu yana kadınlar çağrılar yapıyor katliamlara karşı.

Kadınları öldürüp İstanbul’da işlek bir sokakta çöpe atabilen erkeklerin, savaş koşullarında kadınlara neler yapabileceğini hayal bile etmeyin…

Şu anda Suriye’de olsam nerede yaşamak isterdim kadın olarak diye sordum kendime?

HTŞ’li Colani hükümetinin kontrolündeki bir kentte kadınlar nasıl yaşıyor acaba?

14 yıl süren, kafaların kesildiği, insanların diri diri yakıldığı, kadınların esir pazarlarında satıldığı bir iç savaştan sonra güven içinde nefes almak nasıl mümkün olacak Suriyeli kadınlar için ?

Kürt, Alevi, Süryani, Ezidi, Dürzi, Çerkes, Ermeni ve seküler Arap kadınlar nasıl kaygılar taşıyorlar?

Bu madalyonun öteki yüzüne de bakmanızı isterim.

Kuzey ve Doğu Suriye’de Kürt kadınlar nasıl bir toplumsal düzende yaşıyorlar?

Rojava’da kadınlar sadece elde silah savaşıyor ve başka hiçbir şey yapmıyor mu?

Bildiklerimi paylaşayım.

Rojava’da üniversiteler var. Kadınlar bu üniversitelerde okuyor.

Ücretsiz sağlık hizmeti veren hastaneler var.

Kadınlar tüm kamusal alanlarda eşit temsil ediliyor söz sahibi yani.

Halk meclisleri var. Bu meclislerin eşbaşkanı kadınlar.

Bunların hepsini de iç savaş sırasında IŞİD’le mücadele ederken kurdular.

IŞİD’i yendiler ve şimdi kendi öz topraklarında kurdukları bu sistemi korumak istiyorlar.

Hatta bütün halkları ve inançları tanıyan ve eşit gören; hepsinden önemlisi kadını eşit ve özgür gören bu toplumsal model, tüm Suriye’de hayat bulsun istiyorlar.

Bunları nerden çıkartıyorsun derseniz diye iki toplumsal sözleşmeyi, iki kadın tahayyülünü karşılaştırdim sizin için.

Yukardaki sorularımın cevabı için yardımcı olur belki.

Kuzey ve Doğu Suriye Demokratik Özerk Yönetimi Toplumsal Sözleşmesi ile Colani hükümetinin Suriye Anayasal Bildirisi’ni kadınların siyasal ve toplumsal konumu üzerinden yan yana koydum.

1.⁠ ⁠Kurucu ilke
Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde kadın özgürlüğü, metnin kurucu ilkesidir. Kadın, toplumun kurucu öznesi olarak tanımlanır.

Colani’nin Anayasal Bildirisi’nde kurucu ilke devletin birliği, düzeni ve merkezi otoritedir. Kadına özgü kurucu hiçbir vurgu yoktur. Eşitlik, soyut yurttaşlık kavramı içinde eritilir.

2.⁠ ⁠Temsil ve siyasal katılım

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde, Eşbaşkanlık sistemi anayasal zorunluluktur.
Meclislerde ve yürütmede kadınların eşit temsili esastır.
Kadınlar, kendi örgütlü yapılarıyla karar alma süreçlerine katılır.

Colani’nin Anayasal Bildirisi’nde kadınların eşit temsiline dair tek bir bağlayıcı düzenleme yoktur.
Eşbaşkanlık, kota ya da pozitif ayrımcılık bulunmaz.

3.⁠ ⁠Kadına yönelik şiddet

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde, kadına yönelik her türlü şiddet açıkça suç olarak tanımlanır.
Toplum birlikte sorumludur.

Colani’nin Anayasal Bildirisi’nde kadına yönelik şiddet başlığı yoktur.
Koruma, genel “özel hayat” ve “kamu düzeni” ifadelerine havale edilir.

Toplumsal cinsiyet eşitliği

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde, toplumsal cinsiyet eşitliği açıkça tanınır.
Kadınlara özgü maddeler ve kurumlar vardır.

Colani’nin Anayasal Bildirisi cinsiyet körüdür.
“Herkes” ve “vatandaş” ifadeleriyle farklar silinir.

Bu iki metin arasındaki fark, iki ayrı toplum tahayyülünün farkıdır.

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi, kadın özgürlüğünü toplumsal sisteminin temeline yerleştirir.

Colani’nin Anayasal Bildirisinde, kadınların adı anılmaz, kamusal alanda eşit temsil güvence altına alınmaz.

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde kadın, korunması gereken kırılgan bir grup olarak değil, toplumun kurucu öznesi olarak tanımlanır. Eşbaşkanlık sistemi anayasal bir zorunluluktur. Temsil, iyi niyete ya da kültürel alışkanlıklara bırakılmaz, yapısal olarak güvence altına alınır. Kadınlar yalnızca yönetime katılmaz, yönetimi birlikte kurar.

Colani’nin Anayasal Bildirisi ise bambaşka bir yerden konuşur. Metin boyunca kadın kelimesi neredeyse hiç geçmez. Pozitif ayrımcılık, kadınların siyasal karar alma süreçlerindeki yerine dair tek bir bağlayıcı hüküm yoktur.

İki metin arasındaki fark en açık biçimde kadına yönelik şiddet meselesinde görülür.

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi’nde kadına yönelik şiddet açıkça tanımlanmış, suç sayılmış ve toplumsal sorumluluk olarak ele alınmıştır.

Colani’nin Anayasal Bildirisi’nde ise bu başlığın esamesi bile okunmaz.

Rojava’lı kadınlar neden Colani’nin Suriye’sine entegre olmakta zorlanıyor ve kazanımlarını korumak istiyor biraz anlatabilmişimdir umarım.

Kuzey ve Doğu Suriye Toplumsal Sözleşmesi kadınlara yalnızca “yaşayabilirsin” demiyor.

“Yöneteceksin, karar alacaksın, kuracaksın” diyor.

Colani’nin Anayasal Bildirisi’nin bu konudaki sessizliği ise çok ürkütücü kadınlar için.

Colani hükümetinin içinden geldiği cihatçı selefi IŞİD geleneğinin Suriye’deki Kürt, Alevi, Ezidi, Süryani kadınların hafızasındaki görüntülerine hiç girmiyorum bile.

Sadece Colani’nin kağıt üstünde vaad ettikleri ile Rojava’daki halihazırdaki durumu karşılaştırmak bile bir fikir verebilir size diye düşündüm.

Kadınlar Rojava’yı neden savunuyor?

Katillerin adını koyalım ve her yerde tanıyalım diye bu sorum.

Çünkü kadınlara yaptığı vahşi saldırılar yetmez patriyarkaya, ırkçılık ve militarizmle kızkardeşlerine kör ettiği kadınların, katil için alkışı, gözyaşı ve duası da lazımdır.

Sonuna kadar okuma sabrı gösterdiğiniz için teşekkür ederim.

Muhabbetle.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.