Ege İnsan Hakları Okulu, ikinci gününde “Barış, ekoloji ve toplumsal dönüşüm” ile “Barışın toplumsallaşması: Talepten kolektif eylem alanına” başlıklı iki oturumla sona erdi. Gün boyunca yapılan sunumlarda Brezilya Topraksızlar Hareketi’nden Bruno Diego, Agit Özdemir, Onur Yılmaz, Prof. Dr. Füsun Üstel ve DEM Parti Milletvekili ve İmralı Heyeti üyesi Cengiz Çiçek söz aldı.
İlk sunumu yapan Bruno Diego, Brezilya topraklarının emperyalist devletler tarafından nasıl işgal edildiğini ve buna karşı yürüttükleri mücadeleyi aktardı. Diego, üretim için kurdukları kooperatif sistemine dair bilgiler paylaştı.
Agit Özdemir, savaş süreçlerinde ortaya çıkan ekolojik tahribatlara değinerek hem dünya örneklerini hem de bölgedeki durumu anlattı. Özdemir, “1990’lı yıllarda çok sayıda köy yakıldı, ormanlar yok edildi. Bugün de stratejik alanlarda barajlar yapılıyor, bölgede petrol kuyuları açılıyor. Ekolojik yıkım sistematik bir karakter taşıyor” dedi.
Türkiye’nin baraj politikalarının savaş dönemlerinde stratejik biçimde kullanıldığını belirten Özdemir, son yıllarda orman kesimlerinin ve maden sahalarının arttığını vurguladı. Özdemir Kürt illerindeki eko-kırıma dikkat çekerek, “Tahribat üzerine büyük bir hazırlık yapılıyor. Çok sayıda acele kamulaştırma kararı görüyoruz” ifadelerini kullandı.
‘Ekolojik saldırılara karşı komün meclisleri’
Onur Yılmaz ise küresel ölçekte yaşanan ekolojik tahribatın en ağır sonuçlarının hissedildiğini belirterek kapitalist üretim ilişkilerinin doğayı kriz noktasına getirdiğini söyledi. Yılmaz, “Halk meclisleri, kooperatifler ve komünler bir mücadele okulu haline geldiğinde; hem devrimci özne netleşiyor hem ekolojik saldırılar karşısında toplumsal savunma mümkün oluyor” dedi.
‘Barışın toplumsallaşmasında kültürel haklar önemli’
“Barışın toplumsallaşması” oturumunda konuşan Prof. Dr. Füsun Üstel, kültürel hakların barış süreçlerindeki belirleyici rolünü anlattı. Üstel, hükümetin son yıllarda “yerli ve milli kültür” söylemiyle toplumu homojenleştirmeye çalıştığını belirterek kültür-sanat alanındaki hak ihlallerinin kayıt altına alınmadığını söyledi.
Üstel, halay çekmek ya da Kürtçe şarkı söylemenin dahi suçlamaya konu edilebildiğini aktardı. Üstel, “Önümüzde zorlu bir barış müzakere süreci var. Kültürel haklar bu mücadelenin merkezinde olacak” dedi.
‘Demokratik toplum sosyalizmi yeni çağın hamlesi’
Son konuşmayı yapan DEM Parti Milletvekili Cengiz Çiçek, savaşın Kürtlerin yoğun yaşadığı illerde parçalı bir biçimde yürütüldüğünü ve bu parçaların tecrit altına alındığını söyledi. Çiçek, sürecin başarıya ulaşmasının devletin yaklaşımına bağlı olduğunu belirterek şunları söyledi:
“Eğer süreç ilerlerse parçalı yürütülen savaşın sonuçlarının bir araya gelmesi istenmeyecek. 50 yıllık bir mücadele birikimi var. Devletin karar vermesi gerekiyor: Kürtlerin potansiyelini kendi sistemi içinde eritecek mi, yoksa demokratik bir çözüme mi yaklaşacak?”
Çiçek, özgürlük ve anayasal hak mücadelesinin sürecin merkezinde olacağını belirterek, “Demokratik toplum sadece güncel bir mesele değil. Demokratik toplum sosyalizmi ve demokratik komünler birliği denmesi, yeni çağın sistemini kurmanın hamlesidir” dedi.



