• Ana Sayfa
  • Gündem
  • Eğitim Sen: ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğrencilerin ve ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyor’

Eğitim Sen: ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğrencilerin ve ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyor’

Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, “Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli”nin bilimsel ve laik eğitimi zayıflattığını belirterek, modelin eğitim emekçilerinin mesleki itibarını aşındırdığını, öğrencilerin analitik düşünme becerilerini ise ezbere dayalı bir sisteme hapsettiğini söyledi.

Eğitim Sen: ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğrencilerin ve ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyor’
Eğitim Sen: ‘Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli öğrencilerin ve ülkenin geleceğini karanlığa sürüklüyor’
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 10 Şubat 2026 12:53
  • Güncellenme: 10 Şubat 2026 12:54

Eğitim Sen, sendika genel merkezinde “Mesleğimizin itibarı ve öğrencilerimizin geleceği için mücadeleyi büyütüyoruz” başlıklı bir basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan Eğitim Sen Genel Başkanı Kemal Irmak, eğitim emekçilerinin emeğinin görmezden gelindiğini, mesleki onurlarının sistematik biçimde hedef alındığını ifade etti.

Irmak, “Yıllar içinde biriktirdiğimiz mesleki itibar bilinçli politikalarla aşındırılıyor. Bizler yalnızca müfredatı aktaran uygulayıcılar değil, toplumun geleceğini kuran eğitim ve bilim emekçileriyiz. Buna rağmen eğitim alanının tüm bileşenleri bugün ağır bir baskı ve değersizleştirme altında” dedi.

‘Mesleki özerklik yok edilme noktasında’

Milli Eğitim Bakanlığı’nın uygulamaya koyduğu Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’ni eleştiren Irmak, modelin ideolojik saiklerle hazırlandığını savundu. Irmak, “Bu müfredat anlayışı öğretmen emeğini değersizleştiriyor, eğitim emekçilerini merkezi talimatların basit birer uygulayıcısı haline getirmeyi hedefliyor. Mesleki özerkliğimiz dar kalıplar ve ideolojik yönlendirmelerle yok edilme noktasına gelmiştir” ifadelerini kullandı.

Eğitim emekçilerinin asli görevleri dışında bırakıldığını vurgulayan Irmak, öğretmenliğin sosyal sorumluluk projeleri, idari işler ve dijital angaryalarla kuşatıldığını, mesai saati gözetilmeksizin yürütülen bir angarya rejimine dönüştürüldüğünü söyledi.

‘Ek ders gelirleri yüzde 30 geriledi’

Irmak, eğitim ve bilim emekçilerinin ekonomik koşullarının da giderek kötüleştiğini belirterek, “Son üç yıl içinde ek ders ödemelerinin maaş içindeki oranı yaklaşık yüzde 30 gerilemiştir. Bu ücretler artık barınma, beslenme ve ulaşım gibi temel ihtiyaçları dahi karşılayamaz hale gelmiştir” dedi.

Vergi yükünün ücretliler üzerinde yoğunlaştığını, sermayeye tanınan muafiyetlerin ise gelir adaletsizliğini derinleştirdiğini kaydeden Irmak, 2008 öncesi ve sonrası kamu emekçileri arasında emeklilik hakları açısından ciddi bir uçurum oluştuğunu da vurguladı.

‘Bilimsellik ve laiklik zayıflatılıyor’

Irmak, Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli’nin eğitim alanını belirli bir siyasal-ideolojik çizgiye göre yeniden şekillendirdiğini savunarak, “Tek din, tek mezhep anlayışına dayalı bir kültürel kimlik inşası hedefleniyor. Bu yaklaşım, bilimselliği ve nesnel bilgi üretimini zayıflatıyor. Yeni model, öğrencinin analitik muhakeme yeteneğini ezbere dayalı bir sisteme hapsetmektedir” dedi.

ÇEDES gibi projelerle okulların dini kurum ve yapılar için faaliyet alanına dönüştürüldüğünü öne süren Irmak, bunun laiklik ilkesini fiilen ortadan kaldırdığını söyledi. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin de bilinçli biçimde dışlandığını belirten Irmak, kız çocuklarının ve kadınların geleneksel rollere hapsedildiğini ifade etti.

‘İtaati yücelten bir nesil hedefleniyor’

Müfredata eklenen savunma sanayii ve milli güvenlik vurgulu içeriklerin barış ve insan hakları gibi evrensel değerleri geri plana ittiğini dile getiren Irmak, “Millî güvenlik kaygılarının pedagojik süreçlere bu denli nüfuz etmesi, eleştirel düşüncenin bastırıldığı ve itaati yücelten bir neslin hedeflendiğini gösteriyor” dedi.

Irmak, Eğitim Akademileri’nin öğretmenlerin mesleki gelişiminden çok ideolojik bir denetim mekanizması olarak kurgulandığını savundu.

‘Mücadeleyi birlikte büyütelim’

Eğitim ve bilim emekçilerine çağrıda bulunan Irmak, “Sessiz kalmak bu karanlık tabloyu kabullenmek demektir. Öğrencilerimize ve topluma karşı sorumluluğumuz var. Eğitim Sen çatısı altında örgütlü mücadeleyi birlikte büyütelim; emeğimizin çalınmasına ve çocuklarımızın geleceğinin karartılmasına birlikte dur diyelim” dedi. (ANKA)