El-Hol kampının geçtiğimiz haftalarda geçici Suriye hükümetinin kontrolüne geçmesinin ardından, Şam yönetiminin Roj kampını da devralması halinde IŞİD bağlantılı ailelerin kaçabileceği yönündeki kaygılar artıyor.
Gazeteci Wladimir van Wilgenburg’un New Region için derlediği saha verilerine göre, Kuzeydoğu Suriye’de bulunan ve IŞİD bağlantılı kişileri barındıran Roj kampındaki ailelerin, Şam yönetiminin kontrolü devralması halinde kamptan ayrılabileceği yönünde endişeler yükseliyor.
Suriye geçici hükümet güçlerinin yaklaşık bir ay önce daha büyük ve “kötü şöhretli” El-Hol kampını devralmasının ardından çok sayıda kişinin kamptan ayrıldığı bildirilmişti.
Şam’a bağlı güçler, Kuzeydoğu Suriye’ye yönelik saldırılarının ardından El-Hol kampının kontrolünü ele geçirdi.
Sahadaki sivil toplum çalışanlarının The New Region’a verdiği bilgiye göre, 6 bin civarında yabancı IŞİD’li kadın ve çocuğun büyük bölümü 7 Şubat itibarıyla kamptan ayrıldı.
Özerk Yönetiminin kontrolünde bulunan Roj kampında ise yaklaşık 2 bin yabancı IŞİD bağlantılı aile bulunuyor.
El-Hol kampının eski direktörü Jihan Hanan yaptığı açıklamada, “Son aldığımız bilgilere göre kampta artık yabancı kalmadı. İdlib’e gittiler ve oradan yurt dışına çıkma ihtimalleri yüksek” dedi.
Jihan Hanan, Şam bağlantılı güçlerin saldırısı sonrası kamptan ayrıldığını, bazı yabancı IŞİD’li ailelerin ise “Lübnan’a gittiğini” söyledi.
Kürtlerin öncülüğündeki yönetim, yıllardır IŞİD bağlantılı yabancıların ülkelerine iade edilmesi çağrısında bulunuyordu.
Ocak ayı sonunda Şam yönetimi ile Suriye Demokratik Güçleri (SDG) arasında bir anlaşma sağlandı. ABD’nin Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack da Şam’ın Kuzeydoğu Suriye’deki tüm IŞİD gözaltı merkezleri ve kamplarını devralmaya hazır olduğunu vurguladı.
Jihan Hanan, “Roj şu an hâlâ Özerk Yönetimin elinde. Ancak anlaşmalar gereği yakında Şam’ın kontrolüne geçeceğini düşünüyorum. Sonrasında ne olacağını bilmiyorum. İdlib’e gidenlerin bir kısmı kalacak, bir kısmı ayrılacak, bazıları ise istismara uğrayabilir. Her şey olabilir” ifadelerini kullandı.
Toplu kaçış, Suriye hükümetinin Kasım ayında resmen katıldığı ABD öncülüğündeki IŞİD karşıtı koalisyonun Suudi Arabistan’daki toplantısına ilk kez katılmasından iki gün önce gerçekleşti.
Bölgedeki bir sivil toplum çalışanı, Şam bağlantılı yabancı savaşçıların onlarca IŞİD bağlantılı kadını ve çocuklarını İdlib’e taşıdığını söyledi.
Aynı kaynak, bazı kadınların şu anda Şam’a bağlı güçlerin saflarında yer alan yabancı unsurlarla evlendiğini ileri sürdü.
İdlib’deki bir başka yerel kaynak ise kadın ve çocukların bir kısmının Türkiye sınırındaki yerinden edilmiş kişilerin kamplarına, bir kısmının ise Suriye geçici hükümetinin kontrolü dışında kalan Fransız kökenli “Firkat el-Guraba” (Yabancılar Tümeni) kampına gittiğini aktardı.
ABD öncülüğündeki koalisyonun eski sözcüsü Myles Caggins, IŞİD bağlantılı kişilerin “toplu serbest bırakılmasının” her zaman sokaklarda şiddetle sonuçlandığını söyledi.
Caggins, El-Hol’deki kadın ve çocukların gözaltı sürecindeki ifadelerine dikkat çekerek, “Kapıların açılması dünya için bir tehlike yarattı” dedi ve bazı uzmanların El-Hol’deki IŞİD’li kadınları “haksız yere tutulan mağdurlar” olarak göstermesini eleştirdi.
Birleşmiş Milletler (BM) ise son haftalarda kamptaki nüfusun ciddi oranda azaldığını teyit etti. Şam yönetiminin, kampta kalan az sayıdaki aileyi Halep’teki Akhtarin kampına nakletmeyi planladığı bildirildi.
Ocak ayı sonunda ise Şam güçleri SDG kontrolündeki Şeddadi Cezaevi’ne saldırdı.
ABD tahminlerine göre yaklaşık 200 IŞİD’li bu cezaevinden kaçtı. SDG ise Şam bağlantılı saldırıların güvenlik krizine yol açtığını belirtti.
Washington Yakın Doğu Politikaları Enstitüsü kıdemli araştırmacısı Devorah Margolin, El-Hol’deki yabancılar bölümünün boşalmasının “tutuklu krizinde tehlikeli bir emsal” oluşturduğunu söyledi.
Margolin, süresiz gözaltının sürdürülebilir olmadığına dikkat çekerken, yabancı kadınların belgelenmeden, hesap verilebilirlik sağlanmadan ve yeniden entegrasyon planı olmadan kamptan ayrılmasının yalnızca Suriye ve Irak için değil, dünya genelinde güvenlik riski oluşturduğunu kaydetti.
Norveç Mülteci Konseyi’nin (NRC) önceki verilerine göre El-Hol kampında 14 bin Suriyeli, 6 bin 200 üçüncü ülke vatandaşı ve 4 bin Iraklı bulunuyordu. Kampta şu anda binin altında Iraklı kaldığı belirtiliyor.
BM Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), son haftalarda El-Hol’deki nüfusun belirgin şekilde azaldığını gözlemlediklerini ve Şam yönetiminin kalan aileleri Halep vilayetindeki Ahtarîn kampına nakletmeyi planladığını bildirdi.
Şiddet içeren aşırılıkçı örgütler ve finans ağları üzerine çalışan Uluslararası Şiddet İçeren Aşırılık Araştırmaları Merkezi’nden (ICSVE) araştırmacı Mona Thakkar, El-Hol’ün Şam bağlantılı güçlerin kontrolüne geçmesinden sonra çevrimiçi ortamda IŞİD propagandası yapan bazı yabancı kadınların kamptan kaçtığını söyledi.
Thakkar, bu kişilerin yeniden bağış toplama faaliyetlerine başladığını ve hem geçimlerini sağlamak hem de Roj kampındaki diğer IŞİD’li kadınların serbest bırakılmasını finanse etmek için çağrılar yaptığını aktardı.
Paylaşımlarında “kardeşler” olarak andıkları IŞİD mensuplarının, El-Hol’de olduğu gibi Roj’daki kadınları da kurtaracağını iddia ettiklerini belirtti.
ICSVE Direktörü Anne Speckhard ise kampları defalarca ziyaret ettiğini belirterek, kadınların serbest kalması halinde Türkiye ya da kendilerini kabul edebilecek başka bir ülkeye gitmeye çalışabileceklerini söyledi.
Speckhard, Roj kampında radikalleşmeden uzaklaştığını belirten bazı kadınların, kampta hâlâ IŞİD yanlısı kadınların bulunduğunu ve sözde “hilafeti” yeniden kurmak istediklerini anlattığını aktardı.
İsminin açıklanmasını istemeyen bir Avrupalı diplomat ise olası bir kaçışın “tam da korkulan kontrolsüz çöküş senaryosu” olduğunu belirterek, bunun terörle mücadele, cezai sorumluluk, çocuk koruma ve bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğuracağını söyledi.
Diplomat, “El-Hol’ün tamamen dağılmasının ardından tüm tutukluların kimliklerini artık asla bilemeyeceğiz. Şimdi en büyük endişe aynı durumun Roj’da ve kalan erkek tutuklular için de yaşanması” ifadelerini kullandı.




