Eleştirel teori, demokrasi ve kamusal alan üzerine çalışmalarıyla modern düşüncenin en etkili isimlerinden biri kabul edilen Alman filozof ve sosyolog Jürgen Habermas (96) yaşında hayatını kaybetti.
Habermas’ın vefatını Alman yayınevi Suhrkamp duyurdu.
Habermas, eleştirel teori geleneğinin en önemli temsilcilerinden biri olarak özellikle demokrasi, kamusal alan ve iletişim üzerine geliştirdiği fikirlerle onlarca yıl boyunca siyaset teorisi ve sosyal bilimler üzerinde derin bir etki bıraktı.
Jürgen Habermas’ın iletişimsel eylem kuramı temelinde geliştirilen “müzakereci demokrasi” de liberal demokrasinin temsilî yapısını eleştirerek, kamusal alanda herkesin katılabileceği, söylemsel demokrasiyi öngörür. Habermas, müzakereci demokrasi kuramında siyasal kararların meşruluğunu, yurttaşlar arasında gerçekleşen “tahakkümden arınmış” bir kamusal müzakerenin ürünü olmasına bağlıyordu.
Demokrasinin üç normatif modelinden bahseden Habermas’a göre bu modeller, liberal, cumhuriyetçi ve kendi sunduğu söylemsel, usulcü-müzakereci modelleri olarak tanımlanıyor. Müzakereci demokrasi modelini liberal ve cumhuriyetçi demokrasi modelleri arasında bir model olarak gören Habermas’a göre müzakere aracılığıyla doğrudan katılım, sadece müzakerenin ürünü olan kararların meşruluğunu temin etmekle kalmayacak, daha da önemlisi, bağlayıcı kararlar müştereken rasyonel olacak ve böylece bir “ortak iyi” tanımlanabilecek.
Habermas’ın demokrasi teorisinin yer aldığı, yasanın söylem teorisini incelediği detaylı çalışması Between Facts and Norms’dur. Modern demokrasiye ilişkin bu araştırmasının mihenk taşı ayrıntılı bir şekilde yaptığı Max Weber eleştirisidir ve asıl ilgisini yönelttiği nokta karmaşık toplumların bütünleşmesi için bir mekanizma olarak yasanın yeri ve konumudur.
Habermas, İsrail’in “meşru müdafaa hakkını” savunması ve Gazze’de yaşananlara soykırım denmesine karşı çıkması nedeniyle ise büyük tepki çekmişti.
Jurgen Habermas kimdir?
Jurgen Habermas 1929 yılında Düsseldorf’ta dünyaya geldi. Sadık bir Protestan olarak yetiştirilmesi ve ufak düzeyli bedensel engeli onu Volksgemeinschaft’tan belli bir ölçüde uzak tuttu ve hala genç iken onu Nazi rejiminin suçluluğunu idrak etmeye meyyal kıldı. Doktora tezini Schelling’de, felsefi antropolojiyi savunan öncülerden biri olan Erich Rothacker’ın danışmanlığında tamamladı. Sırf post-doktora yıllarındaki fikir dünyası dahi geniş kapsamlıydı. Düşünce dünyasıyla etkileşime giren düşünürlerin en seçkinleri eleştirel kuramcı ve düşünür Theodor Adorno, Marksist siyaset kuramcısı ve hukukçu Wolfgang Abendroth, filozof ve yorumsamacı Hans-Georg Gadamer oldu. Kendi çalışmaları ekseriyetle dilbilimsel felsefe ve sözedimi kuramını, gelişimsel psikolojiyi ve Amerikan pragmatist geleneğini içeriyordu. Fakat çalışmalarının merkezini oluşturan şey başka bir şeydi; Immanuel Kant ile süregelen bir diyalog içindeydi ve “bitmemiş bir proje” olan Aydınlanma’yı ilerletmek gayesi doğrultusunda Kant ile ve nihayetinde Kant’ı aşacak bir çaba ile şekillendirilmişti çalışmaları.
Habermas hem akademik anlamda hem siyasal kültür bağlamında Almanya’da ciddi bir etkiye sahipti. Akademik yayınlar ve gazete neşriyatları kadar düşünürleri de kendi fikirlerinin akımına çekmek konusunda inanılmaz bir kapasitesi vardı, hala da vardır. Fakat bununla beraber, kasıtlı veya kasıtsız, özellikle de düşünmeden hareket ettiği anlarda, düşman edinme kapasitesi de vardı. Aynı zamanda Habermas çeşitli disiplinlerden, alanında bir numara olan doktora öğrencileri yetiştirdi.
Habermas, Frankfurt Okulu’nun ikinci kuşak temsilcileri arasında gösterildi. Çalışmaları özellikle eleştirel teori geleneği, modern toplumun yapısı ve demokratik kamusal tartışma süreçleri üzerine yoğunlaştı.
Habermas’ın en çok bilinen çalışmalarından biri olan “kamusal alan” kavramı, modern toplumlarda yurttaşların siyasal ve toplumsal meseleleri tartıştıkları ortak alanın tarihsel gelişimini ele alan Kamusal Alanın Yapısal Dönüşümü (1962) adlı kitabında ele alındı. Bu çalışma siyaset bilimi, sosyoloji ve iletişim araştırmaları alanlarında geniş biçimde tartışıldı.
Habermas’ın düşüncesinde önemli bir yer tutan bir diğer çalışma ise “iletişimsel eylem kuramı” oldu. Habermas, 1981’de yayımlanan İletişimsel Eylem Kuramı adlı eserinde modern toplumların işleyişini iletişim, rasyonalite ve toplumsal uzlaşma kavramları üzerinden ele aldı. Bu yaklaşım sosyal teori, siyaset felsefesi ve hukuk teorisi alanlarında geniş bir literatürün oluşmasına katkı sağladı.
Habermas’ın çalışmaları aynı zamanda demokrasi teorisi, hukuk devleti, kamusal akıl ve Avrupa entegrasyonu gibi başlıklar altında da ele alındı. Gerçeklik ve Normlar Arasında, Ötekinin Dahil Edilmesi ve Postnasyonal Durum gibi eserlerinde modern demokrasilerin kurumsal yapıları ve yurttaşlık kavramı üzerine tartışmalar yürüttü.
Uzun akademik kariyeri boyunca Frankfurt Üniversitesi başta olmak üzere çeşitli üniversitelerde görev yapan Habermas, siyaset teorisi, sosyoloji, hukuk ve iletişim çalışmaları alanlarında etkili olan düşünürler arasında yer aldı. Çalışmaları çok sayıda dile çevrilen Habermas, çağdaş sosyal ve siyasal düşüncenin önde gelen isimlerinden biri olarak kabul ediliyordu.



