• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Erbaş: Rojava’da anlaşma direnişin sonucudur, asıl hedef anayasal güvence

Erbaş: Rojava’da anlaşma direnişin sonucudur, asıl hedef anayasal güvence

Doğan Erbaş, Kuzey ve Doğu Suriye’yi, “Her şey bitmiş değil, yeni bir dönem başlıyor ama mücadele bazı yönleriyle yeniden şekilleniyor. Rojava yeni bir sınavla karşı karşıya” şeklinde değerlendirdi.

Erbaş: Rojava’da anlaşma direnişin sonucudur, asıl hedef anayasal güvence
Erbaş: Rojava’da anlaşma direnişin sonucudur, asıl hedef anayasal güvence
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 5 Şubat 2026 10:30
  • Güncellenme: 5 Şubat 2026 10:32

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ve Şam yönetimi arasında 30 Ocak’ta imzalanan anlaşma ile Kürtlerin kimlik, ana dilde eğitim ve kültürel haklarının yanı sıra savunma hakları da güvence altına alındı.

Şam’a bağlı bir heyetin 1 Şubat’ta Kobani’de İç Güvenlik Güçleri ile gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, anlaşma 2 Şubat itibarıyla resmen yürürlüğe girdi.

Anlaşmayı MA’ya değerlendiren Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Okulu Eş Sözcüsü ve hukukçu Doğan Erbaş, Türkiye ve Şam yönetiminin geri adım atmak zorunda kaldığını ifade etti. Anlaşmanın en kritik maddesinin Kürtlerin kendi güvenliklerini sağlaması olduğunu belirten Erbaş, asıl hedefin bu kazanımların anayasal güvenceye kavuşturulması olduğunu söyledi.

‘Anlaşma bir süreç’

Anlaşmanın bir süreç ve önemli bir başlangıç olduğunu kaydeden Erbaş, şu değerlendirmeyi yaptı:

“Anlaşma bir direnişin sonucudur; müzakere, mücadelenin üzerinde şekillendi. Kürtler gerek ana vatanlarında gerekse diasporada ideolojik farklılıklarını bir kenara bırakarak tam bir seferberlik haline geçti. Bu durum tarihte bir ilktir. Kürt halkının bu duruşu; başta Şam yönetimi olmak üzere Türkiye, ABD ve uluslararası güçleri bu anlaşmayı imzalamaya mecbur bıraktı.”

Anlaşmanın bir diğer önemli maddesinin, yerinden edilmiş Kürtlerin topraklarına geri dönmesi olduğunu vurgulayan Erbaş, devletlerin Kürtlerin demografik yapısıyla oynama girişimlerine dikkat çekti. İnsanların yurtlarından koparılmasının büyük bir trajedi olduğunu belirten Erbaş, bu maddeyle birlikte yaşanan büyük bir acının son bulacağını ifade etti.

‘Kürt-Arap savaş tehlikesi boşa çıkartıldı’

Kuzey ve Doğu Suriye’de kurgulanan Kürt-Arap savaşı tehlikesinin boşa çıkarıldığını ifade eden Erbaş, bölgesel tablonun değiştiğini belirtti. Abdullah Öcalan’ın bu süreci 15 Şubat sürecine benzettiğini aktaran Erbaş, şunları dile getirdi:

“Rojava yönetimini tamamen yok etmeyi, belki de Güney Kürdistan’a kadar uzanabilecek bir saldırıyı amaçlayan bir plan vardı. Masada kurulan buydu. Türkiye’den bazı güçler de önemli oranda bunun içindeydi. ABD’nin onay verdiği, İsrail’in bile Şam yönetimine karşıtlığına rağmen sessiz kaldığı bu plan, Kürtlerin direnişiyle bozuldu. Dünya kamuoyunda oluşan duyarlılık, ABD Senatosu’ndaki tartışmalar ve sahadaki direnç; uluslararası güçleri, kontrol ettikleri Şam yönetimine geri adım atmaya itti.”

‘Önemli olan anlaşmanın hayata geçirilmesi’

Anlaşmanın Türkiye’deki süreçleri de etkileyeceğini belirten Erbaş, sürece temkinli yaklaşılması gerektiğini vurgulayarak şöyle devam etti:

“Bir tarafta şeriat temelli bir yönetim anlayışı, diğer tarafta kadın özgürlüğünü esas alan seküler bir yaşam modeli var. Dolayısıyla bir arada yaşamaları çok kolay olmayacak. Tehlike şimdilik savuşturulmuş görünse de anlaşma anayasal güvenceye kavuşana kadar mücadele sokakta ve her alanda devam etmelidir. DEM Parti olarak planlamalarımızı yapıyoruz; 8 Mart ve Newroz’a giderken gözümüz Rojava’da olacak. Kobani’deki insani kriz ve yardım koridoru meseleleri henüz tamamen çözülmüş değil. Dolayısıyla her şey bitmiş değil; bu yeni bir dönemdir ancak mücadele bazı yönleriyle yeniden başlıyor. Rojava yeni bir sınavla karşı karşıya.”

Erbaş ayrıca, “Sayın Öcalan bölgeyi ve dinamikleri çok iyi biliyor. Oradaki tehlikeyi ve bu tehlikenin Türkiye’deki süreci de etkileyebileceğini görünce devreye girerek anlaşmaya giden yolun taşlarını döşedi, anlaşmanın şartlarını da düzenledi” ifadelerini kullandı.