• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Erdoğan: Çatışmaların acısını en çok kadınlar çekiyor

Erdoğan: Çatışmaların acısını en çok kadınlar çekiyor

8 Mart iftar programında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir ve beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz” dedi.

Erdoğan: Çatışmaların acısını en çok kadınlar çekiyor
Foto: AA
Erdoğan: Çatışmaların acısını en çok kadınlar çekiyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Mart 2026 22:06
  • Güncellenme: 7 Mart 2026 22:07

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul’da “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” dolayısıyla düzenlenen iftar programına katıldı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın açıklamalarından satır başları şöyle:

“Bu salondaki hanım kardeşlerimden başlayarak muhterem eşim ve sevgili kızlarımla birlikte; bir anne, eş, kardeş, yoldaş ve evlat olarak hayatımıza anlam katan, değer katan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü şimdiden kutluyorum.

Siz kardeşlerimin yanı sıra evladını vatan uğruna şehit vermiş, en az şehit evlatları kadar kahraman olan şehit analarının; hepsi birer metanet timsali olan şehit eşlerinin ve şehit kızlarının; Gazze’den Suriye’ye, Yemen’den Sudan’a gönül ve kültür coğrafyamızın farklı köşelerindeki acılı annelerin, acılı eşlerin 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerini buradan hürmetle selamlıyorum.

Bağırlarına basarak okula gönderdikleri kız çocuklarının bugün mezarına sarılan yüreği yanık İranlı anneleri ayrıca selamlıyor, ülkemizdeki kadınlar adına kendilerine bir kez daha taziyelerimizi iletiyor, acılarını yürekten paylaştığımızı ifade ediyorum.

Yine bu vesileyle Afrika’nın yoksul ve cefakâr kadınlarının, Afganistan’ın, Arakan’ın, Somali’nin mazlum kadınlarının; İsrail’in kendi topraklarında huzura hasret bıraktığı Lübnanlı kadınların; Batı’da sinema, moda ve medya sektörlerinin acımasız dişleri arasında ezilen, şiddete ve istismara uğrayan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyor, kendilerine Türkiye’den hem dayanışma mesajlarımızı hem de kucak dolusu selamlarımızı gönderiyorum.

‘Ayrımcılık kadınları olumsuz etkiliyor’

Değerli kardeşlerim, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü küresel ölçekte kadın sorunlarının ağırlaştığı, özellikle yakın çevremizde kadınların çok zor günler yaşadığı bir dönemde karşılıyoruz.

Maalesef başta bölgemiz olmak üzere dünyanın farklı yerlerinde çatışma var. Bunun acısını en çok kadınlar çekiyor. Bugün dünya büyük bir gelir dağılımı adaletsizliğiyle karşı karşıya. Bundan en çok kadınlar mağdur oluyor. Bugün dünyada batıl inançlardan, asabiyeden, yanlış örf ve adetlerden kaynaklanan ayrımcılık var. Bu durum en çok kadınları olumsuz etkiliyor. Bugün dünyayı devasa bir markete dönüştüren tüketim çarkı öncelikle kadınlık onurunu hedef alıyor, en fazla kadın emeğini sömürüyor.

Gazze’de İsrail’in iki yıl boyunca katlettiği yetmiş iki binden fazla kardeşimizin çoğu kadın ve masum çocuklar. Suriye’de 13,5 yıllık zulmün ardından kayıplarını yüreklerine gömerek yeniden hayata tutunmaya çalışanların çoğu kadın ve çocuklar. Afrika’da kıtlığın, açlığın ve her gün biraz daha derinleşen yoksulluğun yükü altında ezilen yine kadın ve çocuklar. Komşumuz İran’a yönelik saldırıların yükünü sırtlanmak zorunda kalanların ekseriyeti aynı şekilde kadın ve çocuklar.

‘Nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya çalışıyoruz’

Vicdan sahipleri olarak hepimiz bunu görüyor ve bu hazin tablodan büyük bir üzüntü duyuyoruz. Sadece görmekle kalmıyor, aynı zamanda tepkimizi de ortaya koyuyoruz.

Türkiye, yakın çevresinden başlayarak yeryüzünün farklı noktalarındaki bu adaletsizliklere, bütün bu zulümlere en güçlü tepkiyi veren; nerede olursa olsun ayrımcılığa, hukuksuzluğa itiraz eden ülkelerin başında geliyor. İşte komşumuz İran’da olduğu gibi… Nerede bir yangın varsa oraya su taşımaya, nerede bir yara kanıyorsa ona merhem olmaya çalışıyoruz.

Ülkemizin insani değerleri merkeze alan haysiyetli duruşunun en büyük destekçisi hanım kardeşlerimizdir. Umutlarımızı kıran her türlü olumsuzluğa rağmen daha adil bir dünyanın mümkün olduğu inancıyla ülkemizin kutlu mücadelesine verdiğiniz destek için bir kez daha hepinize teşekkür ediyorum.

Kadınlar, karşılaştıkları tüm zorluklara ve engellere rağmen çalışkanlıkta, yetenekte, üretimde canlarını dişlerine takarak ülkemizin bugün iftihar ettiğimiz seviyelere ulaşmasına eşsiz katkılar yapmışlardır. Her birinize, sizlerin şahsında ülkemdeki tüm kadınlara; Türkiye’nin büyümesine, kalkınmasına, demokrasimizin güçlenmesine, refah çıtasının yükselmesine yaptığınız katkılardan dolayı ayrıca teşekkür ediyorum.

‘Kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddediyoruz’

Değerli kardeşlerim, farklı vesilelerle sık sık hatırlattığım bir hakikatin altını bu anlamlı günde tekrar çizmek isterim. Biz, kadına yönelik ayrımcılığın her türlüsünü reddeden, kadın ve erkeği bir ve beraber gören bir medeniyetin temsilcileriyiz. Bizler her varlığa, her canlıya Allah’ın ayeti nazarıyla bakan yüksek bir tasavvura sahibiz.

Bizim inanç ve ruh dünyamızda şayet insan için bir üstünlük aranacaksa bu sadece ve sadece takva ile, liyakat ile, emek ve üretkenlikledir. Irk ayrımcılığı, mezhep ayrımcılığı, köken ayrımcılığı bizim kitabımızda yazmadığı gibi cinsiyet ayrımcılığı da bizim kitabımızda yer almaz. Eşref-i mahlûkat olan insanı ötekileştirmenin, sırf cinsiyeti veya etnik kimliği dolayısıyla hor ve hakir görmenin bizim kitabımızda yeri yoktur.

‘Farklılıkları zenginlik olarak görmek insan olmanın gereğidir’

Başkasının özgürlük alanını sınırlamadıkça insanların kişisel tercihlerine, hayat tarzlarına, yaradılıştan gelen özelliklerine saygı duymak; farklılıkları bir zenginlik olarak görmek sadece erdemli olmanın değil aynı zamanda insan olmanın gereğidir.

Aynı şekilde küresel tüketim çarkının kadın emeğini sömürmesine, kadını metalaştırmasına özellikle karşı durmak da insanlığımızın gereğidir. Çünkü insan hak ve hürriyetleri sadece belli bir zümrenin, gücü elinde bulunduran seçkinlerin, elitlerin değil; insan olan herkesin güvencesidir.

Hak olarak da sorumluluk olarak da kadın erkeğin arkasında değil, bilakis erkeğin yanı başındadır; omuz omuzadır.

Bilhassa akademi, mülkiye, adliye ve askeriye gibi kadınların erişim alanı dışında tutulan mesleklerde kadınların önüne örülen tüm duvarları yıktık. Bugün sadece ikna odalarında ikna edilmeye çalışılan hanım kardeşlerimiz değil, aynı zamanda onların çocukları da her kademede çalışıyor, kamusal alanda varlık gösteriyor; iş ve siyaset dünyasında başarılarıyla temayüz ediyor.

Kadınlar, inançlarına uygun yaşamak ile hayallerindeki mesleği icra etmek arasında bir tercihte bulunmaya artık zorlanmuyor. Bunun bir sonucu olarak kadın kamu çalışanlarının oranı sadece son 12 yılda yüzde 34,2’den yüzde 43,38’e yükseldi.

‘Doğum iznini 24 haftaya çıkarmayı amaçlıyoruz’ 

Son olarak biliyorsunuz, geçen hafta Meclisimize bir kanun teklifi ilettik. Buna göre kamuda ve özel sektörde çalışan annelerin doğum izin sürelerini 16 haftadan 24 haftaya çıkarıyoruz. Aynı düzenlemede özel sektör çalışan babaların babalık iznini de kamuda olduğu gibi 5 günden 10 güne çıkarmayı amaçlıyoruz.

Bayramdan sonra yasalaşmasını ümit ettiğimiz teklifin şimdiden tüm anne babalara hayırlı olmasını diliyorum.