Bugün inci beyazı dişler moda olsa da, 2 bin yıl önce Güneydoğu Asya’da insanlar bunun tam tersini tercih ediyordu. Araştırmacılar, bu ay Archaeological and Anthropological Sciences dergisinde yayımlanan çalışmada, Demir Çağı’nda Vietnam’da yaşayan insanların dişlerini parlak siyaha dönüştürmek için demir açısından zengin koyu bir boya kullandıklarını ortaya koydu.
Ülkede bazı bölgelerde bugün de sürdürülen bu geleneğe ilişkin bulguların, dünyada şimdiye kadar elde edilen en eski doğrudan arkeolojik kanıt olduğu belirtiliyor.
California Academy of Sciences’ta görev yapan antropolojik arkeolog Shannon Tushingham, çalışmanın Batı dünyasında sıklıkla yanlış anlaşılan ve hatta küçümsenen bir uygulamanın “derin kültürel önemini” ortaya koyduğunu belirtti. Tushingham, “Kültürel olarak daha bilinçli bilimin gelişmesinden memnuniyet duyuyorum” dedi.
Tarihçiler, Asya, Afrika, Okyanusya ve Amerika’nın çeşitli bölgelerinde insanların farklı nedenlerle dişlerini koyulaştırdığını biliyor. Bu uygulama kimi zaman bir erginlenme ritüeli, kimi zaman da insanları hayvanlardan ya da insan benzeri kötü ruhlardan ayırmanın bir yolu olarak kullanıldı. Ancak antik şiirler ve halk şarkılarının da gösterdiği üzere, bazı kültürlerde siyah dişler bir güzellik göstergesi olarak tercih edildi.
Avustralya Ulusal Üniversitesi’nden arkeolog Yue Zhang, bunun özellikle Vietnam için geçerli olduğunu, ülkede “derin siyah” bir renk elde etmek için karmaşık bir teknik geliştirildiğini söyledi. Zhang, yaklaşık on yıl öncesine kadar Kuzey Vietnam’da bazı kişilerin geleneksel macun tariflerini ve çok aşamalı yöntemleri kullanarak dişlerine siyah, ayna benzeri bir görünüm kazandırdığını aktardı.

Bu geleneğin kökeni uzun süredir bilim insanlarını düşündürüyor. MÖ 3. yüzyıla ait bir metin de dahil olmak üzere erken dönem Çin kaynaklarında, güneybatıda “siyah dişli bir krallık”tan söz edilmesi, uygulamanın en az Demir Çağı’na kadar uzandığını gösteriyor. Bölgede siyahlaşmış dişlere sahip antik kafatasları da bulundu.
Ancak bu siyahlaşmanın bilinçli bir uygulama mı, kazara mı yoksa ölüm sonrası bir süreç mi olduğu sorusu yanıtlanması güç bir meseleydi. Dişler özel macunlarla mı karartılmıştı, demir açısından zengin toprakta gömülme sonucu mu renk değiştirmişti? Yoksa çiğnendiğinde öforik bir etki yaratan ve Asya-Pasifik kültürlerinde uzun süredir rağbet gören betel cevizi kaynaklı bir lekelenme miydi?
Zhang’a göre betel cevizi bazı kafataslarındaki renk değişimini açıklayabilir. Ancak Vietnam’daki kimi antik kafalarda görülen belirgin koyu siyah dişler bu açıklamayla örtüşmüyordu. Zhang, “Betel cevizi çiğnerseniz dişleriniz kahverengimsi siyah olur; burada gördüğümüz derin siyah değil” dedi.
Zhang ve ekibi, daha fazla bilgi edinmek için kuzey Vietnam’daki Dong Xa adlı antik mezarlık alanında bulunan üç farklı bireye ait diş minesini kimyasal görüntüleme tekniğiyle inceledi. Bireylerden ikisi 1800 ila 2200 yıl önce, üçüncüsü ise yaklaşık 400 yıl önce yaşamıştı. Taramalar, birçok koyu siyah pigmentte kullanılan demir tuzunun bileşenleri olan demir ve kükürt izlerini ortaya çıkardı.
Demir Çağı’na ait bir dişte ayrıca yüksek düzeyde demir oksit tespit edildi. Zhang, bunun demir açısından zengin toprakta gömülme ya da betel cevizi çiğnemekten ziyade, dişlerin tekrar tekrar bir macunla kaplanmasına işaret ettiğini belirtti.
Araştırmacılar ayrıca modern bir köpek dişini demir tuzundan elde edilen demir gall pigmentiyle boyadı. Elde edilen kimyasal desenin antik dişlerde görülenle örtüştüğü kaydedildi.
Zhang, Vietnam’daki diş karartma geleneğine dair kültürel uygulamaları da inceledi. Buna göre insanlar, mazı veya nar kabuğu gibi tanen bakımından zengin bitki özlerini demir tuzlarıyla ısıtarak bir macun hazırlıyordu.
Demir tuzları, genellikle demir kaplardan ve kükürt açısından zengin minerallerden sağlanıyordu. Demir tuzlarının tanenlerle tepkimeye girmesiyle siyah pigment oluşuyor, bu macun birkaç hafta boyunca defalarca dişlere uygulanıyordu. Son aşamada kül veya hindistancevizi katranıyla parlatılarak parlak siyah bir görünüm elde ediliyordu.
Zhang, kimyasal bulguların bu gelenekle uyumlu olduğunu ve zamanlamanın da yaklaşık 2 bin yıl önce Vietnam’da yaşanan demir işleme yenilikleriyle çakıştığını belirtti. “Demir Çağı, insanların madenler, aletler ya da silahlar yoluyla demire daha fazla erişebildiği bir dönemdi. Kükürt ise doğada yaygın. Bu nedenle bitkileri ezip demir bir bıçak üzerinde bekleterek kimyasal bir reaksiyon oluşmasını sağlamış olmaları muhtemel” dedi.
Chiang Mai Üniversitesi’nden çevresel arkeolog Piyawit Moonkham ise çalışmanın diş karartma geleneğine dair anlayışı önemli ölçüde genişlettiğini söyledi. Moonkham, “Bu bulgular, uygulamanın tarih öncesi ve erken tarihsel topluluklarda bugün algılandığı gibi gizli, yasaklı ya da zararlı değil; aksine daha yaygın ve saygın bir pratik olabileceğini gösteriyor” değerlendirmesinde bulundu.




