Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın açıklamalarının ardından Şengal çevresindeki askeri hareketlilik artarken, Şengal ve Êzidî toplumu üzerindeki tehdit ve tehlikelere ilişkin önemli bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantı, Şengal’deki tüm aşiret liderlerinin katılımıyla kent merkezinde yapıldı.
Toplantının açılışında konuşan Demokratik Özerk Meclis Eşbaşkanı Nayîf Şemo, Ortadoğu’daki gelişmelerle birlikte bölgede ve Şengal’de yeni planların devreye konulduğunu söyledi.
Şemo, “Êzidî toplumumuzu korumasız bırakmak istiyorlar. Bu planlar hayata geçirilirse Êzidî toplumu savunma güçlerinden yoksun kalacaktır” dedi.
Tüm aşiret liderleri ve bölgedeki kanaat önderlerine çağrıda bulunan Şemo, söz konusu girişimlere karşı ortak tavır alınması gerektiğini ifade etti.
Toplantıda yapılan değerlendirmelerde özellikle Êzidî güçleri arasındaki birliğin önemine dikkat çekildi. Toplantı sonrasında, tüm Êzidî toplumu adına ortak bir açıklama yapıldı.
Şengal Dağı’ndaki aşiretler adına yapılan açıklamada, bölgenin hassas ve kader belirleyici bir süreçten geçtiği belirtilerek, mevcut gelişmelerin güvenlik ve huzur açısından tehdit oluşturduğu kaydedildi.
Açıklamada, 2014 yılında IŞİD’in saldırıları sonucu yaşanan soykırım ve zorunlu göç felaketinin bir daha tekrarlanmaması için çaba gösterildiği ifade edilerek, bazı bölgesel aktörler ile Êzidî olmayan kimi parlamenterlerin tutumlarının kaygıyla izlendiği belirtildi.
Kendilerini Haşdi Şabi’ye yakın gören bazı çevrelerin bölgenin huzurunu bozduğu ve dış ajandalar doğrultusunda hareket ettiği ifade edildi.
Açıklamada, Şengal Dağı üzerinde dış aktörlerin zorla yeni bir hakimiyet kurma amacında olduğu iddia edilerek, bunun kesinlikle kabul edilmeyeceği vurgulandı.
Söz konusu tarafların, bölgenin güvenliğini tehdit eden girişimlerinden dolayı hukuki, ahlaki ve aşiretsel olarak sorumlu tutulacağı ifade edildi.
Ayrıca, bu politikaların yeni bir zorunlu göçe yol açması halinde sorumluluğun ilgili taraflara ait olacağı kaydedildi.
Şengal Dağı’nın yalnızca coğrafi bir alan olmadığı belirtilen açıklamada, bölgenin Êzidîler için kutsal, dini ve tarihi bir sembol olduğu vurgulandı.
Yüzyıllardır ferman ve katliamlara karşı son sığınak olarak korunduğu ifade edilen dağın, Êzidî toplumu için “kırmızı çizgi” olduğu dile getirildi.
Her türlü zorla hakimiyet girişiminin, halkın iradesinin gaspı ve kimliğe yönelik saldırı olarak görüleceği belirtilerek, bunun toplumsal barışı bozabileceği ve sivillerin göçüne yol açabileceği kaydedildi.
Açıklamanın sonunda, güvenlik, huzur ve diyalogdan yana olunduğu vurgulanarak, yeni bir askeri müdahale veya topraklara yönelik savaş girişimlerinin reddedildiği belirtildi.
Irak’taki Federal Hükümet, Bölgesel Hükümet ve tüm ulusal güçlere çağrıda bulunulan açıklamada, Şengal ve halkının korunması sorumluluğunun yerine getirilmesi ve yeni bir zorunlu göçün önlenmesi istendi.




