Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Meclis Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, İran’da devam eden protestolara ve bu protestolara yönelik rejimin saldırısı ile yaşanan can kayıpları ve gündemdeki konulara dair Meclis Genel Kurulu’nda konuştu.
Ortadoğu’nun geleceğini belirleyen tarihsel bir kavşakta olunduğunu belirten Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bugün İran’da itiraz edenler sadece yoksullaşan kesimler değil yaşamının tamamında baskı altına alınmış olan toplumun bizzat kendisidir. Ekonomik kriz siyasal krizin, siyasal kriz ise toplumsal adaletsizliğin aynasına dönüşmüştür. Özellikle, etnik ve inançsal farklılıkların yoğun olduğu bölgelerde uygulanan güvenlikçi politikalar, rejimin sorunu çözmek değil aslında yönetmek, zamana yaymak ve bastırmak istediğini açık ve net göstermektedir” dedi.
Eşitsizlik vurgusu
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Kürtlerin yaşadığı bölgelere de dikkat çekerek, “Eşitliği tanınmayan hiçbir düzen istikrar üretemez ve ayakta duramaz. Halklar taleplerini barışçıl yollarla dile getirirken devletin cevabının zor, tehdit ve cezalandırma olması bilinen, aslında bilerek ve isteyerek uygulanan bir tercihtir. Bugün İran’da paramiliter güçler, devlet televizyonlarına çıkıp halkı tehdit edecek noktaya gelmiş, sokakta halka ateş etmiş ve en azından resmî olarak bilebildiğimiz yaklaşık 2 bin kişinin, diğer bazı görüntülerden ve bazı kaynaklardan aldığımız bilgilere göre binlerce insanın katledildiği bilgisi gelmektedir. Bu tutum krizi derinleştiren, toplumsal bağları koparan bir tercihtir çünkü korku geçici bir sessizlik yaratır ama asla rıza üretmez. Bugün iktidarlar iletişimi keserek, sınırları kapatarak toplumları içe kapatarak ayakta kalabileceklerini sanıyorlar. Oysaki 21’inci yüzyılda hiçbir rejim halkını dünyadan yalıtarak meşruiyet kazanamaz. Buradan açıkça söyleyelim: Demokrasi bir rejimin zayıflığı değil toplumsal dayanıklılığın en güçlü dayanağıdır” ifadelerini kullandı.
‘Ortadoğu yol ayrımında’
Çoğulculuğu kabul etmeyen yapıların geleceğinin olmadığını dile getiren Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Ortadoğu bugün büyük bir yol ayrımındadır ya baskı ve inkâr siyaseti derinleşecek ya da halkların ortak yaşam iradesi güçlenecektir. Bu coğrafyada kalıcı barış silahla, yasakla, korkuyla değil eşit yurttaşlık ve demokratik katılımla mümkün olacaktır. Türkiye açısından da tüm bu yaşanan gelişmeler çok önemlidir. Komşu ülkelerde yaşanan her kriz bize demokrasinin ertelenemez bir ihtiyaç olduğunu bir kez daha göstermektedir. Demokratikleşme yalnızca iç mesele değil bölgesel barışın da anahtarıdır. DEM Parti olarak durduğumuz yer nettir; biz halkların onurlu yaşam talebinin yanındayız, inkârı değil tanınmayı, bastırmayı değil diyaloğu, korkuyu değil özgürlüğü savunuyoruz çünkü biliyoruz ki halkların iradesini yok sayan hiçbir düzen kalıcı değildir. Gelecek, halkların söz sahibi olduğu demokratik bir zeminde kurulacaktır” diye kaydetti.
İran sokaklarında rejime karşı direnenleri selamlayan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “İran molla rejiminin halkları katleden, idam sehpalarıyla bütün itirazları yok etmeye çalışan anlayışını buradan bir kez daha kınıyoruz” dedi.
Kimlik verilen IŞİD’liler iddiası
Daha önce IŞİD’de aktif bir biçimde yer alanlara Türkiye tarafından vatandaşlık ve yabancı kimlik ve geçici koruma verildiğinin açığa çıkmasına dair de konuşan Gülistan Kılıç Koçyiğit, “Bu belgelerle, IŞİD’in çatışma ve yapıları içinde yer alan kişilerin propaganda videolarında yer aldığı, silahlı çatışmalarda görüntülendiği savcılık tarafından tespit edilmiştir. Böyle vahşi bir örgüte doğrudan katılmış ya da aktif şekilde dâhil olmuş kişilere nasıl olur da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı verilir? Bu kişilere kimlik verilirken hangi güvenlik taraması yapılmıştır? Bu kişiler Türk vatandaşlığına kabul edilirken Meclisin ve ilgili bakanlıkların bilgisi var mıdır yoksa bu bir sistem hatası mıdır yoksa daha vahim başka bir ilişki ağı mı vardır? Bunların derhâl açıklanması gerekiyor” diye belirtti.
Gülistan Kılıç Koçyiğit, Halep’te Kürtlere yönelik saldırılara da dikkat çekerek, bu saldırılara karşı halkın sokaklarda protestolar düzenlendiğini ancak polisin evlere baskın yaparak protestolara katılanların gözaltına alınmasına tepki gösterdi.



