Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-3

Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-3
  • Yayınlanma: 20 Mart 2026 13:35
  • Güncellenme: 20 Mart 2026 13:58

Görünürlükten vitrine: Xiftanın bellek nesnesi olarak dönüşümü

Hatırlama figürü olarak xiftan

2010’lu yılların başından itibaren Türkiye’de siyasal iklimin görece esnemesi ve Kürt kimliğinin kamusal alanda daha görünür hale gelmesiyle birlikte, yıllarca sandıklara kaldırılan xiftanlar yeniden ortaya çıkmaya başladı. Uzun süre yalnızca evlerin içinde saklanan bu kıyafetler; Newroz meydanlarında, düğünlerde ve çeşitli kültürel etkinliklerde yeniden görünür hale geldi.

Baskı öncesi dönemde kullanılan Kürt kadın kıyafetlerinin (xiftan, kiras û fistan, kiras û sermil, şalî kiras, miraxanî vb.) tarihine ilişkin detayları dosyanın birinci bölümünde ele aldık.

Toplumsal hafızanın taşıyıcısı Kürt giyim pratiklerinin özellikle 1990’lı yıllardan itibaren artan baskı ve yasaklarla bu kıyafetlerin kamusal alandan nasıl çekildiğini ise dosyanın ikinci bölümde ele aldık.

Bu bölümde ise, görece görünürleşme sürecine ve xiftanın kamusal alana dönüşüne odaklanıyoruz.

Bu geri dönüş yalnızca bir moda eğilimi değildi. Onlarca yıl boyunca kamusal alandan çekilmiş bir kültürel pratiğin yeniden hatırlanması ve sahiplenilmesi anlamına geliyordu.

Kültürel bellek üzerine çalışan Alman kültür kuramcısı Jan Assmann’a göre toplumlar geçmişlerini yalnızca yazılı tarih aracılığıyla değil; ritüeller, törenler ve somut nesneler aracılığıyla da hatırlar. Assmann bu tür nesneleri “hatırlama figürleri” olarak tanımlar ve bu figürlerin üç temel özelliğe sahip olduğunu söyler: zaman ve mekâna bağlılık, bir topluluğa aidiyet ve her kuşakta yeniden kurulabilme kapasitesi.

Kürt kadınları için xiftan da bu tür hatırlama figürlerinden biridir. Bir elbiseden çok daha fazlasını temsil eder. Bir köyün iklimini, bir ailenin ekonomik durumunu, bir kadının yaşını, yasını ya da sevincini taşıyan bir kültürel işaret sistemidir.

Bir düğünde, bir bayramda ya da bir Newroz sabahında yeniden çıkarılmak üzere bekleyen bu kıyafetler, geçmişle kurulan sembolik bağın da taşıyıcısıydı.

Bu nedenle xiftanın 2010’lu yıllarda yeniden görünür hale gelmesi yalnızca estetik bir tercih olarak okunamaz. Bu aynı zamanda, geçmişte bastırılmış bir kültürel hafızanın kamusal alanda yeniden yer bulma çabasıdır.

Annemin fistanı mı popüler kültür mü?

Ancak bu geri dönüş beraberinde yeni bir dönüşümü de getirdi. Bir kültürel nesne, popüler kültürün parçası haline geldiğinde çoğu zaman taşıdığı tarihsel yükten arındırılır. Böylece daha geniş kitleler tarafından tüketilebilir bir forma kavuşur. Xiftanın bugün sosyal medyada ya da moda sektöründe görünür hale gelmesi de bu tür bir dönüşümün parçası olarak okunabilir.

Xiftanın bugün dizilerde, moda çekimlerinde ve sosyal medya platformlarında “otantik bir stil” olarak pazarlanması, kültürel belleğin nasıl değişebildiğine dair önemli ipuçları veriyor.

Kamusal alanda giyildiği için cezalandırılan bu kıyafetler, bugün dijital vitrinlerde ve lüks organizasyonlarda sergilenebiliyor. Ancak bu görünürlük çoğu zaman kıyafetin politik geçmişini görünmez kılıyor.

Popüler kültürdeki bir başka dikkat çekici nokta ise dizilerde kullanılan “Kürt kıyafeti” temsili. Birçok televizyon dizisinde ya da dönem yapımında kullanılan kostümler, xiftanın tarihsel ve kültürel yapısını çoğu zaman tam olarak yansıtmıyor.

Oysa birinci bölümde de değinildiği gibi, geleneksel Kürt kadın giyimi tek parçalı bir elbiseden ibaret değildir. Xiftan, kiras, şalvar, kuşak, başlık ve takılarla birlikte katmanlı bir bütün oluşturur. Ancak dizilerde görülen kostümlerde çoğu zaman bu yapı sadeleştirilir; kimi zaman farklı coğrafyalara ait parçalar tek bir kostümde birleştirilir, kimi zaman da yalnızca parlak ve “egzotik” görünen bir elbise formu kullanılır.

Bu durum xiftanın estetik olarak görünür hale gelmesini sağlasa da, kıyafetin taşıdığı kültürel kodların önemli bir kısmı bu temsil içinde kayboluyor

Bu durum, xiftanın bir kimlik kurucudan ziyade tüketilebilir bir “estetik meta” haline gelme riskini de beraberinde getiriyor.

Xiftanın geçirdiği dönüşümün en dikkat çekici yönlerinden biri de ekonomik boyutu.

Geçmişte bu kıyafetlerin üretimi çoğu zaman ev içinde gerçekleşiyordu. Kumaşlar yerel pazarlardan alınır, nakışlar aile içinde ya da mahalledeki kadınlar tarafından işlenirdi. Her kadın kendi emeğiyle ya da yakın çevresinin yardımıyla bu kıyafetleri hazırlayabilirdi.

Çağın dönüşümü ve kapitalist sistemin üretim ilişkilerinin yaygınlaşmasıyla birlikte geleneksel üretim pratikleri çözülmeye başlamış, üretim süreçleri giderek piyasaya eklemlenmiştir. Bugün xiftan üretimi giderek profesyonelleşmiş durumda.

Bu dönüşüm, kültürel belleğin nasıl ekonomik bir değere dönüştürülebileceğini de gösteriyor. Bellek artık yalnızca hatırlanan bir şey değil; aynı zamanda satın alınabilen bir nesne haline geliyor.


(Bu görsel yapay zeka ile üretilmiştir)

Kamusal temsil ve kıyafetin sınırları

Xiftanın yeniden görünür hale gelmesine rağmen kamusal temsil alanlarında hâlâ sınırlı bir yerde.

Newroz kutlamalarında, kültürel etkinliklerde ya da düğünlerde sıkça görülen bu kıyafet, parlamenter siyaset gibi “resmî” kabul edilen alanlarda çok daha az karşımıza çıkıyor. Kürt kadın siyasetçilerin büyük bölümü kamusal görevlerini yerine getirirken daha çok takım elbise ya da benzeri kıyafetleri tercih ediyor.

Bu durumun tek bir nedeni olduğunu söylemek zor. Ancak birçok araştırmacı modern siyasal alanın yazılı olmayan temsil kurallarına dikkat çekiyor. “Ciddiyet” ve “resmiyet” ile özdeşleştirilen bu alanlarda geleneksel kıyafetler çoğu zaman kültürel ya da törensel bağlamla sınırlı tutuluyor.

Bu durum, modernite kavramının sınırlarını da tartışmaya açıyor: Modern ve seküler bir siyasi kimlik, ancak Batılı formdaki bir giyim kuşamla mı mümkündür? Bu temsil bariyeri, xiftanın politik yükünden mi yoksa sistemin tektipleştirici modernlik tanımından mı kaynaklanıyor?

Nihayetinde bu tablo; kimliğin hangi alanlarda kültürel bir zenginlik, hangi alanlarda ise aşılması gereken bir engel olarak görüldüğüne dair bir çelişkiyi içinde barındırıyor

Belleğe kim erişebiliyor?

Xiftanın geçirdiği dönüşümün en dikkat çekici yönlerinden biri de ekonomik boyutu.

Bu çalışma kapsamında Diyarbakır, Cizre ve İstanbul’da xiftan satan bazı butikler ve terzilerle yapılan görüşmeler, fiyatların kullanılan kumaşa, el işçiliğine ve tasarımın detaylarına göre büyük ölçüde değiştiğini gösteriyor. Görüştüğümüz satıcıların verdiği bilgilere göre bugün bir xiftanın satış fiyatı ortalama olarak 2.000 TL ile 6.000 TL arasında değişiyor. Özellikle taş işlemeli, yoğun el işçiliği barındıran ve saten, tül ya da soran gibi daha pahalı kumaşların kullanıldığı modellerde bu rakam 8.000 TL’ye kadar çıkabiliyor.

Cizre’de faaliyet gösteren bir butik, en düşük fiyatlı modellerin yaklaşık 2.000 TL, en yüksek fiyatlı modellerin ise 5.000 TL civarında olduğunu belirtiyor. İstanbul Esenyurt’ta Kürt kıyafetleri satan bir başka butik ise fiyatların 2.500 TL ile 6.000 TL arasında değiştiğini ifade ediyor. Her iki satıcı da fiyatların özellikle kullanılan kumaş türüne, taş ve nakış işlemesine göre yükseldiğini belirtiyor.

Kumaş türü fiyatları belirleyen en önemli faktörlerden biri olarak öne çıkıyor. Satıcıların verdiği bilgilere göre saten, tül ve soran kumaşlardan hazırlanan fistanlar daha pahalı olurken, “esnek kumaş” olarak adlandırılan daha sade kumaşlarla hazırlanan modeller daha düşük fiyatlı olabiliyor.

Xiftanın yalnızca satın alınan bir kıyafet olmadığını, kiralama pratiğinin de oldukça yaygın olduğunu gösteren veriler de dikkat çekici. Görüştüğümüz butikler, kiralama fiyatlarının genellikle 700 TL ile 2.500 TL arasında değiştiğini belirtiyor.

Diyarbakır’da butik işleten Tuğba Aksoy da fiyatların benzer bir aralıkta seyrettiğini doğruluyor. Aksoy, en yüksek fiyatlı fistanların yaklaşık 6.000 TL civarında olduğunu, bazı özel tasarımlarda bu rakamın 8.000 TL’ye kadar çıkabildiğini söylüyor. Özellikle düğün sezonu ve Newroz döneminde talebin arttığını belirten Aksoy, bölgede bazı kadınların fistanı gündelik yaşamda da kullanmaya devam ettiğini ifade ediyor.

Aksoy’a göre yerelde yaşayan birçok kişi yüksek fiyatlar nedeniyle satın almak yerine kiralama yöntemini tercih ediyor. Buna karşılık il dışından ya da yurt dışından gelen müşterilerin fistanları daha çok satın aldığı belirtiliyor. Aksoy ayrıca fiyatların yükselmesinin en önemli nedenlerinden birinin kumaş maliyetlerindeki artış olduğunu vurguluyor.

Bu rakamlar, xiftanın giderek daha sınırlı bir kesimin erişebildiği bir ürüne dönüşmeye başladığını gösteriyor. Bir zamanlar köylerde ve şehirlerde farklı sınıflardan kadınları ortak bir kültürel pratik etrafında buluşturan bu kıyafetler, bugün çoğu zaman özel günlerde giyilen ve önemli bir ekonomik maliyet gerektiren bir nesne haline geliyor.

Newroz meydanından dijital vitrinlere

Bugün xiftan yeniden görünür durumda.

Ancak bu görünürlük geçmişteki anlamıyla birebir örtüşmüyor. Bu kıyafetler bugün hem popüler kültürün hem de piyasanın etkisi altında yeni bir biçim kazanıyor.

Giyildiği için cezalandırılan, parçalanan Kürt kadın kıyafetleri bugün dizilerde, sosyal medyada ve moda vitrinlerinde sergileniyor. Ancak bu dönüşüm beraberinde yeni çelişkiler de getiriyor: görünürlük artarken tarihsel bağlam silikleşebiliyor; yaygınlaşma yaşanırken erişim sınıfsal bariyerlere takılabiliyor.

Kürt kadın kıyafetlerinin yolculuğu; yasaklanan bir dilden, saklanan bir bedenden ve yeniden görünür hale gelen bir kültürel sembolden geçiyor. Mardin’in kadim dokumalarından İstanbul’un göç mahallelerine, Newroz meydanlarından dijital vitrinlere uzanan bu hikâye, yalnızca bir giysinin değil; aynı zamanda bir halkın hafızasının dönüşümünü anlatıyor.

Xiftan bugün başka biçimlerde yeniden ortaya çıkmış olabilir. Ancak asıl soru hâlâ açık: Bu gerçekten bir geri dönüş mü, yoksa kültürün bambaşka bir biçime dönüşüp yeniden pazarlanması mı?

DOSYA | Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-1

DOSYA | Gündelikten politiğe: Kürt kadın kıyafetleri-2