• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Halep saldırıları | Tülay Hatimoğulları: Suriye’de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım

Halep saldırıları | Tülay Hatimoğulları: Suriye’de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım

Geçici Şam Yönetimi güçlerinin Halep’e yönelik saldırısına karşı Yayladağı Sınır Kapısı’nda yapılan açıklamada konuşan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, “Rojava’da, Halep’te direnen bütün kadınlara on binlerce kez selam olsun, binlerce kez selam olsun oradaki kadınlara” ifadelerini kullandı.

Halep saldırıları | Tülay Hatimoğulları: Suriye’de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım
Halep saldırıları | Tülay Hatimoğulları: Suriye’de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 13 Ocak 2026 16:38
  • Güncellenme: 13 Ocak 2026 16:39

Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısıyla Adana, Mersin, Osmaniye ve Hatay’dan gelen yüzlerce kişi, Halep’te yaşanan saldırılara karşı Hatay’ın Yayladağı ilçesinde bulunan Yayladağı Sınır Kapısı’nda bir araya geldi. Otobüslerle bölgeye gelen protestocular, sınır kapısına yakın bir noktada araçlardan inerek sloganlar eşliğinde sınır kapısına yürüdü.

Yürüyüşün ardından sınır kapısı önünde yapılan açıklamada, üzerinde “Suriye’deki katliamlara geçit vermeyeceğiz! Kürt, Alevi, Süryani, Dürzi ve tüm halkların, inançların yanındayız! Çukurova Emek ve Demokrasi Güçleri” sloganının yazılı olduğu pankart açıldı.

Sınır kapısında yapıan konuşmada Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları Şam güçlerinin Halep’e saldırılarına tepki gösterdi.

Konuşmasında “Bugün bizler bütün dünyaya Suriye’ye, Şam’a ve her yere Suriye’nin sınırından Yayladağ sınır kapısından sesleniyoruz. İki hafta önce burada yine Türkiye’den gelen bütün savaş karşıtları, barış yanlıları, Alevi kurumları, demokrasi güçleri tam da burada bütün mesajlarını ilettiler ve Alevi katliamını protesto ettiler. Aradan günler geçtikten sonra Şeyh Maksud’ta ve Eşrefiyê’de Kürt halkına dönük bir katliam başlatıldı. Bu katliamı kabul etmek mümkün değildir. Bakın Suriye’de SDG ve Şam Yönetimi arasında 10 Mart mutabakatı görüşmeleri hala devam ederken ve Halep özelinde 1 Nisan Anlaşması gerçekleşmişken ve diyalog masasında hala otururken Halep’te bu saldırıların başlatılması, Halep’teki yeni dönemin ve beklenen demokratik entegrasyonun önünde büyük engeller oluşturulmayı hedeflemiştir.” ifadelerine yer veren DEM Parti Eş Genel Başkanı, “Halep’te Kürt halkına yapılan saldırı, demokrasi sürecine ve barış sürecine sıkılan bir kurşundur. Asla kabul etmiyoruz. Kürt halkı ne Şam’da ne Halep’te ne Rojava’da ne Suriye’nin tamamında ne de Türkiye’de yalnız değildir. Bugün Türkiye’deki bütün demokrasi güçleriyle buradayız. Dayanışmamızı buradan bir kez daha iletiyoruz.” diye belirtti.

Tülay Hatimoğulları’nın konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

‘Rojava’da, Halep’te direnen bütün kadınlara selam olsun’

“Suriye’de gerçekleşen bu katliamlar Kürt halkının orada kanının döken bu anlayış bütün dünyanın gözü önünde IŞİD armalarıyla oraya gelenlerin de olduğunu gösteriyor. Suriye Milli Ordusu, HTŞ, El Kaide ve El Nusra’ya bağlı paramiliter güçlerin de bu operasyonlarda yer aldığı bilgisi bütün dünya tarafından bilinmektedir. Bizler bunu kabul etmiyoruz. Hele de bir kadın savaşçıyı. Herkes izledi o videoları değil mi? Kadın savaşçının işkence ederek binadan aşağı atılması ne bir dinde, ne bir vicdanda, ne bir tepte, ne de kendine insanım diyen hiçbir canlının kabul edebileceği bir şey değildir. Bakın böyle bir uygulama savaş hukukunda dahi yoktur. Savaş hukuku dahi bunu reddeder. Ve buradan bir kez daha biz kadınlar olarak Rojava’da, Halep’te direnen bütün kadınlara on binlerce kez selam olsun, binlerce kez selam olsun oradaki kadınlara.”

‘Türkiye’nin iç barışını Hatay Yayladağ Sınır Kapısından Edirne Sınır Kapısına kadar önemsiyoruz’

“MHP Genel Başkanı grup toplantısında bu konuyu gündeme aldı. Bugünkü konuşmasında DEM Parti’ye dönük de kimi eleştiriler sundu. Biz buradan bir kez daha diyoruz ki bizler Türkiye’nin iç barışını mevcut olan bütün siyasi partilerden daha fazla önemsemekteyiz. Bizler Türkiye’nin iç barışını Hatay Yayladağ sınır kapısından Edirne Sınır Kapısına kadar önemsiyoruz. Orada Kürt kanı akmadı diyorlar. Yanlış. Orada Kürdün de kanı aktı, Alevi’nin de kanı aktı, Arabın, Sünni’nin, Hristiyanın da Dürzi’nin de kanı aktı. Keşke akmasaydı. Keşke biz bu konuşmaları yapmak zorunda kalmasaydık.”

‘Bu mesajlara karşı çıkıyoruz’

“Bizler DEM Parti olarak Türkiye’deki sürecin onurlu bir barışla taçlanması için kim ne derse desin çizgimizden asla vazgeçmedik. Asla vazgeçmeyeceğiz. Bu yaşanan provokasyonlara hükümetin sözcülerinin adeta mevcut olan katliamın önünü açan, kışkırtan, destekleyen, dayanışan mesajlarına eyvallah baş göz üstüne mi diyelim? Demeyeceğiz. Bu mesajlara karşı çıkıyoruz. Yanlış buluyoruz. Her fırsatta Suriye politikası nasıl olması gerektiği ile ilgili bizler ağzımızı açtığımız her an ifade ettik. Tertemiz, yalın, düzgün bir dille ifade ettik. Burada bir kez daha ifade ediyoruz. Suriye’deki çatışmalara, oradaki ateşe kimse körükle yaklaşmamalıdır. Türkiye’de mevcut olan iktidar sözcülerini oradaki savaşı ve çatışmayı kışkırtan değil tam tersi oradaki ateşi soğutacak, barışa ve diyaloğa hizmet edecek bir dil kullanmaya davet ediyoruz. Ve biz buradan soruyoruz. Bu dilin neresi sorunlu acaba? Bu dilin neresi sorunlu? Bizler barışa hizmet edin diyoruz. Gelin barışa hep beraber hizmet edelim diyoruz. Suriye’de yanan ateşe körükle gitmek yerine bir damla su olalım o ateşi söndürelim diyoruz. Bunun neresi iç barışa karşı yapılmış bir konuşmadır.”

Barış ve diyalog diline davet

“Buradan bir kez daha Türkiye’deki bütün siyasi güçleri ve bütün devlet bürokrasisini bu süreçte barış ve diyaloğu tesis etmek üzere bir pratik ve bir dil kullanmaya davet ediyorum. Ve bir kez daha diyoruz ki Halep’te yaşananları asla kabul etmiyoruz. Orada yaşamını yitiren bütün Kürt yurttaşlarımızın ailelerine, Kürt halkına ve Suriye halklarına başsağlığı dileklerimizi iletiyoruz ve yaralılara acil şifalar diliyoruz. Ümit ediyoruz ki bizler bu sınır kapısından bir gün Suriye topraklarına güle oynaya geçebiliriz ve oraya savaşı konuşmak değil barışı o topraklarda nasıl tesis edildiğini görmek üzere ziyaretlerimizi gerçekleştirebiliriz. Bugün Türkiye’nin dört bir yanından gelen kurum temsilcilerine, barış annelerimize ve barış mücadelesi veren siz değerli halklarımıza sonsuz teşekkürlerimizi sunuyorum. Mutlaka kazanacağız, mutlaka kazanacağız, mutlaka bu topraklarda barışı hep beraber tesis edeceğiz.”