Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Kadın Meclisi, “Öz savunma yaşatır” kampanyasının deklarasyonunu İstanbul Şişhane Meydanı’nda yaptığı basın açıklamasıyla kamuoyuna duyurdu.
Açıklamada “Öz savunma yaşatır” yazılı pankart açılırken, “Jin jiyan azadî”, “Yaşasın kadın dayanışması” ve “Öz savunma haktır engellenmez” sloganları atıldı.
Basın metnini okuyan HDK Merkezi Kadın Koordinasyonu üyesi Esengül Demir, erkek egemen şiddetin evden sokağa, iş yerinden kampüslere ve kamusal alanlara kadar hayatın her alanında süreklilik kazandığını vurguladı. Demir, cezasızlık politikalarının kadına yönelik şiddeti daha da beslediğini belirterek, bu şiddetin münferit değil, politik ve sistematik olduğunu ifade etti.
‘Varlığımızı öz savunmayla koruduk’
Öz savunmanın bir tercih değil, yaşamı savunmanın zorunlu bir yolu olduğunun altını çizen Demir, “Hayatta kalmak, yaşamlarımızı ve haklarımızı savunmak için öz savunmaya ihtiyaç duyuyoruz. Tarih boyunca varlığımızı öz savunmayla koruduk. Erkek egemen şiddet karşısında yaşamlarımızı, bedenlerimizi, haklarımızı ve özgürlüklerimizi hem kolektif hem bireysel mücadelelerle savunduk” dedi.
Bu mücadelenin kadınların örgütlü direnişiyle büyümeye devam ettiğini söyleyen Demir, feminist hareketlerden Kürt kadın mücadelesine, sosyalist kadın hareketinden mahalle ve sokak dayanışmalarına uzanan bir öz savunma hafızasının oluştuğunu vurguladı. Demir, bu hafızanın yalnızca geçmişin değil, bugünün ve geleceğin de mücadele hattı olduğunu ifade etti.
‘Jin Jiyan Azadî’
Esengül Demir, “Jin jiyan azadî” sloganıyla molla rejimine karşı ayaklanan kadınların, Suriye’de cihatçı ve selefi yapılara karşı direnen kadınların ve dünyanın dört bir yanında erkek egemenliğine karşı mücadele edenlerin birbirine ilham vermeyi sürdürdüğünü söyleyerek şunları ekledi:
“Bu direnişler, öz savunmanın sınırlarını aşan, kolektif ve politik bir mücadele olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Yaşamı savunma iradesi, birbirine değerek ve birbirinden güç alarak büyümeye devam ediyor. Öz savunma yalnızca saldırı anına sıkışmış bir refleks değildir. Erkek egemen düzenin ürettiği şiddete, eşitsizliğe ve baskıya karşı yaşamı savunma halidir. Kendini savunmak zorunda bırakılan kadınlar için çoğu zaman hayatta kalmanın tek yoludur. Bu nedenle öz savunma, gündelik yaşamın ayrılmaz bir parçasıdır, bir zorunluluk olduğu kadar politik bir haktır.”
‘Öz Savunma Yaşatır’ kampanyası
Maruz kalınan şiddetin bireysel olmadığını vurgulayan Esengül Demir, İstanbul Sözleşmesi’ni ve 6284 sayılı yasayı hatırlattı:
“Göçmen ve mülteci kadınların haklarının gasp edilmesi, çıplak arama uygulamaları, kolluk şiddeti, ekonomik sömürü, güvencesiz çalışma ve yoksulluk, psikolojik baskı, cinsel şiddet ve ayrımcılık erkek egemenliğinin farklı tezahürleridir. Bu şiddet biçimleri birbirinden bağımsız değil, birbirini besleyen bir sistemin parçalarıdır. Tam da bu nedenle; erkek egemen şiddetin derinleştiği, cezasızlığın kalıcı hale getirildiği, kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarının her alanda hedef alındığı bu düzende, yaşamı savunmak için ‘Öz Savunma Yaşatır’ kampanyamızı deklare ediyoruz. Bu kampanya ile öz savunmayı hayatın her alanında büyüteceğiz. Dayanışmayı ev ev, sokak sokak, mahalle mahalle öreceğiz. Hiçbir kadını yalnız bırakmayacağız. Şiddetin gizlendiği değil konuşulduğu, teşhir edildiği ve birlikte karşı durulduğu bir mücadele zemini kuracağız. Tüm yaşam alanlarında bir araya gelmeyi güçlendireceğiz. Kadın meclislerini, dayanışma ağlarını ve kolektif örgütlenme biçimlerini büyüteceğiz. Hukuki öz savunma büyütülecek, cezasızlığa karşı yan yana durulacak. Fiziksel öz savunmaya dair bilgi ve deneyimler paylaşılacak, bedenler ve yaşamlar üzerindeki söz hakkı savunulacak.”
Meral Danış Beştaş: Şiddet kader değildir
Daha sonra konuşan HDK Eşsözcüsü Meral Danış Beştaş, “Hayatlarımızı savunduğumuz için bir aradayız” diyerek, her yerde erkek devlet şiddeti ile karşı karşıya olduklarını kaydetti. Meral Danış Beştaş, “Bizler her gün öldürülen kadınların sesi olacağız. Şiddet sadece morluk değil aynı zaman da bir şiddet, hukuk, siyasettir, erkek egemendir. Adalet kadınlar söz konusu olunca bir istisnaya dönmüş durumda. Hukuk işlemiyorsa öz savunma diyoruz. Katledilen kadınların verilerini her gün okuyoruz. Şiddet kadınların en yakınındakidir. Şiddetin en görünüz hali kadın cinayetleridir. Öz savunma hayatta kalma stratejisidir. Devletin yapamadığını kadınlar öz savunma ile birlikte yapıyor. Kadınlar Öz savunma ile koruyacak. Şiddet kader değildir” diye ekledi.
Sebahat Tuncel: Derhal barış pozisyonuna geçilmelidir
Devamında konuşan Özgür Kadın Hareketi aktivisti Sebahat Tuncel, “HDK bu kampanya ile erkek egemen sisteme karşı bir müdahale gerçekleştiriyor. Biz özgür olarak yaşayacağız bundan başka seçenek tanımıyoruz. Yıllarca kadınlar olarak sokaklardaydık. Biz yaşamak istiyoruz eşit, özgür bir şekilde yaşamak istiyoruz. Savaş çatışma süreçlerinde kadına yönelik şiddet artıyor. Çatışma ve savaşlarda en çok kadınlar etkileniyor. Kadınlar her daim savaşa hayır barış hemen şimdi dedi. Kadınlar için savaşa karşı olmak sadece bir talep değildir. Nerede olursa olsun savaşa hayır dedik. Barış ve Demokratik Toplum süreci var ama Türkiye Suriye de çetelere destek vererek savaşı sürdürüyor. Biz kadınlar soruyoruz bu şiddet suçtur. Derhal bu pratikten çıkıp barış için adımlar atılmalıdır. Derhal barış pozisyonuna dönüşmesi gerekiyor. Barış siyasetine dönülmelidir” diye konuştu.
Tülay Hatimoğulları: Suriye’de kadınlara karşı suç işleniyor
Son olarak söz alan DEM Parti Eş Genel Başkanı Tülay Hatimoğulları, ise şunlara değindi:
“Türkiye’ye, kadınlar erkekler tarafından şiddete maruz kalıyor. Ve biz kadınlar evimizde mahallemizde, iş yerlerimizde, yaşam alanlarımızın her yerinde, çalıştığımız kurumlarda öz savunmamızı gerçekleştireceğiz. Öz savunma anlamak ve dayanışmak demektir. AKP iktidarının yaratmış olduğu erkek yargı kadın cinayetleri, cezasızlıkla sonuçlanan kararlarıdır. Kadınlar katledilmeye devam ediliyor. IŞİD gibi kadın düşmanı bir örgütlenme El Kaide El Nusra gibi örgütlerin uzantıları Suriye’de başta Kürt kadınları ve onlarla dayanışma içinde mücadeleyi yürüten Arap kadınlarına karşı, Süryani kadınlarına karşı suç işlemeye devam ediyorlar. Üzerine gerçekleşen saldırıda bir kadın savaşçının o İŞİD’cilerin eliyle, HTŞ’lilerin eliyle, SMO’cuların eliyle nasıl binadan aşağı atıldığını gördük. Bu hiçbir vicdana sığmaz. Kendine Müslüman diyen hiçbir insanın vicdanına, İslami değerlere sığmayacak olan bir şeydir. Ve ayrıca savaş hukukuna göre de suçtur bu yapılanlar. Siyasal İslamcı zihniyetin kadın düşmanı politikalarını görüyoruz. Bu nedenle bir kez daha diyoruz ki; erkek devlet şiddetine karşı öz savunma haktır. Bir olmak, örgütlenmek ve beraber mücadele yürütmek dışında hiçbir şansımız ve seçeneğimiz yok. Patriarkal kapitalizmin emeğimizi nasıl sömürdüğüne en fazla kadınlar tanıktır. Ve buradan özellikle Halkların Demokratik Kongresi’nin başlatmış olduğu bu kampanyada bizler erkek devlet şiddetine karşı, savaşlara ve çatışmalara karşı, yaratılmak istenen erkek egemen zihniyetinin sonuçlarına karşı bedenimiz, emeğimiz ve kimliğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz.”




