Her şey yalan bombalanan çocuklar gerçek

Minab’ta bir ilkokul bombalandı ve 168 çocuk katledildi.

Bu cümle aslında bütün tartışmalarımızın tam ortasında mıh gibi duruyor.

Çünkü savaşlar her zaman gerçeği bulanıklaştırır.

Strateji, güvenlik, caydırıcılık, ulusal çıkarlar, nükleer silahlar, jeopolitik… Bu kelimeler üst üste yığıldığında gerçek olan şey görünmez hale geliyor.

Çocuklar öldü ve bu bütün analizlerin hepsinden daha gerçek.

Çocukları hedef alan hiçbir güç meşru değildir.

Bugün deniliyor ki,

“İran rejimi zalim değil mi?”

“O halde ABD ve İsrail’in İran’a saldırılarını neden eleştiriyorsunuz?”

“Yıkılsın gitsin bu rejim; fırsat bu fırsat.”

İran rejimi zalim tabii ki.

Tıpkı öncesindeki Şah rejimi gibi, tıpkı ABD’nin Epsteinci rejimi gibi tıpkı İsrail’in soykırımcı rejimi gibi.

Bunu böyle tartışanlar da biliyor zaten.

Ama gözümüzün önünde cereyan eden savaşın nedeni İran’daki rejimin zalimliği değil ki.

Halklara özgürlük ABD bombalarıyla gelmez. Tarih bunun tersini defalarca gösterdi. Her defasında geriye yıkılmış şehirler, daha derin otoriterlik biçimleri kaldı.

İran’daki rejimin kendi halklarına karşı işlediği suçlar, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail bombardımanının gölgesinde tartışılamaz.

Muhalifleri, gençleri, Kürtleri meydanlarda vinçlerle asan bir rejimi kim savunabilir?

İran’daki molla rejiminin topluma karşı işlediği suçları inkar etmek mümkün mü?

Kadınların bedenine, yaşamına ve özgürlüğüne yönelen baskıları bilmiyor muyuz?

Ama bir hakikati diğerinin üzerine örterek konuşamayız.

İran’da otokratik ve neoliberal bir iktidar var. Bunu tartışmak bile abes.

Bir ülkenin zalim rejimini eleştirmek için o ülkeye başka zalimlerin bombalar yağdırmasına alkış tutulamaz.

ABD’nin tek kutuplu dünya düzeni içinde İran’la yaşadığı gerilimin sonucu bu savaş.

İran halklarının demokrasi ve özgürlük talebi Trump’ın da Netanyahu’nun da umurunda değil.

Bu saldırganlığın nedeni petrol başta olmak üzere bölgesel enerji kaynakları ve İran rejiminin ABD ve İsrail’e karşı aldığı siyasi pozisyon.

Bütün bunlar yaşanırken savaşın hazırlanış biçimi de dikkat çekici.

Bu savaş öncesinde alışıldık propaganda mekanizması bile tam anlamıyla işletilmedi.

Amerikan kamuoyunu yaklaşan bir tehdide ikna etmeye yönelik büyük bir kampanya yürütülmedi.

Bu savaşın baş yürütücüsü Donald Trump çoğu zaman eski neocon çizgiyle karşılaştırılıyor. Fakat önceki dönemlerden bile farklı olarak bu savaş için net bir hedef ya da tutarlı bir propaganda anlatısı bile oluşturulmadı.

Belki de bunun nedeni şu kadar basittir:

Küresel haydutlar buna ihtiyaç duymuyor artık

2008 küresel finans krizi sonrasında birçok araştırmacı, kapitalist ülkelerde yeni bir yönetim biçiminin ortaya çıktığını söylüyordu: “otoriter neoliberalizm”

Bugün iktidarlar artık savaşı meşrulaştıracak karmaşık gerekçeler üretme, sahte istihbaratlar sunma ya da parlamentolarda teatral performanslar sergileme ihtiyacı bile duymuyor.

Donald Trump bunun en çıplak temsili.
Sadece yapıyor.

Yeni bir yönetim tarzı var dünyanın egemenlerinin.

“İstediğini yapabilirsin” rejimi bu. Kural yok, hukuk yok, uluslararası kurumlar zaten “baş belası ve gereksiz.”

Kadın hareketleri, feminist hareket bu oyunu daha önce gördü ve kanmadı buna. Afganistan savaşı sırasında da “halkı kurtarıyoruz” demişlerdi. Bir bakın Afganistan’daki kadınların durumuna şimdi…

Ama bütün bu politik analizlerin ortasında dönüp tekrar aynı yere geleceğim.

Minab’ta bir ilkokul bombalandı ve 168 çocuk katledildi.

Hiçbir şey bilmiyorsam şunu biliyorum.

Çocukları öldüren hiçbir güç haklı olamaz.

Ancak ABD ve İsrail saldırılarına karşı İran rejiminin değil elbette ama İran halklarının yanında olmanın sadece çocukların katledilmesine karşı bir insaf ve merhamet meselesi olduğunu da söylemiyorum.

Bu, aynı zamanda bölgedeki tüm halkların kendi kaderlerini tayin etmelerini de desteklemek demek.

İran’daki Kürtlerin, Beluçların, Hıristiyan, Azeri ve Fars toplulukların özgür ve demokratik bir yönetim taleplerini desteklemek demek.

Bunu kendi tecrübeleri ile başarmalarını desteklemek demek.

İran’daki kadınların “Jin Jiyan Azadî” mücadelesini desteklemek demek.

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.