Jewish Currents ve The Guardian tarafından elde edilen istifa mektuplarına göre, yaklaşık on yıldır masanın başında bulunan Omar Shakir, yönetimin bu kararını “kurumsal dürüstlüğün kaybı” ve “siyasi tepki korkusunun uluslararası hukuka bağlılığın önüne geçmesi” olarak değerlendirdi.
Jewish Currents’ın salı günü yayımladığı habere gör ise, Shakir ve Ansari’nin istifa mektuplarına ulaşıldı. Shakir, mektubunda HRW yönetiminin kararının standart inceleme süreçlerinden saptığını ve hukuki ya da olgusal kaygılardan ziyade siyasi tepki korkusunu yansıttığını yazdı.
Shakir, istifa mektubunda “Yaptığımız işin bütünlüğüne ve olgulara dayalı, ilkesel habercilik ve hukukun uygulanacağına bağlılığımıza olan inancımı kaybettim” ifadelerini kullandı.
‘İnsanlık suçu’ tespiti tartışma yarattı
Hazırlanan 33 sayfalık “Ruhlarımız Bıraktığımız Evlerde” başlıklı rapor, İsrail’in geri dönüş hakkını engellemesinin Roma Statüsü’nde yer alan “diğer insanlık dışı eylemler” kapsamında bir insanlık suçu teşkil ettiğini savunuyor.
Rapor, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan, Ürdün ile Suriye’deki mülteci topluluklarından yerinden edilmiş Filistinlilerin deneyimlerini belgeliyor; on yıllardır süren geri dönüş hakkının engellenmesini, uluslararası hukuk kapsamında kovuşturulabilir suçlarla ilişkilendiriyordu.
HRW’den açıklama
HRW yönetimi ise raporun yayınlanmasının durdurulmasını şu gerekçelerle savundu:
Araştırmanın bazı yönlerinin ve hukuki sonuçların dayandığı olgusal temellerin güçlendirilmesi gerektiği.
Konunun karmaşıklığı nedeniyle daha fazla analiz ve araştırmaya ihtiyaç duyulması.
Raporun mevcut haliyle kurumun yüksek standartlarını karşılamadığı iddiası.
Shakir ise X üzerinden şu açıklamayı yaptı:
“Rapor 7 aylık bir inceleme sürecinin ardından tamamlandı ve MENA bölümü, beş farklı uzman, Program Ofisi ile Hukuk ve Politika Ofisi tarafından onaylandı. Siteye yüklendi ve çevrildi, basın bülteni ile soru-cevap metinleri hazırlandı. İncelendi, paydaşlara bilgi verildi. Aceleye getirilmiş sayılmaz.”
Shakir ve Ansari, raporun kapsamını yalnızca son dönem yerinden edilmelerle sınırlama girişimlerinin hukuki argümanını zayıflattığını ve nesiller boyunca mülteci olmuş insanların sesini susturduğunu söyledi.
HRW bünyesindeki 200’den fazla çalışan, gecikmeyi protesto ederek bunun örgütün güvenilirliğine zarar verebileceği uyarısında bulundu.




