• Ana Sayfa
  • Gündem
  • İhraç akademisyen Özinanır: Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey

İhraç akademisyen Özinanır: Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey

İmzaladıkları “barış” bildirisi nedeniyle 10 yıl önce ihraç edilen akademisyenlerden Can Irmak Özinanır, “Barışı talep etmek o gün de çok önemliydi, bugün de çok önemli. Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey” dedi.

İhraç akademisyen Özinanır: Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey
Foto: Arşiv
İhraç akademisyen Özinanır: Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 1 Ocak 2026 13:47
  • Güncellenme: 1 Ocak 2026 13:48

Barış İçin Akademisyenler tarafından Sur, Cizre ve Silopi başta olmak üzere kentlerde uygulanan sokağa çıkma yasaklarının kaldırılması ve insan hakları ihlallerine son verilmesi talebiyle 11 Ocak 2016 tarihinde “Bu Suça Ortak Olmayacağız” başlıklı barış bildirisi yayımlandı. Bildiriye imzacı en az 70 akademisyen gözaltına alınırken 4’ü tutuklandı. Bu süreçte Barış Akademisyenleri’nden 406’sı ihraç edildi.

Olağanüstü Hal (OHAL) döneminde çıkarılan 686 sayılı Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile görevlerinden ihraç edilen 406 akademisyenden, aradan geçen 10 yıla rağmen yalnızca 4’ü görevine dönebildi.

KHK’lerle 7 Şubat 2016 tarihinde Ankara Üniversitesi Gazetecilik Bölümü’nden ihraç edilen Can Irmak Özinanır, barış bildirisinin yayımlandığı tarihten bu yana barış ihtiyacının devam ettiğini belirterek, “Barışı talep etmek o gün de çok önemliydi, bugün de çok önemli. Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey” dedi.

Barış bildirisinin ortaya çıkış süreci

Barış bildirisinin ortaya çıkış sürecine değinen Özinanır, 2013-2015 tarihlerinde Abdullah Öcalan ile geliştirilen diyalog sürecine işaret etti. Çözüm sürecinin hükümet kanadında çıkmaza girdiği dönemde Türkiye’nin kanlı bir sürece girdiğini ifade eden Özinanır, bildirinin Sur ve Cizre’de ortaya çıkan insani yıkım üzerine ortaya çıktığını söyledi.

Özinanır, barış talebinin ihraçlara dönüştüğü süreci şu şekilde anlattı:

“Bu bildirinin yayınlanmasından sonra o dönemde başbakan olan Tayyip Erdoğan bu bildiriyi hedef alan bir konuşma yaptı ve arkasından ihraçlar başladı. Her okulda soruşturmalar, çeşitli üniversitelerde doğrudan işten atmalar, bazı illerde gözaltılar… Büyük bir medya kampanyası başladı. Bazı televizyon kanallarında fotoğraflarımız teker teker yayınlanarak hedef gösterildik. Bazı üniversitelerde kapılarına çarpı atılan arkadaşlarımız oldu. Bizler de 7 Şubat 2016’da soruşturmaya maruz kaldık. Ardından 15 Temmuz darbe girişimi ile ilan edilen olağanüstü halle birlikte ihraçlar başladı.”

AYM kararına rağmen hukuki süreç

Özinanır, davalardaki dönüm noktasının tutuklanan akademisyenlerden biri olan Füsun Üstel’in tutukluluk durumunu Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıması olduğunu söyledi. AYM başvurusunun ardından beraat kararlarının çıkmaya başladığını belirten Özinanır, mahkemelerde bir duruşun yargılandığını ifade ederek kendisinin de davadan beraat edip görevine iade edildiğini ancak sanal medya paylaşımları gerekçe gösterilerek tekrar ihraç edildiğini bildirdi.

 ‘Barış için değer’

Hukuki süreç başlamadan önce pek çok kez bildirinin ve imzaların geri çekilmesine ilişkin baskılar olduğunu anımsatan Özinanır, “Sıkıntılı bir süreç yaşadık. 10 yıl bir insanın işinden edilmesi kolay bir şey değil. Sonrasında sözümüzü geri almamız istendiği ve almadığımız için işten atıldık. İhraçtan önce de sonra da savunmaya devam ettim. Barışı dillendirmeye değer miydi? Barışı dillendirmeye her zaman değer” dedi.

 

‘Baskıya rağmen susmayan sesler var’

 Bildirinin imzacısı akademisyenlerin yaşadıklarının bir sebebinin de hükümetin üniversiteleri değiştirme isteği olduğunu vurgulayan Özinanır, “Üniversitenin daha özgür düşünen insanların bulunduğu bir yerden iktidarın ideolojik manipülasyonlarına uygun bilgi üreten insanların burada yer almasına dair bir çaba hep vardı. Hükümet daha otoriterleştikçe bu çaba da artmaya başladı. Barış bildirisine bu kadar öfkeyle saldırmalarının sebeplerinden bir tanesi bu. Akademi tarihsel olarak hiyerarşik bir kurumdur ancak bunun dışına çıkmaya çalışan, akademik üretim yapmaya çalışan kişiler vardı ve bu yok edilmeye çalışıldı. Ancak şu anda akademide kalan ve bizimle dayanışmasını hiçbir şekilde eksik etmeyen arkadaşlarımız da var. Hem ekonomik hem hukuki baskı atmosferinde susmayan sesler var ve olmaya devam edecek” ifadelerini kullandı.

 ‘Barış talep edenler sürecin dışında bırakılıyor’

Barış ve Demokratik Toplum Süreci’ne rağmen ihraç edilen akademisyenlerin görevlerine iade edilmemesine tepki gösteren Özinanır, “Barışın ihtimalinin bile ortaya çıktığı her süreç çok değerli. Ancak hükümetin ve devlet kurumlarının bu süreci yürütmesine ilişkin çok ciddi sıkıntılar var. Barış talep edenler sürecin dışında bırakılıyor” diye konuştu.

Bildiriyi oluşturan barış talebi ve ihtiyacının devam ettiğini belirten Özinanır, “İnsan ihtiyacı olduğu şeyi talep eder, şu anda da barışa ihtiyacımız var” diyerek sözlerine şu şekilde devam etti: “Barışın bu ülkede yokluğu halinde neler olabildiğini gördük. 2015’ten beri yaşadığımız süreç hem çok kanlı, hem de bütün demokratik hakların gerilediği askıya alındığı bir dönemdi. Dolayısıyla barışı talep etmek o gün de çok önemliydi, bugün de çok önemli. Barış kazanılana kadar talep edilmesi gereken bir şey.” (MA)