İklim anksiyetesi olarak barajlardaki su doluluk oranları
Mehmet Horuş 23 Şubat 2026

İklim anksiyetesi olarak barajlardaki su doluluk oranları

Yılın dört mevsimi iklim haberleri okuyoruz. Yaz aylarında kuraklık ve susuzluk iklim krizini hatırlatıyor. Kış aylarında ise sel felaketleri ve yağış miktarları nedeniyle önümüzdeki yaz ne yapacağımızı konuşuyoruz. Yılın on iki ayında da tartışmasız şekilde ilk sırada barajlardaki doluluk oranları yer alıyor. Döviz, altın, bitcoin, borsa ve petrol fiyatlarındaki anlık gelişmeler gibi haber kanalları barajların durumunu bildiriyor. Ünlü markalar, yıldız sporcular, sanatçılar ya da siyasetçiler gibi büyük illerdeki barajların isimlerini duyuyoruz. Su krizi, her an cep telefonumuza gelecek planlı su kesintisi bildirimi kadar yakın ve giderek günlük hayatımızın merkezine yerleşiyor.

KONDA’nın Ocak 2026 tarihli İklim Krizi Algı Araştırması’na göre, 2025 yılında katılımcıların yüzde 64’ü iklim değişikliği konusunda endişeli olduğunu belirtiyor.  Bu oran, tıpkı barajlardaki su seviyeleri gibi yıllara göre iniş çıkışlı bir seyir izliyor. Bu algının oluşmasında belediyelerin su hizmetleri önemli bir rol oynuyor. Seçmen tercihlerinde ekonomi, sağlık ve eğitimin yanı sıra barajlardaki su miktarlarının da belirleyici olacağını öngörebiliriz.  Özellikle üç büyük ilde yerel yönetimler ile merkezi idare arasındaki çekişmelerin ana gündemi su sorununa etrafında şekilleniyor. Devlet Su İşleri Genel Müdürü Mehmet Akif Balta, 14 Şubat’ta AA’ya verdiği demeçte, etkili olan yağışlarla barajların geçen yılki doluluk oranının yakalandığını hatta aşıldığını belirterek aktif doluluk oranının yüzde 42 seviyesine ulaştığını söyledi. Siyasi bir performansın sonucuymuş gibi yapılan bu açıklamadan sonra 22 Şubat Pazar günü üç büyük ildeki baraj doluluk oranları art arda güncellendi.

İSKİ verilerine göre İstanbul için 2025 yılında aynı tarihte yüzde 70,79 olan doluluk oranı bu yıl yüzde 42,91 seviyesine geriledi. Ancak son 24 saatte yüzde 0,42’lik “umut verici” bir artış yaşandı. Ömerli, Darlık, Elmalı ve Istrancalar barajlarında doluluk oranı yüzde 60-70 civarına ulaşırken Terkos ve Sazlıdere barajlarında yüzde 30’un altında seyrediyor.

ASKİ’nin aynı gün yaptığı güncellemede Ankara’nın toplam doluluk oranı yüzde 26,12 olarak açıklandı. Bu tablo İstanbul’dan daha vahim görünüyor. Kesikköprü ve Kargalı barajları dolu olmasına rağmen Türkeşrefli Barajı yüzde 5,20, Peçenek yüzde 21,74 ve Çamlıdere yüzde 22,61 seviyesinde kaldı. 6 Şubat depremleri sonrası göç ve İstanbul’dan artan nüfus transferi dikkate alındığında, Ankara’nın su stresi artmaya devam edecek gibi görünüyor.

İZSU’nun 22 Şubat verilerine göre İzmir’in içme suyu kaynaklarından Tahtalı Barajı’nda geçen yıl aynı dönemde yüzde 15,39 olan doluluk oranı yüzde 36,67’ye yükseldi. Planlı su kesintilerinin yoğun yaşandığı İzmir’de her baraj ayrı bir haber değeri taşıyor. Alaçatı Kutlu Aktaş Barajı’nda geçen yıl yüzde 20,66 olan su doluluk oranı %57,07’ye yükselirken Gördes Barajı’nda bu oran yüzde 6,10’dan yüzde 25,36’a çıktı.

BUSKİ’nin 22 Şubat verilerine göre Bursa’daki barajların doluluk oranı yüzde 56,56’ya ulaştı.  Bu oran, 18 Şubat’ta yüzde 52.85’ti. Doğancı ve Nilüfer barajlarında son bir ayda ciddi bir artış kaydedildiği belirtiliyor. COP31’in yapılacağı Antalya’da da geçen yılki kuraklık riskinin azaldığı anlaşılıyor. Geçen yıl Korkuteli, Çayboğazı ve Karacaören 1 barajlarında su seviyesi kuraklık düzeyindeydi. Antalya Su ve Atıksu İdaresi Genel Müdürlüğü(ASAT) verilerine göre bu yıl Alakır ve Dim barajlarındaki doluluk oranları yaz ayları için daha iyimser bir tablo sunuyor.

Bu veriler, yalnızca bir gün içinde paylaşılan ve beş büyük ili kapsayan açıklamaların bir özeti. Günlük, hatta saatlik haber değeri kazanan baraj doluluk oranlarının tek nedeni iklim krizi değil. Kentleşme, ulaşım, enerji, madencilik ve tarım politikalarının toplam sonucu olarak bugünkü su krizi yaşanıyor. Daha tarihsel düzeyde kent ve kır arasındaki dengenin kent lehine bozulmasının sonucu olarak bugün kentlere su sağlanamıyor. 10 milyonluk bir kentin su ve kanalizasyon sorununu hiçbir iklimde ekolojik olarak çözemezsiniz.

Su, bedensel olduğu kadar ruhsal bir boyut kazanıyor. Su kesintileri, diğer ekolojik sorunlardan farklı olarak evimizin içine kadar giriyor. Bu nedenle gündelik ve sudan sebepler, bizleri kaçınılmaz bir şekilde dünyanın gidişatı hakkında düşünmeye zorluyor. Evimizin iklimi, dünyanın ikliminden bağımsız değil.

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.