• Ana Sayfa
  • Ortadoğu
  • İran’da protestolar 18’inci gününde: Ölü sayısına ilişkin çelişkili açıklamalar

İran’da protestolar 18’inci gününde: Ölü sayısına ilişkin çelişkili açıklamalar

İran genelinde 18 gündür devam eden protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısı hızla artıyor. Protestoların başlamasının ardından ilk idam kararı da verildi. rejim tarafından kesilen iletişim ise kısmen açıldı.

İran’da protestolar 18’inci gününde: Ölü sayısına ilişkin çelişkili açıklamalar
İran’da protestolar 18’inci gününde: Ölü sayısına ilişkin çelişkili açıklamalar
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 14 Ocak 2026 20:35
  • Güncellenme: 15 Ocak 2026 10:56

İran’da 28 Aralık günü başlayan hükümet protestoları, ülkenin 187 kentinde devam ediyor.

ABD merkezli İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestolarda hayatını kaybedenlerin sayısının 2 bin 500’ü aştığını bildirdi. Hayatını kaybeden kişiler arasında 18 yaşın altındaki 12 çocuk ve “olaylarla ilgisi bulunmayan” 9 sivil de yer alıyor. Çatışmalarda, 147 güvenlik görevlisinin de hayatını kaybettiği belirtildi.

Şu ana kadar 18 bin 434 kişi gözaltına alınırken, bin 134 kişinin ağır yaralandığı, toplam 614 farklı gösterinin kayıtlara geçtiği ve “tutukluların itirafçı olmaya zorlandığı” kaydedildi.

Yerel medyaya konuşan bazı göstericiler ise “protestolara dair sayıların farklılık gösterebileceğini, tüm haberleşme kanallarının uzun süredir karartma altında olduğunu” aktardı.

Sahadaki şiddet dalgası ve artan can kayıpları, Tahran’a yönelik tepkilere neden oldu. Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Antonio Guterres, artan şiddet raporları üzerine İranlı yetkililere “itidal” çağrısında bulunarak “orantısız güç kullanımının durdurulmasını” istedi.

Benzer bir tepki Avrupa kanadından da geldi. Avrupa Birliği yetkilileri tutuklamaları kınarken, Finlandiya dahil bazı Avrupa ülkeleri İranlı büyükelçileri dışişleri bakanlıklarına çağırarak resmi protesto notası verdi.

Can kayıplarında çelişkili bilgiler

Can kayıplarının hızla arttığı protestolarda bazı kaynaklara göre sayı 12 bini aştı. Ancak Libération ve Reuters gibi uluslararası haber kaynakları insan hakları örgütlerinin açıklamalarından ve verilerinden yola çıkarak can kaybı sayısını 6 bin ve 2 bin olarak duyurdu.

Reuters haber ajansına bilgi veren bir İranlı yetkili, protestolarda yaklaşık 2 bin kişinin öldüğünü kaydetti. Aynı yetkili bu sayıya güvenlik güçlerinin de dahil olduğunu söyledi.

HRANA’nın bildirdiğine göre ise, ölü sayısı 2 bin 500’ü aştı.

Norveç merkezli insan hakları kuruluşu IHR, en az 648 protestocunun öldürüldüğünü, bu kişilerden dokuzunun 18 yaşın altında olduğunu doğruladığını açıkladı.

Arakçi’den ABD ve İsrail’e ‘kışkırtma’ iddiası

İran Dışişleri Bakanlığı, Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin Birleşik Arap Emirlikleri Dışişleri Bakanı Abdullah bin Zayed El Nahyan ile bugün bir telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini duyurdu. Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre Arakçi, “ülkedeki huzursuzluğun ABD ve İsrail destekli kışkırtmaların bir sonucu olduğunu” savundu.

İran halkının dış tehditlere karşı ülkenin egemenliğini ve güvenliğini korumaya kararlı olduğunu belirten Arakçi, “bölgesel istikrar ve iş birliğinin önemli olduğunu” ifade etti.

Protestolar sürüyor

İran’da protestoların hala sürdüğü kentlerin başında gelen Tahran ve Kirmanşah’da rejim güçleri, protestoculara saldırmaya devam ediyor.

İnternet erişimi sebebiyle gün içerisinde başta Kürt kentleri olmak üzere pek çok bölgeden haber alınamıyor. Dün yapılan protestolarda Kirmaşah’da kaydedildiği ifade edilen bir görüntüde, protestocular ile rejim muhafızlarının karşı karşıya geldiği görülüyor. İddiaya göre, bu durum, tarafların çatışmasıyla sonlandı.

Tahran’da dün gece çekildiği iddia edilen bir fotoğraf da ise Tahran’da ağır silahlarla konuşlanmış İran rejimine bağlı askeri zırhlı araçların yer aldığı görülüyor.

Öte yandan Reuters’ın haberine göre, ABD Başkanı Trump’un “müdahale” mesajları ardından Washington ve Tahran arasındaki görüşmelerin durdurulduğu kaydedildi.

İlk idam kararı verildi

İranlı yargı makamlarının, bir mahkûmun ailesine idam cezasının çarşamba günü kesinleştiği bildirildi. Söz konusu karar, mahkûmun tutuklanmasından bir haftadan kısa süre sonra alındı.

Hengau adlı insan hakları örgütünün aktardığına göre, 26 yaşındaki İrfan Sultani 8 Ocak’ta Fardis’teki evinde gözaltına alındı. Dört gün sonra ise yetkililer, ailesine hakkında verilen idam cezasının kesinleştiğini bildirdi.

Doğrulanmamış bilgilere göre Sultani, Karaj kentindeki Gazl-Hisar Cezaevi’nde tutuluyor. Yargı makamları, ailesine salı günü cezaevine gelerek Sultani ile görüşmeleri talimatını verdi. Bu zamanlama, söz konusu görüşmenin infaz öncesi son görüşme olabileceği endişelerini artırdı.

Raporlar, Sultani’nin davasının asgari adil yargılanma standartları gözetilmeden yürütüldüğüne işaret ediyor. Gözaltından hüküm verilene kadar geçen süreçte, seçtiği bir avukata erişim ve diğer temel hukuki haklardan mahrum bırakıldığı belirtiliyor.

Aileye yakın bir kaynak, Hengau’ya yaptığı açıklamada, Sultani’nin avukat olan kız kardeşinin kardeşini savunmak ve dosyayı incelemek için başvuruda bulunduğunu ancak yetkililerin dosyaya erişimini engellediğini söyledi. Ailenin, Sultani’ye yöneltilen suçlamaların ayrıntıları ve yargılama süreci hakkında bilgilendirilmediği de aktarıldı.

İletişim kısmen açıldı 

İran’da ülke geneline yayılan rejim karşıtı protestolar sırasında kesilen iletişim hatları dün kısmen açıldı. Başkent Tahran’daki bazı vatandaşların Salı günü cep telefonlarıyla ilk kez yurt dışını arayabildiği bildirildi.

Associated Press (AP) muhabirleri, Tahran’dan bazı kişilerle telefonla görüşme yapabildiklerini aktardı. Ancak ajansın Dubai’deki bürosu, söz konusu numaraları geri aradığında bağlantı kurulamadığını belirtti.

Güvenlik gerekçesiyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen tanıklar, SMS hizmetinin hâlâ devre dışı olduğunu, internet kullanıcılarının yalnızca İran içinde devlet tarafından onaylanan sitelere erişebildiğini, yurt dışına bağlantının ise tamamen kapalı olduğunu ifade etti.

Yaklaşık beş boyunca dış dünyayla tüm iletişimi kesilen başkent Tahran’daki son duruma ilişkin bilgi veren tanıklar, kent merkezinde yoğun güvenlik varlığının dikkat çektiğini belirtti. Tanıklara göre kasklı ve zırhlı polisler cop, kalkan, tüfek ve gaz bombası taşıyor; kritik kavşaklarda nöbet tutuyor. Devrim Muhafızları‘na bağlı gönüllü Besic güçlerinin de silah ve coplarla sokaklarda devriye gezdiği, ayrıca sivil giyimli güvenlik görevlilerinin kamusal alanlarda görüldüğü aktarıldı.

Tanıklar, protestolar sırasında bazı banka şubeleri ve kamu binalarının ateşe verildiğini, ATM’lerin tahrip edildiğini, internet kesintisi nedeniyle bankaların işlemleri tamamlamakta güçlük yaşadığını bildirdi.

Mağazaların açık olduğu ancak şehirde yaya hareketliliğinin oldukça düşük seyrettiği ifade edildi.

ABD’den müdahale sinyali

Tahran yönetimi diğer yandan Trump’ın rejim karşıtı protestocular lehine müdahale etme tehditlerini caydırmaya çalışıyor. İranlı yetkililer, ABD ve İsrail’i, yaşanan protestolardan sorumlu tutuyor. İran ABD’nin olası müdahalesi durumunda bölgedeki ABD üslerinin hedef alınacağını duyurdu.

ABD’nin bölge genelinde askeri güçleri bulunuyor; bunlar arasında Katar’daki Al Udeid’de bulunan Merkez Komutanlığı’nın ileri karargahı ve Bahreyn’deki ABD Donanması Beşinci Filosu’nun karargahı yer alıyor.

Reuters’a konuşan ve isminin açıklanmasını istemeyen bir İranlı yetkili, “Tahran, Suudi Arabistan ve BAE’den Türkiye’ye kadar bölgesel ülkelere, ABD’nin İran’ı hedef alması halinde bu ülkelerdeki ABD üslerine saldırılacağını söyledi” dedi.

Yetkili, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi ile ABD Özel Temsilcisi Steve Witkoff arasındaki doğrudan temasların askıya alındığını da sözlerine ekledi.

Bu arada İran devlet medyası, İran’ın en üst düzey güvenlik organının başkanı Ali Larijani’nin Katar Dışişleri Bakanı ile görüştüğünü ve İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin de Birleşik Arap Emirlikleri ve Türkiye’deki mevkidaşlarıyla görüştüğünü bildirdi. Arakçi ayrıca İsrail’in ABD’yi kendi adına savaşlara sürüklemeye çalıştığını da ileri sürdü.

Ne olmuştu?

İran’da protestolar, 28 Aralık 2025’te yerel para birimi riyalin döviz karşısında hızla değer kaybetmesi, artan hayat pahalılığı ve derinleşen ekonomik kriz nedeniyle başladı. İlk olarak Tahran’daki Büyük Çarşı’da esnafın kepenk kapatarak sokağa çıkmasıyla başlayan protestolar, kısa sürede ülke geneline yayıldı. Ekonomik taleplerle başlayan gösteriler, güvenlik güçlerinin sert müdahaleleri, gözaltılar ve internet kısıtlamalarıyla birlikte rejim karşıtı protestolara dönüştü.