• Ana Sayfa
  • Manşet
  • İran’da yas günü: Ölenleri anmak için toplanan halka ateş açıldı

İran’da yas günü: Ölenleri anmak için toplanan halka ateş açıldı

İran’da 28 Aralık’ta başlayan protestoların üzerinden 53 gün geçti. Dün ve bugün gerçekleşen 40’ıncı gün anmaları kitlesel isyana dönüştü. Binlerce kişi sokaklara ve mezarlıklara çıkarak “Hamaney’e ölüm” sloganları attı. Rejim güçleri ise abluka, tehdit ve gözaltılarla yanıt verdi.

İran’da yas günü: Ölenleri anmak için toplanan halka ateş açıldı
İran’da yas günü: Ölenleri anmak için toplanan halka ateş açıldı
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 18 Şubat 2026 18:57
  • Güncellenme: 18 Şubat 2026 19:20

İran’da 28 Aralık 2025’te ekonomik çöküş, rekor kıran enflasyon ve tümenin değer kaybına karşı bir esnaf greviyle fitili ateşlenen protestolar, 53’üncü gününde ağır bir insan hakları krizine dönüştü. İnternet erişiminin sistematik olarak kesildiği, mezarlıkların abluka altına alındığı ve haber akışının rejim baskısıyla engellenmeye çalışıldığı bu süreçte, özellikle Kürlerin yoğun yaşadığı bölgelerden gelen ağır ihlal raporları, sivil katliamların sürdüğünü gösteriyor.

Resmi rakamlar ile bağımsız kuruluşların verileri arasındaki uçurum derinleşirken; 226’sı çocuk olmak üzere 7 bini aşkın insanın katledildiği, 50 binden fazla kişinin tutuklandığı ve sağlık çalışanlarından öğretmenlere kadar toplumun her kesiminin hedef alındığı İran’da son gelişmeler şöyle:

40’ıncı gün anmaları isyan alanına dönüştü

Protestoların en kanlı dönemi olarak kabul edilen ve rejim güçlerinin halkın üzerine doğrudan ateş açmaya başladığı 7-8 Ocak tarihlerinin üzerinden 40 gün geçmesiyle birlikte, 17-18 Şubat günleri büyük anma törenleri düzenlendi. Halkın “katliamın başlangıcı” olarak gördüğü bu tarihlerin anmasında, binlerce kişi sokaklara ve mezarlıklara çıktı. Ağıtların yükseldiği anma törenleri, kısa sürede “Hamaney’e ölüm” sloganlarının atıldığı kitlesel protestolara dönüştü.

Şehirlerde kuşatma

İran güvenlik güçleri, ilan edilen yası ve anma törenlerini engellemek için mezarlıkları ziyaretlere kapatırken, birçok kentte ölenlerin ailelerini tehdit ederek evlerinin önüne konuşlandı. Dijital ağlarda paylaşılan videolarda, aileler istihbarat merkezlerine çağrılarak baskı altına alındıklarını anlattı.

17 Şubat’ta başkent Tahran’da Sadeghieh Meydanı ve Sattar Han Köprüsü altı başta olmak üzere pek çok nokta özel muhafızlarca kuşatıldı. Tarihi Sattar Han pazarı kapatılırken, motosikletli rejim güçleri devriyelerle halkın toplanmasını engellemeye çalıştı.

Kürt bölgelerinin önemli merkezlerinden Sanandaj ve Bukan’da yüzlerce kişi mezarlıklarda buluştu. Bukan’a bağlı Şirzad’da, protestolar boyunca 1.404 kişinin katledildiği belirtilen bölgede, mezar başındaki kitleler hükümet karşıtı sloganlar attı.

Abdanan’da ateş açıldı

İlam eyaletine bağlı Abdanan’da 17 Şubat’taki anmalar sırasında rejim güçleri hem karadan hem havadan kenti ablukaya aldı. Katledilen Sarfaraz Alireza Sayidi’yi anmak isteyenlerin üzerine ateş açıldığı, olayda bir yurttaşın hayatını kaybettiği iddia edildi ancak henüz doğrulanamadı.

Zanjan’da 8 Ocak’ta katledilen 17 yaşındaki Javid Rezaei için mezarı başında kitlesel bir anma yapıldı. İsfahan’ın Necefabad şehristanında ise yüzlerce kişi sloganlar eşliğinde görkemli bir yürüyüş gerçekleştirdi.

3 sağlık çalışanı gözaltına alındı

İran’da protestolarla birlikte sağlık çalışanlarına yönelik gözaltılar gündemde.

Farklı kentlerde görev yapan üç sağlık emekçisinin güvenlik güçleri tarafından gözaltına alındığı, ancak haklarındaki suçlamalar ve tutuldukları yer konusunda henüz resmi bir açıklama yapılmadığı bildirildi.

Edinilen bilgilere göre İsfahan’daki Seyyidüşşüheda Hastanesi’nde görev yapan doktor Şida Riyahi Çelvani, Tahran’daki Atiye Hastanesi ameliyathane teknikeri Fatıma Afşari ve Tonekabon’da yine ameliyathane teknisyeni olarak çalışan Muhammed Rıza Abdullahpur, İran İstihbarat Bakanlığı’na bağlı güçler tarafından bilinmeyen gerekçelerle gözaltına alındı.

Bir öğretmenin akıbeti bilinmiyor

Gilan Öğretmenler Birliği Sendikası, üyeleri Mahmud Sedighipour’un İran rejimine bağlı olduğunu öğrendikleri silahlı bir grup tarafından kaçırıldığını duyurdu.

Sendika yaptığı açıklamada, kimliği öğrenilemeyen ancak rejime bağlı olduğu bilgisini edindikleri grubun, sendika aktivistini 17 Şubat’ta sabah saatlerinde her hangi bir soruşturma öne sürmeden kaçırarak bilinmeyen bir yere götürüldüğü belirtildi. Sedighipour’un akibetine dair hala hiç haber verilmediğini kaydedilen açıklamada, üyelerinin İran Öğretmenler Sendikası Koordinasyon Konseyi’nin Pazartesi günü duyurduğu “18 Şubat’ta eylemler sırasında yaşamını yitiren öğrenci ve öğretmenler için yas ilanı ve öğretmen ve öğrencilere okulları boykot etme çağrısı” ardından kaçırıldığına dikkat çekildi.

Sendika, çağrıdan bu yana üyelerine dönük baskıların arttırıldığını ve bununla kendilerine göz dağı verilmeye çalışıldığını belirtiyor.

‘Teyitli ölüm sayısı en az 7 bin 15’

İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA), protestoların 50’inci gününde yayımladığı raporda, teyitli ölüm sayısının 7 bin 15’e yükseldiğini, ölenlerin 214’ü rejim güçlerine bağlı kişilerin olduğunu, 67’sinin ise protestolara katılmayan sivillerin olduğunu açıkladı.

Raporda, 226’sı çocuk 6 bin 734 kişinin ise rejim güçleri tarafından öldürüldüğü kaydedildi.

Raporda, 11 bin 744 ölüm vakasının ise incelemede olduğu dile getirilerek, 25 bin 845 sivilin ise yaralandığı bildirildi. 144’ü öğrenci toplam 53 bin 552 kişinin tutuklandığı vurgulanan raporda, 11 bin 53 kişinin ifadeye çağrıldığı ve zorla ifadeleri alınarak vidoya alınan, rejim yanlısı medya organları tarafından “itiraf” başlığı altında servis edilen video sayısının 355’e ulaştığı belirtildi.

İran devleti, protestolardaki can kaybına ilişkin ilk resmi açıklamasını 21 Ocak’ta yapmış; güvenlik güçleri ve siviller dahil 3 bin 117 kişinin yaşamını yitirdiğini duyurmuştu.

İran’daki protestolar

İran’da protestolar, 28 Aralık 2025’te Tahran’daki Kapalı Çarşı esnafının yüksek enflasyon ve para birimi tümenin tarihi değer kaybına karşı greve gitmesiyle başladı. Kısa sürede diğer eyaletlere yayılan eylemler, rejim karşıtı protestolara dönüştü.

Son bir yılda tarihi dip seviyelere gerileyen riyal, yüzde 40’a ulaşan enflasyon ve artan yaşam maliyetleri halkın alım gücünü ciddi biçimde düşürdü. Yaptırımlar, kötü yönetim ve yolsuzluk iddiaları ekonomik krizi derinleştirdi.