İran’dan göç yok değil var: Rota şimdilik Afganistan

Savaş yangını ortasında kalan İran’da Türkiye sınırına doğru kitlesel göç gözlenmiyor. Fakat bu durum zorunlu göçlerin olmadığı anlamına gelmiyor. Sınırdan ülkelerine dönen/gönderilen Afgan mülteci sayısı 70 bine ulaştı. Günlük geçiş sayısı ise şimdilik bin 500 kişi. İşinden, aşından, eğitim hakkından mahrum kalan mülteciler için geri dönüş rotası çilelerle dolu. Taliban rejiminin bunaltıcı siyasal iklimi ise onlar için kaotik bir gelecek demek.

Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNCHR) verilerine göre, 5 milyon kadar Afgan ülke dışında mülteci olarak yaşıyor. Bunların yüzde 90’ı Pakistan ve İran’da bulunuyor. İran, 40 yılı aşan göç hareketleri nedeniyle en uzun süreli mülteci barındıran ülkelerden biri. İran’daki mültecilerin yüzde 99’u şehir, kasaba ve köylerde yaşarken, sadece yüzde1’i kamplarda barınıyor. UNHCR, hükümet ortağı olarak İçişleri Bakanlığı Yabancılar ve Göçmenler İşleri Bürosu (BAFIA) ile çalışıyor. Yıllar içinde UNCHR’nin Afgan mültecilere desteği azalırken, sorumluluk ve inisiyatif daha çok BAFIA’ya bırakıldı.

Mültecilerin kayıt altına alınması ve statülerinin belirlenmesinde artık İran hükümeti yetkili. İran İslam Cumhuriyeti bu durumu fırsata çevirip, 1951 Mülteciler Sözleşmesi ve 1967 Protokolüne çekinceler koydu. Bunlar 17’nci Madde (ücretli çalışma), 23’ncü Madde (kamu yardımı), 24’ncü Madde (iş mevzuatı ve sosyal güvenlik) ve 26’ncı Madde (serbest dolaşım) ile ilgili çekinceler. Yani İran’da yaşayan Afgan mültecilerin göç, iltica ve mülteci kazanımları büyük ölçüde budanmış durumda.

Kitlesel deportlar 2022’de zirve yaptı

Taliban güçlerinin yönetime el koymasıyla birlikte 2021 sonrası İran’a kaçan mültecilerin sayısı 1 milyon arttı. Bu süreçte Türkiye’ye gelenler de oldu. Mültecilere karşı sert önlemler geliştiren İran rejimi 2022 yılında yeni gelenler de dahil olmak üzere, İran’daki tüm mültecilerin sayımını yaptı. Yaklaşık 2,6 milyon Afgan kayıt altına alındı. İran devletinin verilerine göre 500 bin Afgan mülteci sayım dışında kaldı.

2022 yılı boyunca Afganistan’a dönen mülteci sayısı sadece 376’ydı. Bunun temel nedeni Afganistan’da can güvenliği kaygısıydı. Bu süreçten sonra, kota dahilinde bazı mülteci ailelerin üçüncü ülkelere yerleştirilmesi için çalışma başlatıldı. Elbette bu girişim sembolik kaldı. Öte yandan İran rejimi deport politikasına hız verdi ve yüzbinlerce Afgan mülteciyi sınırın ötesine itti.

Kısacası, milyonlarca Afgan mülteci batı ülkelerine geçmekle Afganistan’a dönmek arasında sıkışıp kaldı. Hem batı hem de doğu kapısı uzun süre kapalı kalınca İran’daki şehirlerde yaşamak daha da zorlaştı. Çalışma ve yaşam koşulları daha da kötüleşti. Afgan emekçiler sömürü çarkı ve ücret rekabetinde dibe çekildiler. Çok geçmeden mülteci topluma karşı önyargılar ve yabancı düşmanlığı kendini göstermeye başladı.

Bir yanda Taliban, diğer yanda Afganistan-Pakistan savaşı

Geçtiğimiz Haziran ayında ABD ve İsrail bombardımanı yaşandı. Buna “12 gün savaşı” adı verildi. İranlı yetkililer ve yardım kuruluşları, mültecilere karşı düşmanlığın “yeniden artabileceği” gerekçesiyle sınır dışı etmeyi savundular. Devamında kitlesel deport etmeler başladı. BM Göç Ajansı’na göre, Afganistan, son savaştan bu yana İran’dan en büyük göç dalgasını aldı. Mart ayının ilk iki haftasında 70 bin kişi sınırı geçmiş oldu.

28 Şubat 2026’da ikinci ve daha uzun bombardıman faslı başladı. Bu kez, günde bin 500 kişi sınırı geçiyordu. Geçen yıl İran yaklaşık 2 milyon Afgan’ı sınır dışı etmişti ve o zaman günlük geçiş sayısı 50 bin civarındaydı.  Fakat bugüne bakınca ve savaş süresinin uzaması durumunda deport sayısı daha da çoğalacak görünüyor. Öte yandan sınırı geçenler için hayat hiç de kolay değil. Zira onları bir yandan Taliban’ın otokratik baskıcı rejimi, diğer yandan Afganistan-Pakistan savaşının ortasına düşmek gibi tehlikeler bekliyor. Oysa zulüm nedeniyle ülkesini terk etmek zorunda kalan insanların yeniden zulüm ve savaş ortamına gönderilmesi 1951 BM Cenevre Mülteciler Sözleşmesine aykırı.

Gerek Pakistan gerekse İran’da yaşayan Afgan mülteciler, mülteciliği kuşaktan kuşağa devrettiler. Öyle ki Pakistan’daki kamplarda veya İran’daki yoksul mahallelerde dedeler ve yeni doğmuş torunlar mülteci olarak yaşamaya devam ediyorlar!

Bugün Afganistan’daki nüfusun yüzde 44’ü insani yardıma muhtaç yaşıyor. Bu durumda Afganistan’a dönen mültecileri açlık, işsizlik ve geleceksizlik bekliyor. Eğitim, dönen mülteci çocuklar için pek erişilir değil. Kadın haklarına vurulan tırpan ise annelerin yanında mülteci kız çocukları için de büyük problem.

Afgan mültecilerin sirkülasyon adası

İran’ın içine sürüklendiği savaş koşulları nedeniyle bugün kitlesel bir İranlı göçü yaşanmıyor olabilir. Fakat Pakistan, Afganistan ve İran’da yaşayan Afgan mülteciler için durum böyle değil. Onlar için göç çileli, zorunlu ve sürekli bir motivasyon.

İran’da savaş şimdiden sınır ticaretini etkiledi, TIR sürücüleri savaşın bitmesini bekliyor. İnşaattan tarıma istihdam alanları oldukça daraldı. İran’da veya İran dışında olan Afganistanlı mülteciler ekmeğe muhtaç hale geldiler ve savaşın bitmesini bekliyorlar. Başka ülkelerde çalışan Afgan işçiler ise ailelerine para gönderemiyor. Çünkü döviz transferi veya kuyumcular üzerinden para havale yolları önemli ölçüde kapanmış durumda. Sınıra ve Afganistan’a gönderilen mültecilerin gözü ise hala İran’da. Kısmi normalleşme İran’a veya daha batıya göçü yeniden tetikleyecek görünüyor. Dolayısıyla İran, Afgan mülteci göçünün kısa vadede bitmeyeceği bir sirkülasyon adası olarak tarif edilebilir.

Van-İran sınır kapısını gözleyen gazeteci ve uzmanların da belirttiği üzere; Türkiye’ye ilk göç hareketlerinin Afgan mültecilerden gelmesi pek olası. Bütün bu tablo içinde bir dipnot düşmek gerek: “İranlılar ülkesini asla terk etmez, toprağına bağlıdır” gibi değerlendirmeler fazlasıyla abartılı. İranlı veya Afganistanlı mültecileri kıyaslamak ne kadar doğru? Türkiye’de son yıllarda Afgan mültecilere yönelik önyargıların ne kadar güçlendiğini de unutmamak lazım. Diğer yandan 1979’dan buyana rejim muhalifi milyonlarca İranlı ülke dışında mülteci durumuna düştü. Bugün İran’da savaşın uzaması, İranlıların kaçınılmaz göçüne neden olabilir. Son Ukrayna savaşı ve Ukraynalıların göçü de bunu göstermedi mi? Dünyanın neresinde olursa olsun, savaş ve zulümden kaçmak zorunda kalan sivilleri anlamsız bir “cesaret” kıyasına tabi tutmak pek sağlıklı olmasa gerek.

Bütün bu tablo karşısında göçmenleri dışlayan politikalarda yarışmak ne insani ne de rasyonel sonuçlar doğurur. Devletlerin birbirini “göçmen deposu” yapmaya çalıştığı bu yarışta kaybedenler hep en alttakiler olur. Bu anlamsız ve acımasız yarışın kazananı ise ne yazık ki her defasında merkez kapitalist ülkeler. Dolayısıyla savaşa ve zorla yerinden etme politikalarına karşı hak temelli ve çok uluslu bir göç politikasına yoğunlaşmakta fayda var.

KAYNAK:

  • UNHCR Iran
  • The New York Times- Caught Between Two Conflicts, Afghans Flee Iran

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.