• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Jin, Jiyan, Azadî’den Tahran Çarşısı’na: İran’da dönüşmeyen tek şey rejimin şiddeti

‘Jin, Jiyan, Azadî’den Tahran Çarşısı’na: İran’da dönüşmeyen tek şey rejimin şiddeti

İran’daki protestoların temelinde uzun zamandır birikmiş değişim talebinin yattığını ifade eden gazeteci Ali Sobati, protestoların odak noktasının hareketin gasp edilmesini önlemek ve doğal seyrinde gelişmesine izin vermek olduğunu söyledi.

‘Jin, Jiyan, Azadî’den Tahran Çarşısı’na: İran’da dönüşmeyen tek şey rejimin şiddeti
‘Jin, Jiyan, Azadî’den Tahran Çarşısı’na: İran’da dönüşmeyen tek şey rejimin şiddeti
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 6 Ocak 2026 10:12

İran’da ekonomik kriz nedeniyle Tahran Çarşısı’nda başlayıp diğer kentlere yayılan protestolar 10 gündür devam ediyor. Rejim güçlerinin baskıcı politikalarına karşı bir halk hareketine dönüşen eylemlerde; onlarca kişi hayatını kaybetti, yüzlerce kişi ise gözaltına alındı. Bu süreçte özellikle üniversiteli gençler ve kadınlar en ön saflarda yer alıyor.

Ülkesindeki gelişmeleri Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Hivda Çelebi’ye değerlendiren İranlı gazeteci Ali Sobati, protestoların sadece ekonomik krize indirgenemeyeceğini, ancak dayatılan yoksulluğun temel motivasyon kaynağı olduğunu belirtti. Sobati’ye göre bu motivasyonun temelinde; kadın hakları ve etnik azınlıkların talepleri gibi çeşitli kaygılar yatıyor. Ancak bu haklı kaygıların, bazı güçler tarafından alternatif bir rejim talebine dönüştürülmeye çalışıldığını ifade eden Sobati, bazı protestolarda “Pehlevi” hanedanlığını çağrıştıran sloganların duyulmasının nedeninin bu olduğunu dile getirdi. Sobati, süreci şu sözlerle özetledi:

“Tahran’ın güneyindeki gıda dağıtım merkezleri ile üniversite kampüslerinde bambaşka sloganlar duyabilirsiniz. Bu da meselenin ne kadar karmaşık olduğunu gösteriyor. Üniversite öğrencileri daha ilerici bir çizgiye sahip; demokratik olmayan her şeye karşılar. İran’ın geleceği için monarşist veya ataerkil temellerin demokratik olabileceğine inanmıyorlar. Bu monarşist muhalefet özünde son derece merkeziyetçi, ataerkil ve hatta kadın düşmanıdır.”

Pehlevi yanlılarının manipülasyonu

Toplumsal destekten yoksun olan Pehlevi hanedanı yanlılarının, bu açığı kapatmak için medya üzerinden manipülasyona başvurduğunu belirten Sobati, İran International gibi yayın gruplarını örnek gösterdi. Sobati, Pehlevi’nin ülke içindeki takipçi kitlesinin çok sınırlı olduğunu vurgulayarak şu iddiada bulundu: “Sıklıkla dublaj yöntemine başvuruyorlar. İnsanlar ‘Diktatöre ölüm!’ diye slogan atarken; bu medya kuruluşları görüntülere ‘Pehlevi İran’a dönecek’ gibi ifadeler ekleyerek servis ediyor. Tekil sesleri kolektif bir iradeymiş gibi sunarak bir propaganda operasyonu yürütüyorlar.”

Uzun yılların birikmiş öfkesi

Yaşananların son 20 yılın birikimi olduğunu belirten Sobati, halkın büyük çoğunluğu yoksullukla boğuşurken, rejimle bağlantılı küçük bir azınlığın lüks içinde yaşamasının toplumsal hoşnutsuzluğu zirveye taşıdığını söyledi. Bu durumun 2009’daki Yeşil Hareket’ten bugüne uzanan bir sürecin devamı olduğunu ekledi.

Kürt bölgelerinin direnişi

Kürt nüfusunun yoğun olduğu bölgelerin devlete karşı daha güçlü bir meydan okuma sergilediğini belirten Sobati; Mahabad, Nahavend ve Kirmanşah gibi şehirlerin “Jin, Jiyan, Azadî” hareketi sırasında yüksek bir örgütlülük gösterdiğini ifade etti. Bu bölgelerdeki protestoların etkisiyle devlet yetkililerinin geçici olarak yerleşim yerlerini terk etmek zorunda kaldığını, bu yüzden rejimin bu bölgelere karşı çok daha sert bir “demir yumruk” politikası izlediğini belirtti.

Suriye’deki HTŞ gelişmeleri ve İsrail gibi dış güçlerin müdahil olma çabalarının protestoların dinamizmini olumsuz etkileyebileceğini söyleyen Sobati, bu seferki en büyük farkın “bilinç düzeyi” olduğunu vurguladı:

“Rejime karşı olmak, otomatik olarak birleşik bir siyasal proje yaratmaz. Sol entelektüeller ve halk, hareketin gerici güçler veya Pehlevi destekçileri tarafından gasp edilmesine karşı güçlü bir direnç gösteriyor. En önemli fark, geçmişteki hataların tekrarlanmaması konusundaki kararlılıktır.”