Suriye geçici hükümetine bağlı gruplar, SDG Genel Komutanlığı’nın Fırat’ın batısında bulunan Dêr Hafir’den çekileceğini açıklamasına rağmen, 18 Ocak 2026 tarihinde Dêr Hafir bölgesine saldırdı.
Bu saldırılar kısa sürede Tabka, Rakka, Deyrizor ve Hasekê bölgelerine kadar yayıldı.
20 Ocak’ta ise Kobani, Şam’a bağlı gruplar tarafından kuşatma altına alındı.
ANF’nin haberine göre kuşatmanın 21. gününde, kentte yaşanan insani kriz her geçen gün daha da derinleşiyor.
Kobani, 360 köy, 5 belde ve 2 ilçesiyle birlikte yaklaşık 600 bin nüfusa sahip. Bölge halkının büyük bir bölümü geçimini ziraat, su kuyuları sondaj işleri ve hayvancılıkla sağlıyor.
Kobani, sınırlı altyapısı nedeniyle ancak belirli bir nüfusu taşıyabilecek kapasitedeyken, yoğun göç dalgasıyla bu sınırları aşmış durumda
21 gündür süren kuşatma nedeniyle, köylerde yaşayan binlerce kişi saldırılardan kaçarak Kobani şehir merkezine sığınmak zorunda kaldı. Ayrıca Tabka, Rakka, Ayn İsa ve Girê Sipî’deki mülteci kamplarından da çok sayıda insan Kobani’ye geldi.
Mültecilerin büyük bir bölümü okullarda, boş dükkanlarda ve bazıları da kendi araçlarında yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Özellikle ısınma, barınma ve temel yaşam ihtiyaçları konusunda ciddi zorluklar yaşanıyor.
Hastanelerde mazot ve ilaç yetersizliği
Fırat Kantonu Sağlık Kurulu Eşbaşkanı Ahmet Mahdut, Kobani’deki hastanelerin durumuna ilişkin verdiği bilgilere göre kentte 4 genel ve 2 özel olmak üzere toplam 6 hastane bulunuyor ve bu hastaneler 24 saat hizmet veriyor. Hastanelerin kesintisiz elektriğe ihtiyaç duyduğunu vurgulayan Mahdut; genel hastanelerde üçer, özellerde ise ikişer jeneratör bulunmasına rağmen, mazot sıkıntısı nedeniyle bu sistemin durma noktasında olduğunu belirtti.” Bu jeneratörlerin günlük yaklaşık bir ton mazot tükettiğini, ayrıca kentte bulunan 12 ambulansın aylık mazot ihtiyacının 10 tonu bulduğunu ifade etti. Mahdut, mevcut mazot stoklarının yalnızca 10 gün yetecek düzeyde olduğunu vurguladı.
Mahdut, her gün yüzlerce hastanın hastanelere başvurduğunu, özellikle Rakka ve çevre bölgelerden gelen mülteciler nedeniyle hastanelerin tamamen dolu olduğunu ve yeni hasta kabul edilemediğini belirtti.
Kış koşulları nedeniyle salgın hastalıkların arttığını, soğuk algınlığına ilişkin ilaç stoklarının tükendiğini söyledi. Oksijenin kalmadığını, astım ilaçlarının, tahlil için gerekli ilaçların, ameliyatlarda kullanılan anestezi ilaçlarının, tansiyon ve şeker hastaları için gerekli ilaçların tamamen tükendiğini ve acil ihtiyaç haline geldiğini ifade etti.
Okullar mültecilere açıldı
Kobani’de ilk, orta ve lise düzeyinde toplam 17 okul ile bir üniversite bulunuyor. Bu okullarda her yıl yaklaşık 72 bin öğrenci eğitim görüyordu. Kobani Üniversitesi’nde ise bin beş yüz öğrenci eğitim alıyordu. Saldırılar ve kentin kuşatma altında olması nedeniyle binlerce öğrenci eğitimlerine devam edemiyor. Okulların büyük bir bölümü, saldırılar nedeniyle yerlerinden edilen mültecilere barınma alanı olarak tahsis edilmiş durumda.
Fırınlar ve ekmek üretimi
Kobani şehir merkezinde iki genel fırın, köylerde ise üç fırın bulunuyor. Bu fırınlar her gün yaklaşık 500 binden fazla insan için ekmek üretmek zorunda. Mazotla çalışan fırınların aylık mazot ihtiyacı 150 bin litreyi buluyor. Fırınlardan sorumlu kurum, mevcut mazot stoklarının yalnızca 10 gün yetecek durumda olduğunu ve bu sürenin ardından fırınların hizmet veremeyeceğini belirtti.
21 gündür elektrik yok
Kobani Enerji Kurulu Eş Başkanı Welîd Cuma, 18 Ocak’tan bu yana Kobanê’de elektriğin tamamen kesik olduğunu söyledi. İlk etapta Kobanê ve Sirînê’de elektriğin kesildiğini, üç gün sonra geçici olarak verildiğini ancak yarım saat sonra yeniden kesildiğini belirten Cuma, Kobanê şehir merkezi ile birlikte 360 köyün 20 gündür elektriksiz olduğunu ifade etti.
Elektrik kesintisinin hastaneleri, fırınları ve su teminini doğrudan etkilediğini belirten Cuma, birçok hastanın evlerinde oksijen cihazı kullandığını ve bu durumun hayati risk yarattığını söyledi. Kobani’ye gelen elektrik hattının Sirînê üzerinden geçtiğini, bu hattın kesilerek elektriğin kente ulaşmasının engellendiğini belirtti. Aynı şekilde su hattının da kesildiğini, elektrik olduğu dönemlerde suyun Fırat Nehri’nden pompalanarak kente ulaştırıldığını ifade etti.
Su, gıda ve bebek maması krizi
21 gündür süren kuşatma ve elektrik kesintileri nedeniyle Kobani’de ciddi bir su krizi yaşanıyor. Kentte bulunan 15 su istasyonundan 14’ü elektrik kesintisi nedeniyle tamamen devre dışı kalmış durumda. Halk su ihtiyacını kuyulardan karşılamaya çalışıyor, ancak kuyulardan su çekmek için de elektriğe ihtiyaç duyuluyor. Bu nedenle sınırlı imkânlarla jeneratörler kullanılıyor.
Öte yandan bebekler için süt ve mama neredeyse tükenmiş durumda. Bu durum özellikle yeni doğan bebekler için hayati risk oluşturuyor. Her ne kadar bazı alternatif yollarla sınırlı miktarda gıda temin edilmeye çalışılsa da, bu yardımlar halkın yalnızca küçük bir kesiminin ihtiyacını karşılayabiliyor.
Kobani’de kuşatma devam ettikçe, sağlık, su, elektrik ve gıda alanlarında yaşanan krizin daha da derinleşmesinden endişe ediliyor.




