Suriye’de geçiş hükümetine bağlı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırıları bölgede insani krizi derinleştiriyor. Diyarbakır başta olmak üzere birçok kentte sağlık, sosyal hizmet emekçileri ve sivil toplum örgütleri, saldırılara karşı dayanışma eylemleri düzenleyerek insani yardım çağrısında bulundu.
Bugünkü tepkiler şu şekilde:
Diyarbakır’da nöbet eylemi 4’üncü gününde
Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılara karşı Diyarbakır Demokratik Kurumlar Platformu2nun çağrısıyla Diyarbakır’ın Yenişehir İlçesi Şeyh Said Meydanı’nda başlatılan nöbet 4’üncü gününde devam etti.
Nöbeti bugün Med Tutuklu ve Hükümlü Aileleri ile Yardımlaşma ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ve Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Rezan (Bağlar) ilçe teşkilatı devraldı.
Sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda yurttaş nöbete katıldı. Eylemde sık sık, “Bijî berxwedana Rojava” sloganı atıldı.
Burada yapılan konuşmalarda, Şam yönetiminin 6 Ocak’tan bu yana Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılarını artırdığı, Kobani ve Hasêke’nin köyleri ile sivil yerleşim alanlarını hedef aldığı ve çok sayıda sivilin katledildiği ifade edildi.
Dersim’de protesto
Demokratik Kurumlar Platformu Dêrsim’in Mazgirt ilçesine bağlı Peri Beldesinde, Şam güçlerinin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırına karşı açıklama yaptı.
Seyitli Köprüsü’nde gerçekleşen açıklamaya Dêrsim Milletvekili Ayten Kordu, platform bileşenleri ile çok sayıda kişi katıldı.
Açıklamada sık sık “Biji berxwedana Rojava”, “Jin jiyan azadî” sloganları atılırken “Rojava vicdandır, direniştir, özgürlüktür teslim alınamaz” pankartı açıldı.
Burada konuşan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Mazgirt ilçe yöneticisi Gülten Gündüz, saldırılarla kadınların özne olduğu bir toplumsal örgütlenmenin hedef alındığını söyledi. Kürt halkına savaşın dayatıldığını dile getiren Gülten Gündüz, “Son günlerde artarak devam eden saldırılar, sivilleri doğrudan hedef almakta; başta kadınlar ve çocuklar olmak üzere onlarca insanın yaşam hakkını ihlal etmektedir” dedi.
Ardından söz alan DEM Parti milletvekili Ayten Kordu, saldırılara karşı Kürt halkı ve dostlarının her yerde ayakta olduğunu vurguladı ve, “Kobani’de ve Rojava’da halklar bir arada yaşamanın, birlikte eşit ve onurlu yaşamanın mücadelesini çok büyük değerlerle yarattılar. Öyle değerler yarattılar ki orada yaşanan sistem, orada inşa edilen felsefe, orada inşa edilen yaşam bütün dünyaya bir umut oldu. Orada yaratılan büyük değerlerle Araplar, Aleviler, Türkmenler, Kürtler, farklı inançtan ve halktan herkes bir arada yaşamanın eşit yaşamanın mümkün olduğunu bütün dünyaya gösterdiler. İşte bu saldırılar aslında o fikriyata saldırıdır” dedi.
Van’da yürüyüş:
Van’da on binlerce kişinin katılımıyla protesto düzenlendi.

Van AVM önünde toplananlar sloganlarla bekleyişe geçti. Bir süre sonra alan tıklım tıklım dolarken yurttaşlar, “Bijî Berxwedana Rojava” sloganları attı. DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır’ın alana gelmesi ile birlikte on binlerce kişi yürüyüşe geçti. “Em rênadin pergala dagirkeran” pankartı ile yürüyen halk Musa Anter Parkı’na kadar sloganlarla yürüdü. Kitle Musa Anter Parkı’na ulaşınca sayıları on binlerce kişiyi aştı.
Burada DEM İl Eşbaşkanı Gülşen Kurt ve yerine kayyım atanan Van Büyükşehir Belediyesi’nin seçilmiş Eşbaşkanı Neslihan Şedal bir konuşma yaptı. Ardından konuşan DBP Eş Genel Başkanı Keskin Bayındır, Kürt halkının her alanda ayakta olduğunu söyledi.
‘Bize susun diyorlar, susmayacağız’
Burada konuşan Keskin Bayındır, “İnanın ki biz HTŞ zihniyetini yeneceğiz. Kadınların örgüsü nasıl DAİŞ’i yendiyse HTŞ ve ona destek veren zihniyeti de yenecek. Dünya bilsin, biz barış ve özgürlük içerisinde bu meseleyi çözmek istiyoruz. Ama Kürtleri statüsüz bırakmak isteyenler bilsin ki, biz buradayız ve sonuna kadar direneceğiz. Kürdistan’ı ve Kürtleri parça parça etmişlerdi ama Rojava Kürtleri bir araya getirdi ve bir yaptı. Tüm Kürtler şuan Rojava için mücadele ediyor” dedi.
“Bize susun diyorlar. Biz asla susmayacağız” ifadelerini kullanan Bayındır, şöyle devam etti:
“Rojava halkımız tamam demeye ve haklarına ulaşana kadar biz burada direneceğiz. Biz insanlık ve halkımızın özgürlüğü için yürüyoruz. Biz barış için yürüyoruz. Kadınların saçlarını kesiyorlar kalkıp ‘iyi bir operasyon’ oldu diyorlar. Belediyemiz pankart asıyor soruşturma açıyorlar. Bu kirli politikalarınızdan vazgeçin.”
Konuşmaların ardından halk sloganlarla yürüdü.
Çok sayıda gözaltı

Diyarbakır Sağlık Platformu’ndan insani yardım çağrısı
Diyarbakır Sağlık Platformu, Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırı ve kuşatmalara karşı Bağlar ilçesindeki Kadın Hastalıkları Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi önünde Yaşam Hakkı Nöbeti tuttu. Nöbete çok sayıda sağlık ve sosyal hizmet emekçisi katıldı.
Eylemde “Savaş bir halk sağlığı sorunudur, tedavisi barıştır” ve “Li Rojavayê mirin hebe, li Amedê jiyan nabe” dövizleri taşınırken, “Bijî berxwedana Rojava” sloganları atıldı.

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi Eylem Göcen, Kuzey ve Doğu Suriye’de başta Kobani ve Haseke olmak üzere kentlerin elektrik ve suyunun kesildiğini, bunun ağır bir halk sağlığı krizine yol açtığını belirtti. Açlık ve soğuk nedeniyle yaşamını yitiren çocuk sayısının 6’ya yükseldiğini hatırlatan Göcen, insani ve tıbbi yardım koridorunun derhal açılması çağrısı yaptı.
Eylem Göcen, Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlarla dayanışma eylemleri nedeniyle sağlık emekçilerine yönelik soruşturmaların kabul edilemez olduğunu vurguladı. Saldırıların durdurulması, Mürşitpınar Sınır Kapısı’nın insani yardıma açılması ve uluslararası kurumların acil harekete geçmesi çağrısı yapıldı.
Nöbet oturma eylemiyle son buldu.
Kulp: Gün direniş günüdür
Demokratik Kurumlar Platformu, Diyarbakır’ın Kulp ilçesinde Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılara karşı Cengiz Topel Caddesi’nde açıklama yaptı. “Rojava vicdandır mücadeledir, özgürlüktür teslim alınamaz” pankartının ardından açıklamayı yapan DEM Parti İlçe yöneticisi Asım Özgen, saldırıları kınadı.

Kuzey ve Doğu Suriye’deki abluka nedeniyle çocukların soğuktan öldüğünü, insanların açlıkla sınandığını kaydeden Özgen, “Bizler özgürlüğümüzden, inançlarımızdan, değerlerimizden ve eşitlikten asla ve asla taviz vermeyeceğiz. Bu irademizden kimse bizi vazgeçiremez. Bütün dünya bilmelidir ki bu özgür iradesi kazanacaktır. Bu yüzden bu mücadeleye hepimiz sahip çıkmalıyız. Gün direniş günüdür” dedi.
Özgen son olarak, demokrasi değerleri etrafında Kürtlerin birleşmesi gerektiğine işaret ederek, “Bu direnişi yükseltirsek, örgütlersek, birlik ruhunu güçlendirirsek Ortadoğu ve yaşadığımız coğrafyada özgürlük çiçekleri yeşerecektir” diye konuştu.
Açıklama atılan “ Bijî berxwedana Rojava” sloganlarıyla son buldu.
Barış Vakfı: Kalıcı barış müzakere ve diyalogla olur
Barış Vakfı hem Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılara hem de Barış ve Demokratik Toplum sürecine ilişkin yazılı açıklama yayımladı.
Türkiye ve Suriye’nin yeni bir yola ihtiyacı olduğunun belirtildiği açıklamada, Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırıların Türkiye’deki süreci zora soktuğu aktartıldı. Saldırılar yüzünden Halep’teki 2 mahallede Kürtlerin yerinden edilmesine sebep olduğuna dikkat çekilen açıklamada “Bugün Suriye’de ve ülkemizde yaşananlar, farklı kaynaklardan alınan haberler, mağdurların ve Kürt toplumunun iddiaları, ulusal ve uluslararası hak örgütlerinin ve kurumların çeşitli verileri ve açıklamaları, Türkiye toplumunun değişik kesimlerinde de derin endişe ve kaygıya yol açmış durumdadır. Haseke ve Kobani’nin (Ayn el-Arab) Suriye Ordusu tarafından kuşatılmış olması ciddi bir insani krize neden oldu. Bu durum, Suriye’de Kürt kimliğinin ve haklarının tanınması için atılan ilk adım olan Cumhurbaşkanı kararnamesini de gölgeledi. Yoğun işkence, saldırı, katliam gibi iddiaların yanı sıra kuşatılan yerlerde gıda, temiz su ve sağlık hizmetleri sorunu yaşandığına; insani yardımın bölgeye girişinin engellendiğine dair yerel çatışma haberleri kamuoyuna yansımıştır” denildi.
‘Tarafları masada çözmeye davet ediyoruz’
Bütün bunların, uluslararası insan hakları hukuku ve insancıl hukuk açısından ağır bir ihlal olduğu vurgulanan açıklamada, “Kuşatma altındaki bölgelerde sivillerin temel insani ihtiyaçlarının karşılanabilmesi için acil ve etkili adımlar atılmalıdır; Suriye Ordusunun kuşatması derhal kaldırılmalıdır. Çatışmanın ve krizin tüm taraflarını ve sürece etkisi bulunan bölgesel aktörleri can kayıplarını önlemeye, şiddeti tırmandıracak adımlardan kaçınmaya, temel hak ve özgürlükler ekseninde sürecin yeniden yeni bir yol bularak diyalog ve müzakereyle sorunu insani duyarlılık ve hukuk temelinde masada çözmeye davet ediyoruz” ifadeleri yer aldı.
‘Kalıcı barış müzakereyle olur’
Türkiye’de medya, siyaset ve sivil toplum alanında hakim olan üstenci, ötekileştirici, aşağılayıcı ve yaralayıcı dilin, barış sürecini zorlaştırdığına vurgu yapılan açıklamada “Böylesi bir dil ve söylem; süreci zorlayan, toplumsal zenginliğimizi körelten, bir arada var oluşumuzu tehdit eden bir dildir. Ülkemiz ve bölgemiz bu zorlu ve kritik süreçten ancak herkesin katkısıyla, toplumun her kesiminin değerlerini ve onurunu birlikte korumayı başarabildiğimizde geçebilecek ve sorunlarımız ancak bu koşulda kalıcı çözüme kavuşabilecektir. Şimdi el birliğiyle, diyalog ve müzakere zeminlerini güçlendirmek, kalıcılaştırmak ve kurumsallaştırmak hepimizin ama daha çok siyasetin ve medyanın sorumluluğu ve görevi olduğunu unutmadan sözümüzü kurmalıyız. Suriye’de bir yandan ateşkes defalarca ihlal edilirken öte yandan anlaşmanın bazı unsurlarına ilişkin müzakereler sürmekte. Türkiye’de ve Suriye’de taraflar arasında diyalog ve müzakere zeminlerini güçlendirmekten, kalıcılaştırmaktan ve kurumsallaştırmaktan başka yol bulunmamaktadır. Sorunların kalıcı çözümünün ancak diyalog ve müzakere ile sağlanabileceğinden, tüm tarafları acil olarak barışa ve sorunların görüşmelere yoluyla çözümünün sağlanmasına davet ediyoruz” diye belirtildi.




