Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepkiler

Saldırılara tepki gösteren Barış Annesi Sadet Doğma, “Konu Kürtler olunca herkes sessizliğe büründü. Her adımda bizleri kandırıyorlar. Kadın arkadaşlarımızı balkonlardan atıp, gençlerimizi katlediyorlar. Kimseye güvenmiyoruz” ifadelerini kullandı.

Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepkiler
Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik saldırılara tepkiler
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 18 Ocak 2026 10:08

BM’nin HTŞ’nin saldırılarına tepki göstererek, garantör rolünü oynaması gerektiğini belirten Sêrt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, “Hem Türkiye’de hem Suriye bölgesinde demokratik bir siyaset alanının, demokratik bir hukuk sisteminin oturtulması gerekiyor” dedi.

Suriye Geçiş Hükümeti’ne bağlı silahlı grupların 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerine yönelik başlattığı saldırılarda yüzlerce kişi öldürüldü, yaralandı ve göç ettirildi. Yine mahallelerle iletişim koparıldı. Şam’a bağlı gruplar Halep’in ardından Der Hafir ve Tişrin Barajı’nın yanı sıra birçok bölgeye saldırı başlattı.

Saldırıların Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılmasıyla birlikte birçok tepki gelmeye devam ediyor.

Siirt Barosu Başkanı: Sürecin garantörleri olmalı

Siirt Barosu Başkanı Muhammed Alptekin, saldırılara ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Türkiye’de yaşanan sürecin Suriye’de yaşananlardan bağımsız olmadığını belirten Alptekin, Kuzey ve Doğu Suriye’deki her demokrasi adımı ve 10 Mart Mutabakatı’nın pratikleşmesinin Türkiye’de de barışı sağlayacağına dikkat çekti. Alptekin, “Çünkü Kürtlere, Dürzilere, Alevilere, özellikle bir kökeni yok etmeye yönelik saldırıların hepsi ne yazık ki Türkiye’de barış sürecinin umudunu zedeleyen noktada” diyerek, Türkiye’nin burada taraf değil, arabulucu pozisyonda olması gerektiğini söyledi.

Suriye’de “soykırıma” yönelik bir hareketin söz konusu olduğuna dikkat çeken Alptekin, Birleşmiş Milletler(BM), uluslararası devletlerin bu duruma ses çıkarması ve tepki göstermesi gerektiğini belirtti. BM ve devletlerin garantör rolünü oynaması gerektiğini dile getiren Alptekin, “Dünyanın neresinde soykırıma varan, bir etnik kökeni bitirmeye yönelik bir hak ihlali varsa -bu çocuğa, kadına, oradaki sivil halka ilişkin olsun- burada uluslararası ceza mahkemelerinin, BM’nin de sorumluluk alıp, temsilciler, garantörler yollayıp hak ihlallerini tespit etmelidir. Faillerin bir an önce açığa çıkartılıp cezalandırılması gerekiyor” diye belirtti.

Bu sürecin her şekilde garantörünün olması gerektiğini dile getirdiklerini söyleyen Alptekin, “Buna ne kadar ihtiyaç olduğu da aslında kamuoyunun gündemine düştü. Bu nedenle burada nihayete erdirilecek bir barış sürecinin; Rojava’dan, Suriye’den çok bağımsız olduğu düşünülmemeli. Herkes hem dil hem üslup hem de eylem noktasında bu sorumluluğu almalı ve bundan kaçınmamalı” ifadelerini kullandı.

Barış Anneleri’nden tepki: Konu Kürtler olunca herkes sessizliğe büründü

Yüksekova Barış Anneleri Meclisi üyeleri, gelişmelere dair değerlendirmelerde bulundu.

Kuzey ve Doğu Suriye’de yaşanan saldırılara tepki gösteren Xemê Akgül, “Rojava’da yaşanan insanlık dışı katliam için herkes bir olsun ve Rojava’ya ses olsun. Rojava’da artık kardeşlerimiz ölmesin, kan dökülmesin. Rojava’daki katliamın durması için hepimiz birlik olup bu sorunları artık ortadan kaldıralım” dedi.

Barış talebinden vazgeçmeyeceklerini belirten Xemê Akgül, “Çocuklarımızın yok olmasına izin vermeyeceğiz. Başta Sayın Öcalan olmak üzere bütün Kürtlerin başarmasını istiyoruz” diye ekledi.

‘Savaş dursun diye Ankara’ya gittik ama kimse bizimle görüşmedi’

Kuzey ve Doğu Suriye’deki saldırılar ve katliamlar dursun diye Ankara’ya giden Barış Anneleri içinde yer alan Saadet Doğma, “45 anne adalet ve savaş durması talebi ile Ankara’ya gittik. Meclisin önünde indik ama kimse bizimle görüşmedi. Hiç kimse bizimle iletişime bile geçmedi. Biz anneleri kabul etmediler. Adalet, barış ve savaşın durması talebi ile giden anneler için binlerce polis yığdılar Meclis’in önüne. Kimse annelerin barış sesini duymak istemedi. Bizler oraya gittik savaşın durması talebi ile yürüyüşümüzü de yaptık. Çelengimizi de bıraktık. Meclis’in önünde bu savaşı ve haksızlığı kabul etmediğimizi söyledik ve haykırdık” ifadelerini kullandı.

‘Cumhurbaşkanı neden bir açıklama yapmıyor?’

Saldırıda bulunan geçiş hükümetine bağlı silahlı grupların Kuzey ve Doğu Suriye’den derhal çekilmesi gerektiğine dikkat çeken Sadet Doğma, “Allah’ın adını kullanıp insanları katledenler Müslüman değil. Hiçbir devletin, insanlığın bunu kabul etmemesi gerekir. Türk devleti kardeşiz diyorlarsa bu duruma karşı çıkıp bu savaşı durdursunlar. Yüzyıllardır Kürtler ve Türkler bir arada yaşıyor. Bugün de kalkıp katliam yapıyorlar. Rojava’da çocuklar, kadınlar katledildi. Savaş değil katliamdır. Cumhurbaşkanı Rojava’daki katliama ilişkin neden bir açıklama yapmıyor?” diye sordu.

Camilerde Filistin’e destek için ses çıkaranların Rojava için sessiz kalmasına tepki gösteren Saadet Doğma, “Konu Kürtler olunca herkes sessizliğe büründü. Her adımda bizleri kandırıyorlar. Kadın arkadaşlarımızı balkonlardan atıp, gençlerimizi katlediyorlar. Kimseye güvenmiyoruz” dedi.