‘Makas’ değil, tarihsel buluşma ve birleşme anı!
Dilan Kunt Ayan 10 Nisan 2026

‘Makas’ değil, tarihsel buluşma ve birleşme anı!

Kürt hareketinin aktörlerine ve öncülerine rağmen dışarıdan seslendirilen “mekânın sahipleri geri döndü” söylemi, politik bir tespitten çok bilinçli bir çarpıtmadır.

Ortada bir makas açılması varsa, o da iktidarın sürece bakış açısı ile toplumun beklentileri arasındadır. Yanlış tartışmalar, gizlenen gerçekler bu makası görünmez kılma gayesini taşımaktadır.

Son dönemde Kürt siyasi hareketine dönük yürütülen tartışmalar, bir gerçeği açığa çıkarmıyor; tersine onu örtmeye çalışıyor. Kürt hareketinin aktörlerine ve öncülerine rağmen dışarıdan seslendirilen “mekânın sahipleri geri döndü” söylemi, politik bir tespitten çok bilinçli bir çarpıtmadır. Bu ifade; devamlılığı, birliği ve bütünlüğü bozduğu gibi, yıllardır süren mücadeleyi yok saymanın, emeği değersizleştirmenin ve sürekliliği koparmanın başka bir biçimi olmaktadır.

Bu hareketin ne “yeni gelenleri” vardır ne de “eskiyenleri” arasında bir kopuş söz konusudur. Bu hareket; zindanlarda direnenlerin, sürgünde bedel ödeyenlerin ve sahada siyaset yürütenlerin ortak emeğiyle büyüyen tarihsel bir bütündür.

Dolayısıyla ortada bir ayrışma ve karşıtlaşma değil, bir birleşme ve buluşma vardır.
Bir zayıflama değil, açık bir güç birikimi vardır.

Ancak bu güçlenme bilinçli bir şekilde tersine çevrilmekte ve “makas” tartışmasıyla gölgelenmek istenmektedir. Kimi çevreler ısrarla, sanki hareketin kendi içinde bir çatlak varmış gibi sunmaktadır. Sanki aynı mücadelenin farklı damarları birbirine karşıymış gibi bir algı üretilmektedir.

Bunun açık bir manipülasyon olduğu ve asıl olanı gölgeleme girişimi olduğu ortadadır.

Peki, makas nerede var?

Eğer bir makas varsa, bu makas Kürt siyasi hareketinin içinde değildir.
Makas, iktidarın politikası ile toplumun beklentisi arasındadır.

Toplumun ne istediği 8 Mart’tan Newroz’a kadar tüm alanlarda açıkça görülmüştür.
Kalıcı bir çözüm istemektedir.
Somut ve bütünlüklü yasal düzenlemeler talep etmektedir.
Demokratik siyasetin önündeki engellerin kaldırılmasını beklemektedir.
Sürecin oyalanmadan, geciktirilmeden ilerlemesini istemektedir.

İktidar ise bunun tersine bir hat izlemektedir.
Sorunu yok sayan, demokratik siyasetin önündeki engelleri görmezden gelen ve süreci derinleştirmek yerine kontrol altında tutan bir yaklaşım söz konusudur.

Söylem–eylem çelişkisi: İktidarın kendi içindeki makas

Üstelik sorun yalnızca iktidar ile toplum arasındaki mesafeyle sınırlı değildir. İktidarın kendi içinde de giderek belirginleşen bir yarılma söz konusudur. Söylem ile eylem arasındaki açı artık geçici bir tutarsızlık değil; yapısal bir siyaset tarzına dönüşmüş durumdadır.

Bir yanda normalleşme, çözüm ve demokratikleşme söylemleri kurulurken; diğer yanda bu söylemleri boşa düşüren pratikler devreye sokulmaktadır.

Bu ikili durum iki ihtimali gündeme getirir:
Ya bu, süreci kontrollü biçimde askıda tutmaya dönük bilinçli bir “yan politika”dır…
Ya da geçmiş süreçlerde de görüldüğü gibi, siyasal aklın dışına taşan, norm dışı ve parçalı bir karar mekanizması yeniden devrededir.

Her iki durumda da sonuç aynıdır: Güvensizlik.

Çünkü toplum, söylenene değil, yapılana bakar.
Ve yapılan ile söylenen arasındaki mesafe açıldıkça, yalnızca bir makas değil; aynı zamanda bir inandırıcılık krizi doğar.

Bu nedenle tartışılması gereken şey, hayali iç gerilimler değil; bu çok katmanlı çelişkidir.

Bir yanda çözüm iradesi taşıyan bir toplum,
diğer yanda bu iradeyi karşılamayan bir siyasal pratik…
Ve bununla birlikte kendi içinde de tutarlılığını yitiren bir iktidar dili…

Makas buradadır. Ve her düzeyde açılmaktadır.

Bu makasın üzerini örtmek için tartışmayı başka yerlere çekmek, politik bir tercih olarak durmaktadır. Çünkü gerçek tartışma başladığında sorumluluk da görünür hâle gelecektir. Bu yüzden dikkatler bilinçli olarak Kürt siyasi hareketinin içine yöneltilmekte, olmayan ayrımlar üzerinden sahte gündemler kurulmaktadır.

Ama gerçek değişmez.

Toplum hazırdır.
Talep açıktır.

Geciktirilen her adım, büyüyen her mesafe, bu sürecin toplumsallaşmasını zayıflatmaktadır.

Bu yüzden yapılması gereken şey çok açıktır:
Makasın adresini doğru koymak.

Kürt siyasi hareketinin içinde yapay ayrımlar aramak, yalnızca iktidarın sorumluluğunu perdelemeye yarar. Oysa asıl mesele, iktidarın söyledikleri ile yaptıkları arasındaki uyumsuzluk ve toplumun beklentilerine verdiği karşılıktır.

Ve unutulmamalıdır:

Hakikat, yönü değiştirilmiş tartışmalarda değil;
toplumun açık, net ve ısrarlı taleplerindedir.

Bu talepler görülmeden bu makas kapanmaz.

Eğer kalıcı bir barıştan yana olunduğu iddia ediliyorsa, makası muhalefette değil; iktidarda aramak gerekir.

 

* ilketv.com.tr’de yayımlanan yazılar, yazarların görüşlerini yansıtmaktadır. Yazılar İlke TV’nin kurumsal bakışıyla örtüşmeyebilir. Yazıların tüm hukuki sorumluluğu yazarlarına aittir.