• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Mithat Sancar: SDG-Şam uzlaşmasında Öcalan temel aktörlerden biriydi

Mithat Sancar: SDG-Şam uzlaşmasında Öcalan temel aktörlerden biriydi

DEM Parti’li Mithat Sancar, SDG ile Şam yönetimi arasında varılan anlaşmayı değerlendirirken, ateşkesin süreli olmaktan çıkarılmasının kritik bir eşik olduğunu söyledi. Sancar, sürecin uzlaşmayla yürüdüğünü vurgulayarak Abdullah Öcalan’ın diyalog ve müzakere zemininde önemli bir rol oynadığını ifade etti.

Mithat Sancar: SDG-Şam uzlaşmasında Öcalan temel aktörlerden biriydi
  • Yayınlanma: 31 Ocak 2026 14:56
  • Güncellenme: 31 Ocak 2026 15:01

DEM Parti Milletvekili Mithat Sancar, SDG ile Şam yönetimi arasında varılan anlaşmaya ilişkin değerlendirmesinde, ateşkesin kalıcı hale getirilmesinin çatışmadan diyaloğa geçiş açısından önemli bir eşik olduğunu söyledi. CHP’nin İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlediği Toplumsal Barış ve Demokrasi Konferansı’nda Dilek Odabaş’ın sorularını yanıtlayan  Sancar, “Ateşkesi süreli olmaktan çıkarmak üzere bir anlaşma önemlidir. Bu tür anlaşmalar uzlaşmayla sağlanır. Uzlaşma, tarafların karşılıklı tavizleriyle mümkündür; bir tarafın tüm taleplerinin dayatıldığı bir duruma uzlaşma denemez” dedi.

‘Öcalan temel aktörlerden biri’

SDG-Şam uzlaşmasında Abdullah Öcalan’ın rolüne özel vurgu yapan Sancar, “Suriye’de gelinen noktada çatışmanın derinleşmesini önleyen bir uzlaşma var ve bu süreçte Abdullah Öcalan’ın ciddi bir rolü oldu. Diyalog ve müzakereyle bir yol bulunması için büyük çaba harcadı” dedi. Öcalan’ın çözüm gücü ve pratik katkısının bilindiğini söyleyen Sancar, “Bu süreçte Öcalan çok önemli, hatta temel aktörlerden biridir. Suriye’deki çözümde katkısı da son derece önemlidir” ifadelerini kullandı.

‘Böyle ağır yaralar açmış sorunlarda zafer ve yenilgi kavramları başlı başına yanlıştır’

Ortaya çıkan metnin farklı kesimler tarafından eksik ya da fazla bulunabileceğini belirten Sancar, buna rağmen asgari zeminin çatışmadan müzakereye geçiş açısından değerli olduğunu vurguladı. “Bu metni ‘kim kazandı, kim kaybetti’ diliyle değerlendirmek kimseye fayda sağlamaz. Böyle ağır yaralar açmış sorunlarda zafer ve yenilgi kavramları başlı başına yanlıştır” diye konuştu.

Sancar, sürecin önemini “silahtan konuşmaya, siperden masaya geçiş” olarak tanımlayarak, bunun ciddiyetle ele alınması gerektiğini söyledi. Bundan sonraki sürecin Kürtlerin hakları, diğer halkların güvenliği ve Suriye’de kalıcı güven ortamının nasıl kurulacağıyla şekilleneceğini ifade eden Sancar, bunun ancak konuşarak ve müzakereyle mümkün olabileceğini dile getirdi.

‘Medyanın özel bir sorumluluğu var’

Türkiye’deki siyasi açıklamaların Kürtlerde güven kırılması yarattığı yönündeki değerlendirmelere de değinen Sancar, çatışma dili ve nefret söyleminin incinmelere yol açtığını kabul etti. “Evet, kırılmalar ve güven aşınması var. Ancak bunlar onarılamaz değil. Onarmanın yolu, barış ve demokratik toplum sürecinin sağlam adımlarla ilerlemesidir” dedi. Medya ve siyasal aktörlerin bu süreçte özel sorumluluğu olduğunu da vurguladı.

İmralı ziyareti ve Erdoğan’la görüşme

İmralı ziyaretlerine ilişkin soruyu yanıtlayan Sancar, bu ziyaretlerin ortalama ayda bir yapıldığını, ihtiyaç halinde daha sık olabildiğini ancak önümüzdeki hafta için planlanmış bir ziyaret olmadığını söyledi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’la görüşme konusunun da gündemlerinde olduğunu belirten Sancar, henüz resmi bir randevu talebinde bulunulmadığını ifade etti.