Suriye Demokratik Konseyi (MSD), QSD ve Şam arasında imzalanan anlaşmaya ilişkin yazılı açıklama yaptı.
MSD açıklamasında, SDG ile Şam arasında varılan anlaşmaya işaret ederek, “Suriye halkının bileşenleri arasında güvenin yeniden inşasını, mezhep çatışmalarının önlenmesini ve Arap-Kürt ortaklığının güçlendirilmesini gerekiyor” ifadelerine yer verildi.
MSD resmi sosal medya hesabından yapılan açıklamada, yapılan anlaşmanın gerginliği azaltmak olarak görüldüğü belirtildi.
Gelinen aşamada çatışmaların temel nedenlerini ele alınması gerektiği belirtilen açıklamada, “MSD, herhangi bir siyasi veya güvenlik anlayışının yalnızca sivilleri korumaya yönelik somut kararlılıklarıyla değerlendirilebileceğini vurguluyor. Bu, Suriye’nin medeni ve siyasi haklarının korunmasını, yerinden edilmiş kişilerin güvenli ve onurlu bir şekilde geri dönüşünün sağlanmasını ve sivil barışın ve toplumsal istikrarın korunmasını içerir. MSD’nin bu gelişmelere katılımı, diyalog ve barışçıl çözümlere dayanan siyasi yaklaşımıyla tutarlıdır. Bu aynı zamanda MSD’nin Suriye’de ve daha geniş bölgede meydana gelen derin dönüşümlere ilişkin farkındalığını da yansıtıyor. Dahası, toprak ve çatışmayı yönetme mantığından, ulusal siyasi eyleme ve geniş bir Suriye konsensüsünün inşasına dayalı bir yaklaşıma sorumlu bir geçiş ihtiyacının altını çiziyor” denildi.
MSD’nin demokratik bir siyasi güç olarak müzakereye destek verildiği vurgulanan açıklamada, “Otoriterliğin geri dönüşünü engelleme ve krizin temel nedenlerini yeniden üretmeye yönelik her türlü girişimi reddetme konusundaki kararlılığını sürdürüyor. Aynı zamanda MSD, siyasi anlaşmazlıkları yönetme aracı olarak şiddet ve askeri çatışmaların kullanılmasını şiddetle kınıyor. Suriye’nin kıyı bölgesinde, Süveyda’da ve daha sonra Kuzeydoğu Suriye’de tanık olunan askeri gerilimlerin ardından kısmi ve geçici anlaşmaların, geçiş aşamasının başarısını garanti altına alma ve kapsamlı bir siyasi çözüme yönelik kapsayıcı bir ulusal yol inşa etme yönündeki temel sorumluluktan kaçmayı yansıttığı görüşündedir. MSD, mevcut aşamanın Suriye halkının bileşenleri arasında güvenin yeniden inşasını, mezhep çatışmalarının önlenmesini ve Arap-Kürt ortaklığının güçlendirilmesini gerektirdiğini vurguluyor. Aynı zamanda, herhangi bir tahakküm veya dışlamadan uzak, ülkenin birlik ve istikrarının gerçek garantörleri olarak sivil ve siyasi aktörlerin rolünün pekiştirilmesi ihtiyacının da altını çiziyor. Bu bağlamda istikrarı, terörle mücadele çabalarını, hak ve özgürlüklerin korunmasını destekleyen ulusal ve uluslararası ilişkilerini Suriye egemenliğine ve halkının iradesine saygılı bir çerçevede sürdürme konusundaki kararlılığını bir kez daha teyit eder” ifadelerine yer verildi.
MSD’nin içinden geçilen hassas süreci ve zorlukları yakından takip ettiği kaydedilen açıklamada, “Ulusal siyasi programı doğrultusunda çalışmaya devam etme ve tarihi sorumluluklarını yerine getirme kararlılığını bir kez daha teyit ediyor. Bu duruşun kökleri MSD’nin Suriye’nin bugün yaşadığı şeyin bir sürecin sonu değil, çok önemli bir dönüşüm anı olduğu inancına dayanıyor. Bu aşama, tüm demokratik güçlerin Suriye halkının özgürlük, onur, adalet ve demokrasi özlemlerini savunmak için rollerini yeniden düzenlemesini talep ediyor” denildi.




