DEM Parti Şırnak Milletvekili Nevroz Uysal Aslan, TBMM’de basın toplantısı düzenledi.
Konuşmasına “Bugün burada ‘hukuk’ başlığı altında insanın umut etme hakkını konuşacağız” diyerek başlayan Nevroz Uysal, 8 Mart Kadınlar Günü vesilesiyle “cezaevlerindeki erkek merkezli infaz sisteminin kadınlar üzerindeki etkilerini” TBMM gündemine taşıdıklarını ve bir araştırma önergesi verdiklerini söyledi.
Umut hakkının modern insan hakları hukukunun temel ilkelerinden biri olduğunu belirten Nevroz Uysal, ömür boyu infaz rejiminin mahpusları umutsuzluğa mahkum ettiğini, toplumda güveni zayıflattığını ifade etti. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) kararlarına atıfta bulunan Nevroz Uysal, Türkiye’deki ağırlaştırılmış müebbet ceza rejiminin umut hakkını ortadan kaldırdığını söyledi.
Cezaevlerinde kadın tutukluların durumu
Kasım 2025 itibarıyla cezaevlerinde 19 bin 290 kadın mahpus bulunduğunu, bunlardan en az 31’inin ağırlaştırılmış müebbet cezası ile tutuklu siyasi kadın olduğunu kaydeden Nevroz Uysal, bu mahpusların, tekli hücrede tutulduklarını, günde yalnızca bir saat havalandırma hakkı bulunduğunu, 15 günde bir ziyaret ve telefon hakkı olduğunu, ortak etkinliklerden yoksun bırakıldığını, ağır hastalık durumunda bile infazın ertelenmediğini ifade etti.
Kadın bedeni üzerindeki denetim
Nevroz Uysal, “Kadın bedeni üzerindeki denetim tarih boyunca iktidarların ve erkek egemen düzenin temel kontrol araçlarından biri olmuştur. Kadınların umut hakkından mahrum bırakılması, infazların keyfi biçimde uzatılması, bedenleri üzerindeki denetim, cezaevlerinde güncel biçimde uygulanmaktadır” dedi.
Ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin tartışmasının merkezinde Abdullah Öcalan’ın bulunduğunu belirten Nevroz Uysal, bunun yalnızca bir kişinin özgürlüğü meselesi olmadığını, kadın özgürlüğü mücadelesi, Kürt meselesi ve Türkiye’nin demokratikleşmesi ile doğrudan bağlantılı olduğunu ifade etti.
Talepler
Nevroz Uysal, AİHM kararlarının derhal uygulanması, ağırlaştırılmış müebbet infaz rejiminin değiştirilmesi, umut ilkesini ortadan kaldıran sistemin sona erdirilmesi ve kadın mahpusların ihtiyaçlarını gözeten toplumsal cinsiyete duyarlı bir infaz sisteminin kurulması talebinde bulundu.




