Noriega’dan Maduro’ya…Yakın tarihin ‘kaçırılan’ devlet başkanları

Siyaset tarihinin en büyük operasyonları: Nicolas Maduro’nun alıkonulmasıyla yeniden açılan kaçırılan devlet başkanları. Noriega’dan günümüze, koltuğunu operasyonla kaybeden isimler.

Noriega’dan Maduro’ya…Yakın tarihin ‘kaçırılan’ devlet başkanları
Noriega’dan Maduro’ya…Yakın tarihin ‘kaçırılan’ devlet başkanları
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 4 Ocak 2026 11:02

Bir devlet başkanının başka bir ülkenin liderini hedef alması, öldürmesi veya kaçırması uluslararası ilişkilerde yaşanabilecek en uç olaylardan biri.

2026’nın henüz ilk haftasında Amerika Birleşik Devletleri, düzenlediği bir gece yarısı operasyonuyla Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşini kaçırarak yargılamak üzere New York’a götürdü.

Yine de yakın tarihten benzer operasyonlara ilişkin örnekler var.

Bu örneklerin tamamını ABD ve Batı dünyasının yürüttüğü kaçırma ve teslim alma operasyonları oluşturması dikkat çekiyor.

İşte yakın tarihin devlet başkanı kaçırma operasyonlarından bazıları:

1) Jean-Bertrand Aristide – Haiti (2004)

Jean Bertrand Aristide, 29 Şubat 2004’te Haiti’de patlak veren silahlı ayaklanma ve güvenlik krizinin ortasında görevden fiilen uzaklaştırıldı. Aristide, ABD askerlerinin başkent Port-au-Prince’teki başkanlık sarayına gelerek kendisini ve eşini silah zoruyla bir uçağa bindirdiğini, ülkeyi terk etmeye zorlandığını açıkladı. Uçakla önce Orta Afrika Cumhuriyeti’ne, ardından Güney Afrika’ya götürülen Aristide, yaşananları “kaçırılma” olarak nitelendirdi.

ABD yönetimi ise iddiaları reddetti. Washington, Aristide’in artan şiddet ve isyan ortamında kendi güvenliği için gönüllü olarak ülkeyi terk ettiğini savundu. Beyaz Saray’a göre bu adım, Haiti’de daha fazla kan dökülmesini önlemek amacıyla atılmıştı. Ancak Aristide, sonradan yaptığı açıklamalarda istifa etmediğini, imzalatıldığı öne sürülen belgelerin baskı altında alındığını söyledi.

Olay, uluslararası hukuk ve egemenlik tartışmalarının merkezine oturdu. Bir devletin, başka bir devletin seçilmiş başkanını fiilen ülke dışına çıkarması modern tarihte nadir görülen bir örnek olarak kayda geçti. Aristide vakası, bugün hâlâ “dış müdahaleyle rejim değişikliği” ve “zorla görevden uzaklaştırma” başlıkları altında en çok atıf yapılan dosyalardan biri olarak anılıyor.

2) Manuel Noriega – Panama (1989)

Manuel Noriega, Aralık 1989’da ABD’nin Panama’yı işgal etmesiyle (Operation Just Cause) iktidardan fiilen düşürüldü. ABD, Noriega’yı uyuşturucu kaçakçılığı ve kara para aklama suçlamalarıyla ararken, Panama’daki askerî operasyon sırasında Noriega Vatikan’ın Panama’daki büyükelçiliğine sığındı. Günler süren kuşatma ve yoğun psikolojik baskının ardından teslim oldu.

Teslimiyetin hemen ardından Noriega, Panama makamlarına bırakılmadan ABD tarafından ülke dışına çıkarıldı ve Florida’ya götürüldü. Burada sivil bir mahkemede yargılandı ve uzun süreli hapis cezasına çarptırıldı. Washington, Noriega’yı “meşru devlet başkanı değil, suçlu bir diktatör” olarak tanımlayarak süreci savundu.

Ancak vaka, uluslararası hukukta tartışmalı bir örnek olarak kayda geçti. Fiilen ülkeyi yöneten bir liderin, yabancı bir devlet tarafından zorla ele geçirilip başka bir ülkeye götürülmesi, dış müdahale ve egemenlik ihlali tartışmalarında hâlâ emsal olarak anılıyor.

3) Saddam Hüseyin – Irak (2003)

Saddam Hüseyin, 2003’te ABD öncülüğündeki Irak işgalinin ardından devrildi ve aynı yılın Aralık ayında Tikrit yakınlarında bir sığınakta yakalandı. Operasyon, tamamen ABD güçlerinin kontrolünde yürütüldü; Saddam, yakalanmasının ardından Iraklı yetkililerden ziyade fiilen işgal güçlerinin gözetimine alındı.

Saddam Hüseyin, daha sonra Irak’ta kurulan özel bir mahkemede yargılandı ve 2006 yılında idam edildi. Süreç teknik olarak bir “kaçırma” olarak tanımlanmasa da, bir devlet başkanının yabancı bir askeri güç tarafından zorla ele geçirilmesi ve kaderinin işgalci devlet tarafından belirlenmesi nedeniyle uluslararası hukuk tartışmalarında sıkça anılan bir örnek oldu.

4) Slobadan Milosevic – Yugoslavya / Sırbistan (2001)

24 Eylül 2000’de Yugoslavya’da yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinde yenilgiyi kabul etmeyen Milosevic, Buldozer Devrimi adı verilen kitlesel gösterilerin ardından 5 Ekim’de devrildi ve 2001 yılının Mart ayında Sırbistan’da tutuklandı.

Eski Yugoslavya Devlet Başkanı olan Milošević, savaş suçları ve insanlığa karşı suçlamalarla Lahey’deki Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yargılanmak üzere aranıyordu.

Haziran 2001’de Belgrad yönetimi, yoğun Batı baskısı ve ekonomik yaptırım tehdidi altında Milošević’i ülke dışına çıkararak Lahey’e teslim etti. Teslim kararı, Sırbistan anayasasına aykırı olduğu gerekçesiyle ülke içinde ciddi tartışmalara yol açtı.

Fiziksel anlamda bir “kaçırma” söz konusu olmasa da Milošević dosyası, dış baskı yoluyla bir devlet başkanının yabancı bir yargı merciine zorla teslim edilmesi açısından emsal niteliğinde. Bu nedenle vaka, egemenlik, rejim değişikliği ve uluslararası adalet mekanizmalarının meşruiyeti tartışmalarında modern tarihin en kritik örneklerinden biri olarak anılıyor.

Muammer Kaddafi (Libya, 2011): NATO müdahalesi sırasında konvoyu vurulduktan sonra yakalanarak öldürüldü.  Kaddafi, listedeki Noriega veya Maduro gibi bir ülkeye “yargılanmak üzere” götürülmedi. Yakalandığı andan itibaren ağır işkence ve hakaretlere maruz kaldı. Dünya medyasına yansıyan görüntülerde, kanlar içinde yardım istediği ve kısa süre sonra başından vurularak öldürüldüğü görüldü.