• Ana Sayfa
  • Manşet
  • ‘Odaya girdi süreç bozuldu’: Siphan Hemo isim vermedi Al Manitor ‘Şeybani’ dedi

‘Odaya girdi süreç bozuldu’: Siphan Hemo isim vermedi Al Manitor ‘Şeybani’ dedi

SDG Genel Komutanlık üyesi Sîpan Hemo’nun “Şam’la uzlaşmak üzereyken bir yetkili odaya girip süreci bozdu” diyerek isim vermeden işaret ettiği o ismi Al-Monitor yazdı.

‘Odaya girdi süreç bozuldu’: Siphan Hemo isim vermedi Al Manitor ‘Şeybani’ dedi
‘Odaya girdi süreç bozuldu’: Siphan Hemo isim vermedi Al Manitor ‘Şeybani’ dedi
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 12 Ocak 2026 08:30
  • Güncellenme: 12 Ocak 2026 11:30

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı üyesi Sîpan Hemo, Şeyh Maksud, Eşrefiyê ve Benî Zêd’e yönelik Suriye geçici hükümetine bağlı grupların saldırıları ve Şam’da 10 Mart mutabakatının uygulanması için yapılan toplantıya dair Ronahi TV’de açıklamalarda bulundu.

10 Mart Mutabakatı için Şam’da yapılan toplantının ayrıntılarını ve ne yaşandığını anlatan Hemo, şunları söyledi:

 “SDG’nin Suriye ordusuna entegre edilmesi konusunda olumlu bazı gelişmeler vardı. Uluslararası güçler de aracılık ediyordu. İki taraf da bu maddeleri kabul etmişti. Son toplantıya gittik. Oldukça olumlu bir toplantıydı. Çünkü iki taraf da maddeleri kabul etmişti. Hatta uluslararası güçler bu gelişmenin kamuoyuna duyurulmasını istiyordu.  Tam bunları konuşurken ismini vermeyeceğim başka bir devlet yetkilisi içeri girdi. Baktı ki toplantı olumlu geçiyor, istihbarat sorumlusu ve Savunma Bakanını yanına alıp çıktı. Döndüklerinde ‘şu aşamada hiçbir açıklama yapmayacağız. Ayın 7 veya 8’ine bırakalım’ dediler.  Bir oyun gelişeceği açıktı. Ama Şeyh Maksud mu, başka bir yer miydi, henüz belli değildi. Bir oyunun kokusu geliyordu.  Ardından Şeyh Maksud’a yönelik daha fazla tehdit dili gelişmeye başladı.”

Şeyh Maksud Mahallesi Meclisi’nin direniş kararı aldığını belirten Hemo, “SDG olarak oradan çekilmiş olsak da kararlarına saygı duyduk ve arkasında durduk. Bu direniş kararını sahiplenmek dışında bir şansımız yoktu. Tabi çok şey söylendi. ‘SDG harekete geçsin, ilerlesin’ denildi. Bilinmelidir ki burada çok yönlü hesaplar vardı. Mesele sadece Eşrefiye ve Şeyh Maksud değildi. Basın da iyi biliyor ki Şeyh Maksud’a saldırıyı Suriye basını değil, dış basın duyurdu ve takip ettik. Bazı devletlerin de yetkilileri aynı gün Şam’daydı ve onların yanında olduklarının mesajını verdi. Şeyh Maksud’a yönelik savaş ilanını bu destekle duyurdular” diye konuştu.

‘Bu oyunun kökleri çok derin’

 Afrin’e değinen Hemo, “Ben Afrin çocuğuyum. Afrin’de doğdum. Ağır bedel ödediler. Eskiden Cizre bölgesinde Afrin’in nerede olduğu bilinmezdi. Şimdi dünya Afrin’i, Şeyh Maksud’u, Eşrefiyê’yi tanıyor. Bunu direnişleriyle yaptılar. Eşrefiyê ve Şeyh Maksud Kürtlerin var olduğunu ve her zaman var olacaklarını ispatladı. Kürtlerin tümünü birleştirdi.” SDG’li komutan, “Bu oyunun kökleri çok derin” yorumunda da bulundu.

 Mahallelerdeki ateşkes anlaşması

Mahallelere dair yapılan son ateşkes anlaşmasına da değinen Hemo, “Arkadaşlarımız direniş ortaya geliştirince bir anlaşmaya varmak zorunda kaldılar. Askeri güçlerin çıkması karşılığında mahallenin güvenliğinin bir şekilde sağlanacağı ifade edildi. Bunun sözü verildi. Şunu söylemek istiyorum; bu aracı güçler bu sözlerini yerine getirmezse onları bu yaşanan katliamlardan sorumlu tutacağız. İradelerinin temsil edilmesi yönünde de taahhüd var. Bunu göreceğiz. Biz zaten Efrin halkının siyasi iradelerinin kabul edilmesini ve oralarda renkleriyle varlıklarını sürdürmelerini istiyoruz.” şeklinde konuştu.

SDG’nin müdahale şansı yok muydu sorusuna yanıt

SDG’nin müdahale şansı yok muydu sorusuna cevap veren Hemo, “Ziyad, Deniz ve diğer tüm arkadaşlar bizim arkadaşlarımız. Bizler aynı okulun yoldaşlarıyız. Aynı yerden geliyoruz. Onların direnişi zaten SDG’nin direnişidir. Şeyh Maksud direnişi, bizim direnişimizdir. Bazı müdahaleleri bazen açıktan yapmanın gereği yoktur!  Bundan fazlasını yapamaz mıydık? Elbette bunun değerlendirmesini yapıyoruz. Eksiklerimiz var, kabul ediyoruz. Bu hususta Eşrefiyê, Şeyh Maksud ve Afrin halkının eleştirileri yerindedir. Onlara ne cevap versek azdır. Bunun özeleştirisini mutlaka vereceğiz.  Fakat bilinmelidir ki bazı müdahaleler beraberinde daha ağır zorluklar getirir. Bazı örnekler verdim. Mesela bir devlet Şam’a saldırı konusunda desteğini iletti ama bunu basına sızdırmadı! Buradan açık söylüyorum, Şeyh Maksud’a uçan dronlar, oraları bombalayan tankların tamamı Türkiye’ye aitti. Bunu ilan etmediler. İlan etmelerine bazen gerek de yoktur” dedi.

 SDG ve Şam arasındaki ilişkiler nasıl şekillenecek?

SDG ve Şam arasındaki ilişkilerin yaşananlardan sonra nasıl şekilleneceğine dair ise Hemo, şunları da kaydetti:

“Bazı konularda artık daha uyanık olmalıyız. Şeyh Maksud ve Eşrefiyeê saldırısıyla Kürtler ve Araplar arasında yeni bir çatışma geliştirmek istediler. Bu çok tehlikeli bir oyundur. Bilerek geliştirilen bir şey bu. Buna karşı uyanık olmalıyız. Bizler demokrasiye, Suriye’de yaşayan tüm bileşenlerin iradesine hala inanıyoruz. Bizler demokratik bir Suriye’de tüm bileşenlerle ortak yaşamak istiyoruz.  Bizim bazı bölgeleri koparmak istediğimizi iddia ederek saldırıyorlar. Hayır, aksi doğrudur. Bizler tam tersine demokratik bir Suriye’de herkesin kendi rengi ve iradesiyle yaşamasını savunuyoruz. Huzur ve istikrar geliştirmek istiyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, tüm Suriye için bir örnek teşkil ediyor. Ama bunu bozmak istiyorlar. Biz hala buna bağlıyız. Peki bundan sonra ne olacak? Hangi oyun geliştirilmek istenirse istensin, biz iddiamızda ısrarcıyız. Bunun daha çok üzerine gideceğiz. İnşa ettiğimiz modelin tüm Suriye’ye uyarlanabileceğine inanıyoruz. Doğrudur, Eşrefiyê ve Şeyh Maksud’a yönelik barbarca saldırılar oldu. Irkçı saldırılardı. Ancak bizler Suriye’nin her yerindeki bileşenlerin kalbinin bu iki mahalle ile olduğunu da biliyoruz. İlişki kurmak isteyen çok oldu. Destek veren çok oldu. Sünniler, Dürziler, Aleviler, Hıristiyanlar… Suriye’deki bu toplum, bizim çelişki yaşadığımız bir toplum değildir.”

SDG ve Şam arasındaki görüşmelerin devam edip etmeyeceğine dairde konuşan Hemo, “Bizler hala acımızı yaşıyoruz. Şehitlerimizin yasını tutuyor, yaralarımızı ve yaralılarımızı tedavi ediyoruz. Bu konuları henüz değerlendirmedik. Şüphesiz resmi bir değerlendirmesi yapılacak. Doğru olan tutum neyse o öne çıkacaktır” dedi.

Toplantıya giren Şam yönetimi yetkilisi kimdi?

Suriye Demokratik Güçleri (SDG) Genel Komutanlığı üyesi Sipan Hemo Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahallerine yönelik saldırı iki önce gerçekleşen toplantıya Şam yönetiminden bir yetkilinin katılması ve toplantının olumlu seyrini tersine değiştirmesi üzerinde düzenlendiğini belirtti.

O süreçte neler yaşandı? O yetkili kimdi?

Suriye Demokratik Güçleri Genel Komutanı Mazlum Abdi’nin liderliğindeki Kürt heyeti, ABD arabuluculuğunda yürütülen entegrasyon görüşmelerinin son turu için 4 Ocak’ta Şam’da Suriye gecici hükümeti Savunma Bakanı Murhaf Abu Qasra ile bir araya geldi.

Mazlum Abdi ve SDG heyetinin Şam görüşmesi sona erdi

İki gün sonra Halep’in Kürtlerin çoğunlukta olduğu Şeyh Maksud ve Eşrefiye mahallelerinde Şam yönetimine bağlı grupları saldırı düzenledi.

5 gün süren saldırılarda en az 5’i çocuk 25 sivil hayatını kaybetti. 140 binden fazla kişi göç etmek zorunda kaldı.

Suriye Kürt siyasetinin önde gelen isimlerinden Foza Yusuf da Perşembe günü Al-Monitor’a verdiği özel bir röportajda,  Suriye heyetinin 4 Ocak’ta Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) Suriye ulusal ordusuna entegrasyonunun detaylarını görüşmek üzere yapılan toplantıdaki davranışlarının “garip” olduğunu söyledi.  Foza Yusuf, görüşmelerin Mazlum Abdi ile Suriye’nin geçici başkanı Ahmed Şara arasında 10 Mart’ta imzalanan ve ülkenin Kürt yönetimindeki kuzeyinin sivil ve askeri kurumlarını merkezi hükümetle birleştirmesini öngören anlaşmanın temel direklerinden biri olduğunu söyledi. Anlaşmanın şu anda “komada” olduğunu belirtti.

Foza Yusuf, hükümet tarafının toplantıyı “makul” bir gerekçe göstermeden aniden sonlandırdığını belirtti.

SDG heyetinin görüşmeler sırasında kaydedilen ilerlemeyi belgeleyen ortak bir bildiri talebinin reddedildiğini söyleyen Foza Yusuf, bu nedenle Halep’e yapılan saldırının sürpriz olmadığını ifade etti.

Bu demeçte Foza Yusuf ayrıntı vermekten kaçındı.

Ancak, haberin devamında görüşmelere yakından vakıf olan birçok kaynak bilgi verdi ve toplantının başlangıçta iyi geçtiğini söyledi. Al-Monitor’a bilgi veren kaynaklar, taraflar arasındaki derin köklü güvensizlikten kaynaklanan çok sayıda aksaklığın yaşandığını belirtti.

Farklılıklara rağmen, SDG tarafların üzerinde anlaşılan genel hatları kamuoyuna açıklamalarını istedi; Şam ise hükümetin SDG’nin korunmasına yönelik resmi bir taahhütte bulunmayarak bunu baştan beri yapmaktan kaçındı.

Şeybani’nin odaya girmesiyle toplantının seyri değişti 

Al-Monitor’a bilgi veren tüm kaynaklar, bir noktada Suriye geçici hükümetinin Dışişleri Bakanı Esad Hasan Şeybani’nin odaya girdiğini ve kısa süre sonra Lambert ve yardımcılarının odadan çıkmasını istediğini söyledi. Ardından toplantının sona erdiğini ve görüşmelerin 8 Ocak’ta yeniden başlayabileceğini açıkladı.

SDG yetkilileri, Şeybani’nin görüşmeler boyunca Ankara’dan talimat almakla suçladı.

Kanıtlanması imkansız olsa da, Türkiye en başından beri entegrasyon görüşmelerinin üzerinde bir baskı kurdu ve geçen yıl Paris’te yapılması planlanan bir turu engellemeyi başardı.

Habere göre Suriye Kürt yetkilileri arasında yaygın olan teori, Halep saldırısının Ankara’nın desteğiyle aylar öncesinden planlandığı yönünde. Türkiye uzun zamandır, Halep de dahil olmak üzere Fırat Nehri’nin batısında kalan bölgelerden SDG bağlantılı tüm güçlerin çekilmesini talep ediyor.

2016’dan bu yana operasyonlar 

2016’dan beri Türkiye  bu amaçla birkaç operasyon düzenledi, özellikle 2018’de Kürt çoğunluklu Afrin yerleşim bölgesine girdi. Aralık 2024’te, Esad rejimi çökerken, Türkiye’ye bağlı gruplar, SDG’yi nehrin batısında kalan iki kalesi olan Minbiç ve Tell Rifaat’tan çıkardı. Amaç, sınır boyunca SDG’nin elinde bulunan potansiyel olarak bitişik bir bölgeyi bozmaktı.

Ocak 2025’te Amerika Birleşik Devletleri, Halep mahallelerinden silahlı savaşçıların çekilmesi için SDG ve Şam arasında arabuluculuğa başladı. Bu görüşmeler, tüm askeri savaşçıların çekilmesi ve Kürtlerin kendi işlerini yönetmeye ve Asayiş adı verilen iç polis gücüyle kendilerini korumaya devam etmesi yönünde 1 Nisan’da varılan anlaşmayla sonuçlandı. Ancak Şam ve Ankara, çok sayıda savaşçının ve ağır silahlarının orada kalması konusunda ısrar etmeye devam etti.

Saldırılar, 1 Nisan 2025’te Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı Şeyh Maksud ve Eşrefiye Mahalleleri Genel Meclisi ile Şam geçici hükümeti arasında imzalanan, ateşkes ve saldırmazlığı da içeren 14 maddelik anlaşmaya rağmen gerçekleştirildi. Anlaşma kapsamında YPG ve YPJ mahallelerden çekilmiş, güvenlik Asayiş güçlerine devredilmişti. Ancak Şam yönetimine bağlı silahlı gruplar, 22 ve 27 Aralık 2025’te olduğu gibi bu süreçte de anlaşmayı ihlal ederek saldırılarını sürdürdü.

Eylül 2025’ten bu yana uygulanan kuşatma nedeniyle mahallelere gıda, ilaç ve yakıt girişi engellenirken, yoğun bombardıman ve abluka insani krizi derinleştirdi. Uluslararası arabulucuların devreye girmesiyle kısmi ateşkes sağlandı; cenazeler, yaralılar ve sivillerin tahliyesi gerçekleştirildi.

SDG, mahallelerini savunanların Suriye iç savaşının ilk günlerinde silahlanan yerel sakinler olduğunu ısrarla belirtiyor. Bazıları resmen Asayiş’in bir parçası, ancak hepsi değil. Savaşmaya devam edeceklerine yemin edenler de aynı gruplar. İki mahalle, Kürt kontrolündeki kuzeydoğudan izole olmaları nedeniyle her zaman kolay hedef oldu.

Şeybani kimdir? 

Şam yönetimi ile yapılan toplantıya müdahale ettiği belirtilen Şam yönetiminin Dışişleri Bakanı Şeybani kimdir?  Şeybani 1987’de Haseke şehrinde doğdu.  2009 yılında Şam Üniversitesi Edebiyat ve Beşeri Bilimler Fakültesi İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü’nden mezun olduğu ifade ediliyor. HTŞ, 21 Aralık 2024’te Telegram kanalından yaptığı açıklamada, İdlib’deki yönetiminin siyasi işler başkanlığı görevini yürüten Esad Hasan Şeybani’nin yeni yönetimin Dışişleri Bakanı olarak atandığını duyurdu. Açıklamada, Şeybani’nin 2011’de başlayan ayaklanmalara ilk günlerden itibaren katıldığı ve HTŞ’yi oluşturan grupların kurduğu İdlib’deki ‘Kurtuluş Hükümeti’nin kurulmasında önemli bir rol oynadığı belirtildi. Basına yansıyan haberlere göre Şeybani daha önce Zaid el Attar olarak biliniyordu. Türkiye’de faaliyet gösteren Suriyeli basın kuruluşları Enab Baladi ve Suriye TV’ye göre Şeybani, El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’nde de görev aldı. İstanbul’daki Sabahattin Zaim Üniversitesi (İZÜ) atama haberinin ardından Şeybani’nin İngilizce Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler yüksek lisans programından 2022 yılında mezun olduğunu paylaştı. Üniversite, Şeybani’nin yüksek lisans tezinde Arap coğrafyasındaki ayaklanmaların 2010-2020 yılları arasında Türkiye’nin Suriye’ye yönelik dış politikasını nasıl etkilediğini incelediğini kaydetti. Şeybani’nin Aralık 2024’ten önce Türkiye’de ne kadar kaldığı ise bilinmiyor.