Sosyal medya hesabından bir paylaşımda bulunan Ömer Çelik, Şam yönetimine bağlı grupların sivilleri hedef alan saldırılarını görmezden gelerek, bir kez daha 10 Mart Mutabakatı’nın uygulanmamasından SDG’yi sorumlu tuttu.
SDG’nin hem Suriye hem Türkiye için tehdit teşkil ettiğini öne süren Çelik, “SDG’nin “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu” gibi hareket etmeyi hedeflemesi, kötülük üretmek isteyen odaklar tarafından kendisine verilen bir görevdir. Ama bu Suriye gerçeklerine ve “tek Suriye ve tek ordu” ilkesine aykırıdır. Defalarca söylediğimiz gibi “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu olmaz.” Bir ülkede “iki devlet ve iki ordunun” varlığı herkese kötülük getirecek bir iç savaştır” ifadelerini kullandı.
“SDG 10 Mart Mutabakatı’na uymayarak Suriye’deki Kürt kardeşlerimizi ve tüm Suriye’yi hedef alan kötülük projesinin aleti olmuştur” diyen Çelik bunun Türkiye’de devam eden süreci de sabote ettiğini savundu.
Ömer Çelik, paylaşımında özetle şunları belirtti:
“Cumhurbaşkanı Şara’nın yayınladığı kararnamede (Madde 1) “Suriyeli Kürt vatandaşlar, Suriye halkının vazgeçilmez ve ayrılmaz bir parçası olarak kabul edilir ve kültürel ve dilsel kimlikleri, çeşitli ve birleşik Suriye ulusal kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır” maddesi, Suriyeli Kürt kardeşlerimize dönük Baas rejimi dönemindeki tüm ret ve inkar politikalarının bitirildiğinin açık ifadesidir.
Suriye Yönetimi devrimden sonra pek çok zorlukla karşı karşıya kaldı. Bunların başında terör örgütlerinin istikrarsızlaştırıcı faaliyetleri gelmektedir. DEAŞ terör örgütüyle mücadelenin kesintisiz sürmesi açık bir gerçek ve gerekliliktir. Ayrıca SDG terör örgütünün faaliyetleri ve “talimatıyla hareket ettiği odakların siyasi hedefleri” hem Suriye hem Türkiye için tehdit teşkil etmektedir.
SDG’nin “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu” gibi hareket etmeyi hedeflemesi, kötülük üretmek isteyen odaklar tarafından kendisine verilen bir görevdir. Ama bu Suriye gerçeklerine ve “tek Suriye ve tek ordu” ilkesine aykırıdır. Defalarca söylediğimiz gibi “devlet içinde devlet ve ordu içinde ordu olmaz.” Bir ülkede “iki devlet ve iki ordunun” varlığı herkese kötülük getirecek bir iç savaştır. Terör örgütlerinin “paralel devletçik” ve “paralel ordu” gibi hareket etmesi ise kötülük üretmeye çalışan odakların aparatı olduklarının delilidir. Bundan Kürt, Arap ve Türkmen fayda elde etmez, kimin fayda elde edeceği de malumdur.
“Terörsüz Türkiye” ve “terörsüz bölge” iç içe süreçlerdir; birbirinden ayrılamaz. SDG 10 Mart Mutabakatı’na uymayarak Suriye’deki Kürt kardeşlerimizi ve tüm Suriye’yi hedef alan kötülük projesinin aleti olmuştur. Böylece “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” hedefimize de sabotaj düzenlemiştir. SDG/PKK’nın “terörsüz bölge” hedefine suikast ve “terörsüz Türkiye” hedefini akamete uğratma girişimi, Suriye Yönetiminin terörle mücadele operasyonlarıyla engellenmiştir. SDG’nin “terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge” ilkemizi hedef alan “darbe girişimi” durdurulmuştur. SDG’nin aleti olduğu “darbe mekanizması” işlevsiz kalmıştır.
Gelinen noktada, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara tarafından açıklanan “Ateşkes ve Tam Entegrasyon Anlaşması” Suriye’nin birliği için önemli bir zemin olacaktır. Bu, Suriye’nin iç bütünleşmesine dönük net bir beyandır. Aynı zamanda “terörsüz bölge” yaklaşımımız için desteklediğimiz doğru bir adımdır. Suriye’deki Kürt kardeşlerimiz için gerçek “kazanım,” 10 Mart Mutabakatı ile başlayan, hakları garanti alan kararname ile devam eden ve son olarak anlaşma ile çerçevelenen yol haritasıdır.”
I)
Suriye Cumhurbaşkanı Sn Ahmed Şara tarafından geçtiğimiz günlerde yayınlanan kararname ile Suriye’deki Kürt kardeşlerimizin haklarının teminat altına alınması çok önemlidir. Esad yönetimi tarafından yıllar boyunca temel haklarından yoksun bırakılmış Kürt kardeşlerimizin hukuk…— Ömer Çelik (@omerrcelik) January 19, 2026




