2010 yılında gözaltında maruz kaldığı işkence ve cinsel saldırı sonrası yaşamına son veren Onur Yaser Can’ın ölümüne ilişkin davada, adalet arayışı bir kez daha sonuçsuz kaldı.
İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, savcının sanık polisler hakkında 13 yıla kadar hapis istemesine rağmen mahkeme heyeti kararı 10 Nisan tarihine erteledi.
İstinafın ‘iyi hal’ ısrarı ve yeniden yargılama
Onur Yaser Can’ı intihara sürükleyen süreçte “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçundan daha önce altı yıl hapis cezası alan polisler hakkındaki hüküm, istinaf mahkemesi tarafından bozulmuştu.
Üst mahkemenin “iyi hal indirimi” uygulanması gerektiği yönündeki kararı sonrası yeniden başlayan yargılamada, Can ailesi ve avukatları bu indirime sert tepki gösterdi.
Sanıkların hiçbir pişmanlık belirtisi göstermediğini vurgulayan savunma tarafı, cezaların alt sınırdan değil, üst sınırdan verilmesi gerektiğini yineledi.
‘Bu dava bir psikolojik savaşa dönüştü’
Duruşmada söz alan Onur Yaser Can’ın kardeşi Ezgi Sevgi Can, 15 yıldır süren hukuk mücadelesinin aile üzerindeki yıkıcı etkisini anlattı. Abisinin ölümünün ardından anne ve babasını da bu süreçte kaybettiğini hatırlatan Ezgi Sevgi Can, yaşadıklarını şu sözlerle ifade etti:
“Bu artık bir hukuk davasından ziyade sabrımın sınandığı psikolojik bir savaşa dönüştü. 2010’da abime yapılan işkence, geride kalan ailesi üzerinde devam etti. Annem de babam da bu sürece dayanamadı. 15 yıl sonra hâlâ adaletin kırıntısına bile ulaşamadık.”
Savcıdan 13 yıl hapis talebi ve sanık savunmaları
Duruşma savcısı, mütalaasında sanık polisler hakkında 13 yıla kadar hapis cezası talep etti. Ancak mütalaada işkence iddialarına ve belgelerin karartılma gerekçelerine dair ayrıntılı bir değerlendirme yer almaması dikkat çekti. Sanık polislerden Hakan Aydın, belgelerde imzasının olmadığını iddia ederek suçlamaları reddetti. Sanık avukatlarının “reddi hâkim” talebi ve ek savunma süresi istemesi üzerine mahkeme heyeti, davayı 10 Nisan’a erteledi.



