CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin haftalık grup toplantısında gündeme dair açıklamalarda bulundu. bölgedeki mevcut durum nedeniyle artan akaryakıt fiyatlarının birçok kalemde fiyat artışına neden olacağını belirterek, “Erdoğan, bir imzasıyla KDV’yi yüzde 1’e indirebilir. Eğer KDV’yi yüzde 1’e indirirse hem bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak. KDV’den vazgeçmek belli bir süreliğine bir vergi kaybı yaratacak. Ancak o mazotla taşınan domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya taşınan tüm mallara doğal olarak zam gelmesinden, maliyet arttığı için ve diğer fiyat artışlarından kendini sakınmak isteyen tüm sektörlerin ve tüm esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak” dedi.
CHP Genel Başkanı Özgür Özel, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada, şunları kaydetti:
“Maalesef bayramların bayram gibi kutlandığı bir ülkeyi özledik. Ben Manisa’daydım. Bayramda yüzlerin gülmediğini, savaşın ürküttüğünü ama yoksulluğun bel büktüğünü; eski bayramlar, eski alım güçleri, emekli ikramiyesiyle bir evin alınabildiği, iki memur çalışınca beş yıl sonunda bir aracın alınabildiği günlerden; babadan, dededen miras değilse artık ev almanın, araba almanın memurlara, ücretlilere, beyaz yakalılara hayal olduğu; asgari ücretlilerin ve üstünde biraz alanların açlık ve sefalet çektikleri, emeklilerin de tarihin en büyük, en acımasız, en dayanılmaz yoksulluğuna terk edildiği bir süreçte tarihin en büyük vefasızlığını gördüklerini konuştukları bir bayramı geçirdik.
Eski bayramlarla ne karşılaştırılsa hep gerisindeydi. Ama herhalde bu bayramda en çok kulağımda kalan şu cümleydi: Herkesin çocuğu kendinden uzun. Herkesin kızı kendinden güzel ama herkesin evladı kendinden yoksul. Bizim işimiz vardı. Bizim maaşlarımız vardı. İyi kötü geçinebilen bir gelirimiz vardı. Ama çocuklarımız güvencesiz; herkesin evladı kendinden yoksul. Bu düzeni değiştirmeliyiz. Vatandaşların çoğu bayramı şeker tadında geçiremedi. Eskiden kalabalık ailelerin bereketli sofraları kurulurken, kriz ve geçim sıkıntısı bayramın ana gündemiydi. Her alanda sorunlar var. Çünkü karşımızda dış politikada ilkesiz, ekonomide basiretsiz, yönetimde liyakatsiz, hukukta adaletsiz bir iktidar var.”
‘Sadece 2 ayda ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor’
Şubat ayı bütçe rakamlarının açıklandığını söyleyen Özel, 2026 yılının ilk iki ayında bütçeden tarıma 2 milyar destek verildiğini ancak faize 640 milyar lira ayrıldığını belirterek, şunları kaydetti:
“Ocak ve şubat ayında tarıma ayırdığımız paranın 320 katını faiz ödemesine ayırıyoruz. Yani sadece 2 ayda ödediğimiz her 100 liralık verginin 28 lirası faize gidiyor. Çiftçimiz toprağa küstü. Üretip sattığıyla maliyetlerini karşılayamıyor. Hakkı olan desteklemeyi alamıyor. Vatandaş ucuz ve sağlıklı gıdaya erişemiyor. Adalet ve Kalkınma Partisi iktidarında yeni bir aşamaya daha geldik. Bu aşama Türkiye’nin gıda enflasyonunda dünya üçüncülüğüne çıkmasıdır. Türkiye’den gıda enflasyonunun yüksek olduğu iki ülke var dünyada. Bunlardan biri İran savaşta, bir diğeri Güney Sudan büyük bir iç savaşın içinde. Güney Sudan ve İran’dan sonra gıda enflasyonunun en yüksek olduğu ülkeyiz. Arkamızda Arjantin var. Onun arkasında Burundi geliyor. Burundi’nin arkasında sıralanan ülkelerin haritada yerini gösterebilecek sayısı çok az. Ve bu ülkelerde bile Türkiye’den daha az bir gıda enflasyonu var.
Eğer çiftçinin durumu düzelmezse, hayat pahalılığının yanı sıra yeni bir gıda krizi çıkacak. O yüzden acilen dünyada belli ülkeler hızla başladı: Mazot ve gübre desteği vermek gerekiyor. Çünkü Hürmüz Boğazı’nda yaşanmakta olan sıkıntı hem akaryakıt fiyatlarını çok yükseltti hem de gübre üretiminde çok büyük bir kriz var. Türkiye’nin tam da bahar ayları gelip de ekim zamanı gelirken çiftçisine mazot ve gübre desteğini bir an önce hayata geçirmesi gerekiyor. Çiftçilerin geçen seneden kalan borçları, borçlarının faizleri bitmedi. Ziraat Bankası günde üç çiftçiye zirai kredi veriyor. Başvuruların yüzde 98’inin geri dönüp ya başka bankalara ya bankanın yüksek faizli kredilerine yönlendirildiği bir süreçteyiz.
‘Çiftçinin kredi faizleri silinsin’
O yüzden tarım için kullanılmış bütün kredilerin faizlerinin silinmesi, ana paraların yapılandırılmasını öneriyoruz. Bunu sadece çiftçilerimizin, köylülerimizin geçim sıkıntısından kurtulmaları, haciz dertlerinden kurtulmaları için değil; bilhassa ülkenin daha da katlanılamaz bir gıda krizine sürüklenmemesi için, gıdada dışa bağımlı bir ülke haline gelip bütün ekonomik şokların Türkiye’de yeni gıda ve beslenme krizleri yaratmaması için ifade ediyoruz.
Savaşın akaryakıt fiyatlarına etkisine yeni önlemler almak zorundayız. Hürmüz Boğazı kapandı, dolar fiyatları fırlıyor. Eğer siz bu gelen mazot petroldeki artışı direkt pompaya yansıtırsanız, bu bütün fiyatlara yansır. Petrol fiyatları geri gelse de diğer fiyatlar geri gelmez. Çok daha zordur onları geriye çekmek. Türkiye’de bir ürüne zam gelip de fiyatının düştüğünü zaten görmedik. O vergi gelirinden vazgeçin. Yüzde 40’a varan ÖTV alınıyordu o zaman, o zamanki mazot fiyatıyla. ÖTV’den karşılayın zamları. Buna Eşel Mobil Sistemi deniyor. Böylelikle hiç olmazsa sadece vergi kaybıyla karşı karşıya kalalım. Ama yeni bir enflasyonist baskı görmeyelim. O gece bütün pompaların önünde, benzin istasyonlarının önünde kuyruklar oluştu. Son yarım saatte zammı uygulamaktan vazgeçtiler.
Ertesi gün Eşel Mobil Sistemini dörtte üç oranında, yani fiyat artışının yüzde 75’i ÖTV’den, yüzde 25’i vatandaş tarafından karşılanacak; gelen artışın dörtte biri pompaya yansıyacak şekilde düzenleme yaptılar. Bu önerimizin bu ölçüde dikkate alınması kıymetliydi. İş dünyasından çok önemli takdir cümleleri duyduk. Ekonomi Eşgüdüm Konseyimizin zamanında yapmış olduğu bu önerinin dile getirilmesi ve hayata geçirilmesi önemliydi. O gün 60 lira olan mazot bugün 80 lira; hatta dün 74 liraydı. Eğer Eşel Mobil Sistemine geçmeselerdi 96 lira olmuş olacaktı. Ve bugün sabah 104 liraya uyanmış olacaktık. Bu önerimizin doğru olduğu, kısmen de uygulansa doğru bir işin yapıldığını ortaya koyuyor. Ama kötü haber: ÖTV bitti. O yüzden dünden itibaren ham petrole gelen zam doğrudan pompa fiyatına yansıtılmaya başlandı. Arkadaşlarımızın yeni bir çalışması var. ÖTV doğrudan yüzdesel olarak değil, sabit bir para olarak alınıyordu. O günün mazot fiyatının yüzde 40’ı vergiydi. Bugüne gelince o geriledi. Ama hâlen elde alınan yüzde 20 KDV var.
‘KDV’den vazgeçmek tüm sektörlerin ve tüm esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak’
Bir kez daha uyarıyoruz: Erdoğan bir imzasıyla, çünkü Bütçe Kanunu bu yetkiyi veriyor, KDV’yi yüzde 1’e indirebilir. Eğer KDV’yi yüzde 1’e indirirse hem bugünkü pompa fiyatları yüzde 20 ucuzlayacak hem ÖTV’den daha esnek bir müdahale alanında belli bir süre daha mazot fiyatlarını, akaryakıt fiyatlarını buralarda hatta yüzde 15-20 altında tutabileceğiz. Bu çok kritik. ÖTV’den vazgeçmek belli bir süreliğine vergi kaybı yarattı. KDV’den vazgeçmek de belli bir süreliğine bir vergi kaybı yaratacak. Ancak o mazotla taşınan domatesten salatalığa, ayakkabıdan hırkaya taşınan tüm mallara doğal olarak bir zam gelmesinden, maliyet arttığı için ve diğer fiyat artışlarından kendini sakınmak isteyen tüm sektörlerin ve tüm esnafların yapacağı fiyat ayarlamalarından bizi koruyacak.
Hürmüz Boğazı sorunu çözüldüğünde, fiyatlar normale döndüğünde normal şartlardaki vergi gelirlerine geri dönülür ama hiç olmazsa enflasyon baskısından kurtulunur. Bu konuyu Ekonomi Eşgüdüm Konseyimiz, arkadaşlarımız bir kez daha geçen seferki gibi yapıcı bir uyarı olarak hükümete öneriyoruz, teklif ediyoruz. Biz olsak böyle yapardık. Biz olunca böyle yapacağız diyoruz.
Türkiye’de enflasyon gerçekte yüzde 120’leri, yüzde 150’leri buldu. TÜİK’in hesabına göre bile yüzde 80’lere ulaştı. Hâlen daha uğraşıyoruz ve şu an yüzde 30’larda ama korkarız ki mart ayı enflasyonu yüzde 5’in üzerinde gelecek. Bütün hesaplar allak bullak olacak. O yüzden hani dedik ya liyakatsizlik, ‘ben ekonomistim’ diyen, bütün dünya giderken Mersin’e Türkiye’yi tersine götüren, bütün dünya enflasyonu çözmüşken Türkiye’de enflasyonu yeniden yükselten; hâlen daha bedel ödediğimiz ki buradan bir kez daha hatırlatıyoruz: Enflasyonun düşüyor olması fiyatların iniyor olması demek değil.
Sadece fiyatların artış hızı düşüyordu. O da düşe düşe yüzde 30’a düşmüştü. Yani geçen sene gelen bütün zamlar sırtımızda; hedef bu sene tutsa yüzde 20 daha zamlanacaktı üstüne. Şimdi tutmazsa yüzde 30 daha, yüzde 35 daha zamlanacak. O yüzden bir kez daha bir iş bilmezlik ve bir söz dinlemezlik üzerinden ilerleyen iktidarı uyarıyoruz. Üç hafta önce olduğu gibi bu kez de KDV’den mahsup ederek zamları enflasyona karşı bir tedbir almaya davet ediyoruz.”
Ayrıntılar geliyor…
(ANKA)




