Özgür Özel: Sandık istiyoruz, erken seçim istiyoruz

CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 87’ncisi Niğde’de yapıldı.

Özgür Özel: Sandık istiyoruz, erken seçim istiyoruz
Özgür Özel: Sandık istiyoruz, erken seçim istiyoruz
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 7 Şubat 2026 18:29

CHP’nin Silivri’de tutuklu bulunan Cumhurbaşkanı Adayı Ekrem İmamoğlu’na özgürlük ve erken seçim talebiyle başlattığı “Millet İradesine Sahip Çıkıyor” mitinglerinin 87’ncisi Niğde’de yapıldı.

Mitingde konuşan CHP Genel Başkanı Özgür Özel, alanda bulunan yurttaşları, “Merhaba, canım Niğde. Tarihi kadim, toprağı zengin, insanı yiğit Niğde. Hoş geldiniz. Selam olsun Altunhisar’a. Selam olsun Bor’a, Çamardı’ya. Selam olsun Çiftlik’e. Selam olsun Ulukışla’ya” sözleriyle selamladı.

“Buraya depremin üçüncü yılında deprem bölgesinde en ağır hasar alan 6 ilimizden, ilçelerimizden, o depremde yakınlarını kaybedenlerin yanından, konteyner kentlerden, sokaklardan, açlıktan, acıdan geliyorum” diyen Özel, şöyle konuştu: “Bir kez daha milletimizin başı sağ olsun. Böyle acılar görmeyelim. Bir daha yaşamayalım diye diliyorum. Ve bu meydandan deprem bölgesine bir büyük selam yolluyoruz. Geçtiğimiz haftayı herkes sevdikleriyle geçirdi. Ben geçtiğimiz hafta Osmaniye’deydim. Kahramanmaraş’ta, Gaziantep’te, Adıyaman’da, Malatya’daydım. Konteyner kentlerdeydim. Depremzedelerle el eleydim, gönül gönüleydim.

‘Niye rezerv alanla bu insanların hakkını yiyorsunuz, üzüyorsunuz?’

“Sayın Erdoğan da geçen haftayı ‘eli kanlı katil’ dediği Suudi Arabistan prensi ile birlikte, ‘darbeci’ dediği Sisi ile birlikte geçirdi. Nihayet bütün Türkiye’ye geldi. Nihayet lütfedip Osmaniye’ye gitti. Bir büyük sahne kurdurdu. O sahnenin üstünden depremzedeye videolar izletip, sahneden inmeden, sokağa girmeden, konteyner kentlerdeki durumu görmeden, milleti dinlemeden, kendini dinletti. Olur olmaz şeyler söyledi, gitti. Oysa biz ona deprem bölgesinden hep birlikte seslenmiştik. Dedik ki: ‘Burada depremin 3. yılında bir yılda yapacağım’ dediğiniz konutları bir yılda yüzde 2’sini yapmışken, ikinci yılda yüzde 30’unu yapmışken, 3. yılda daha kendi rakamlarınızda yüzde 70’teyken, 270 bin kişi konteynerlarda kalıyorken artık bu işleri bir tarafa bırakalım.

Mademki motorlu taşıtlar vergisini iki sefer aldınız, KDV’yi ikiye katladınız, ÖTV’yi aldınız, yurt dışı çıkış harçlarını arttırdınız. Deprem için 71 milyar dolar topladınız. Artan vergilerden, kampanyalardan, bağışlardan. 40 milyara bu evler bitti diyorsunuz. O zaman madem bu para toplandı, bu depremzedeye anahtar vermeden önce niye boş senet imzalatıyorsunuz? Niye, 18 yıl bu insanlar para versin? Niye rezerv alanla bu insanların hakkını yiyorsunuz, üzüyorsunuz? Ve dedim ki gelin bu boş senet utancını bitirin. Faiz ayıbını ortadan kaldırın. Mücbir sebebi yeniden uzatın. Rezerv alan sıkıntılarını çözün. Konteyner çilesini bitirin. Kira destek olun, ev verin, başlarını sokacak bir yer verin. Bunları söylersen ‘teşekkür edeceğim’ dedim. Dün Osmaniye’de çıktı, hiç bunlardan bahsetmedi. Buradan deprem bölgesine sesleniyoruz. O evler, o yapılan evler eksiklikleri var, tadilat ister, güçlüğü var. Bu milletin ödediği vergilerle, bu milletin kampanyasıyla, bu milletin parasıyla yapıldı. Fazlasıyla da o paralar toplandı. Biz deprem bölgesine ne yaptıysak helali hoş oldu. Erdoğan’a çağrımdır. Boş senetleri yırtıp atalım. Depremzedeye senet imzalatmayalım. Helal hoş olsun.”

‘Niğde bundan sonra milletin kalesidir’

“Deprem bölgesinde ziyaretimizi bitirdik. Ankara’ya gitmeye koştuk, Niğde’ye geldik. ‘Yağmur var’ dediler. ‘Şubat’ın başı’ dediler. ‘Hava soğuk olur. Kimse gelmez’ dediler. Ama biz Niğde’ye mitinge değil, Niğde’yi duymaya, Niğde’yi dinlemeye, Niğde’ye seslenmeye, Niğde’de bütün adaletsizlikleri konuşmaya, milletin vicdanına sığınmaya, 87. kez adalet için eylem yapmaya gidiyoruz. Bu meydandan taşanlara, bariyerlerin dışında kalanlara, miting meydanının dışında kalıp içeriye giremeyenlere, bu meydanı tarihi bir kalabalıkla dolduranlara helal olsun. Hepinize selam olsun. Biz demokrasi fikrinin sahibi insanlarız, siyasetçileriz, demokrasi fikrine inanan bir siyasi partiyiz. Niğde’de çok uzun yıllar, Niğde’de çok uzun yıllar siyasette istediğimiz noktaya gelemedik. Yıllardır Niğde Belediyesi’ni alamadık. Ama asla Niğde’nin tercihine saygısızlık yapmadık. Onları hor görmedik. Bir bildikleri var dedik. Doğrusunu millet verir. Millet yetkiyi verir dedik. Seçene ve seçilene saygı duyduk. Buradan Niğde seçimlerini kazanan Adalet ve Kalkınma Partili Belediye Başkanı’nı da belediye meclis üyelerini de tüm belediye meclisiyle birlikte kutluyoruz. Niğde için çalışsınlar, elimizden gelen desteği biz de vereceğiz diyoruz. Çünkü demokrasi seçimi kazandığın gün ne yaptığınla ölçülmez. Kazanınca davul zurna, kazanınca millete iltifat, kazanınca milli irade; kaybedince milletin seçtiğine itiraz, millete itiraz, darbe. İşte bunlar olmaz. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum. Niğde kimsenin kalesi değildir. Niğde bundan sonra milletin kalesidir. Milletin kalesidir. Niğde ne derse olur. Millet ne derse olur. Bu millet devletini sever. Devlet çağırır, askere gider. Eline kına yakar, evladını askere yollar. Bu millet şehidi olur, ‘vatan sağ olsun’ der. Bu millet vergi istersin verir, çağırırsın gelir. Ama bu milletin karşısına devleti dikmeyeceksin. Eğer milletle devlet yarışırsa, emin ol ki şuna, sadece ve sadece millet kazanır. Milletin dediği olur.”

‘Bu milletin sinirleriyle oynuyorsunuz’

“Valilerden il başkanı yapmaya çalışanlara, kaymakamı ilçe başkanı gibi görmek isteyenlere, devletin memurunu partiye memur kılmaya çalışanlara söylüyorum. Bu devletin ayarlarıyla oynuyorsunuz. Bu milletin sinirleriyle oynuyorsunuz. Bu millet yetkiyi verdiğinde kullanıyorsunuz. Vermediğinde hazımsızlık ediyorsunuz. Bu millet son sözü söyleyecek. Bu millet 100 yıl önce ilk sözü de söyledi, son sözü de söyledi. Niğde ne diyorsa onun dediği olacak. Bu anlamlı günde, bu anlamlı kucaklaşmaya katkı sağlayan tüm Cumhuriyet Halk Partisi örgütünü, ilçe başkanlarımızı, il başkanımız Bünyamin Başkan’ın şahsında emekleri için kutluyorum. Niğde’nin seçilmiş milletvekili, sizin her daim Meclis’te duyuran, Türk çiftçisinin sorunları için uğraşan Ömer Fethi Güler’e verdiğiniz destek için teşekkür ediyorum. Ve yine özel bir teşekkür. 14 Mayıs seçimleri, 28 Mayıs seçimleri boynumuzu bükmüştü. Yolda yürürken yerdeki gazoz kapağını tekmeliyorduk. Birbirimizin yüzüne bakmıyorduk. Öğretmen evleri boşalmıştı. Öğretmenlerin gidip de sohbet edecek keyfi kalmamıştı. Gençler karanlık odada oturuyordu. Anne televizyon açmıyordu. O günlerde Cumhuriyet Halk Partisi bu partiyi ayağa kaldırmanın, bu ülkeyi ayağa kaldırmanın, bir yola çıkmanın ve Türkiye’nin kaderini değiştirmenin, değişime başlamanın fitilini ateşlediğinde ve ondan 4 ay sonra, 47 yıl sonra parti 1. parti olacak noktaya geldiğinde buna Türkiye’nin dört bir yanında gencecik siyasetçiler emek verdi. Yaş ortalaması 42 olan bir ekip partide, sonra da ülkede büyük bir zafer kazandı. İşte kaybedeni olmayan, partiyi ayağa kaldıran, sonra da Türkiye’yi ayağa kaldıran o ekipte genel başkanınızın yanında Erhan Adem vardı. Teşekkür ediyorum Erhan Adem’e. Ve Erhan Başkan, Ömer Fethi Güler milletvekilimiz, örgütümüz, Niğde’nin ne sorunu varsa bunu tüm Türkiye’de, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde ve sokakta takip ediyorlar. Bana da en çok hem çiftçilerin patatesin, soğanın sorununu hem de Niğde’nin sorunlarını getiriyorlar.”

‘1996’da Niğde Havaalanı’nın temelini atmışlar, sene olmuş 2026, havaalanı yok’

“Örneğin Niğde Müzesi. Yıllardır söylerler. Avrupa Yılın Müzesi’ne aday gösterilmiş, 20 bin tarihi eseri var. 6 Şubat’ta zarar görmüş. Yıkılıp yenisi yapılacak denmiş. İnşaatına bile başlanmamış. Bu kente turist çekmek için, hem yerli hem dünyanın her yerinden turist çekmek için bu önemli işi mutlaka ve mutlaka yapmak gerekiyor. Bir yandan öyle şeyler duyuyorum ki 1996’da Niğde Havaalanı’nın temelini atmışlar. O havaalanına o gün bir bekçi alıp koymuşlar. Sene olmuş 2026, havaalanı yok. Bekçi de geçen sene EYT’den emekli olmuş. Ya böyle kara mizah olur mu? Bir bekçi 30 yıl yapılmayan bir havaalanını bekleyip de emekli olur mu? Bizimkiler, siz bir ara o havaalanında temsili bir karşılama yaptınız ama hala daha bunu görüp de Niğde’nin hak ettiği işi yapmadılar. Bir diğer taraftan Bor Fizik Tedavi Merkezi depremde hasar gördü, yıkıldı. Temel seçim öncesi temel diye yalandan bir çukur kazdılar. Açılış Şubat 2025’ti. Hala daha ortada yok. Müteahhit kaçmış. Hiçbir ilerleme yok. Köylerde su sorunu var. 70’te yapılan Akkaya Barajı hala kapalı, sisteme geçirilmedi. Su israfı hat safhada. Bu yüzden bir an önce planlanması lazım. Beş tekstil fabrikası kepenk kapatmış, emekçiler, kadın emekçiler işsiz kalmış. Bu sorunların tamamıyla millet boğuşmak zorunda.”

‘Niğde’yi 30 senedir bekletiyorlar ve hiçbir sorunu çözmüyorlar’

“Bunun için şunu söylüyoruz. Biz artık bu meydanlarda birazdan söyleyeceğim emekli için, emekçi için ya da bu meydanda Niğde için bu iktidardan bir şey istemekten vazgeçtik. Çünkü hiçbirini yapmıyorlar. Emekliye bin lirayı reva görüyorlar. Niğde’yi 30 senedir bekletiyorlar ve hiçbir sorunu çözmüyorlar. Onun için ne havaalanı, ne müze, ne başka bir şey, ne patatese fiyat, ne emekliye zam; bu iktidardan, Erdoğan’dan bir tek şey istiyoruz. Sandık istiyoruz, erken seçim istiyoruz. Zira bu iktidarın sorun çözme kapasitesi kalmamıştır. Erdoğan’ın enerjisi, inancı, mücadelesi tükenmiştir. Bu ülkenin yeni bir enerjiye, yeni bir yola çıkışa, 100 yıl önce olduğu gibi milleti seven, kuşatan, halktan yana, haktan yana, eşitlikten yana, milletten yana, yoksuldan yana, emekliden ve emekçiden yana bir halkın iktidarına ihtiyacı var. Çare iktidar değişimidir.”

‘Niğde’de tarlada patatesin kilosu 4,5 lira ama İstanbul’da 25 lira’

“Elbette, hiç şüphe yok. Çok önemli bir tarım şehri. Zaten siyasetçilerinin de tarıma olan ilgisi, tarımın kalbinin Niğde’de atması, Niğde’nin siyasetinde çiftçinin sorunlarının çok büyük bir etkisi olmasından bakın rakamlar. Canlı yayında söylüyorum. Duysun Türkiye ki ne durumdayız ve nasıl çözeceğiz görsün. Niğde’de tarlada patatesin kilosu 4,5 lira ama İstanbul’da 25 lira. Siz ucuza satıyorsunuz, kazanamıyorsunuz ama millet de beş katına yiyor. 500 bin ton patates depoda bekliyor. Bir ay içinde satılmazsa çürüyecek. Soğanda durum daha da kötü. Soğanda durum daha da kötü. Tarlada 2 lira, pazarda 15 lira ve sırf tarla temizlensin diye soğanı bedava vermeyi göze alan üreticiler var. Ve elma rekoltesi don felaketiyle yüzde 95 düştü. Niğde pazarına İtalya’da, Polonya’da üretilen, Niğde’nin pazar hakimiyetine karşı İtalya’nın, Polonya’nın elmaları bu pazara girdi. Niğde’nin geleceğini de tehdit eden hale geldi. Karboğaz kirazı, bakmayın adı Napolyon ama Darboğaz’ın kirazı. Bunu bu markayla dünya pazarındaydık. Sürekli felaketler yaşandı. Devlet sahip çıkmadı. Bir sene dalda kaldı, devlet sahip çıkmadı. Öbür sene don vurdu, yandı. Dondan yandı. Yine gerekli destek verilmedi. Borç tırmandı, katlandı. Eğer bu borçlar ertelenmezse, bu borç sorununa bir çare olmazsa artık kiraz üreticileri ağaçlarını sökmeye başlayacaklarını söylüyorlar. Türkiye’de ortalama çiftçi geliri 19 bin 700 liraya gerilemiş durumda.”

Özel, CHP iktidarında çiftçinin mazotunda KDV ve ÖTV’nin olmayacağını belirterek, “Bundan sonra mazot 35 lira, 35 lira. Çiftçiye mutlaka destekleme çok önemli. Planlı üretim önemli. Fiyat garantili, alım garantili üretim önemli. Devletin kurumlarının planlama yapması, doğru ürüne yönlendirmesi, alım garantisi vermesi önemli. Bunların tamamı sosyal demokrat anlayışla hayata geçirilecek ve sorunları kökünden çözecek uygulamalar. Bunun için kaynak var mı? Var. Örneğin bütçede kanuna göre gayrisafi millî hasılanın yüzde 1’inin bu işlere verilmesi lazım. O para 772 milyar lira ama bu sene bütçeye 168 milyar lira koydular. Yani 1’i değil. Buradan söylüyorum. Niğdeli patatesçi, Niğdeli soğan üreticisi, Niğdeli çiftçi, oyu Cumhuriyet Halk Partisi’ne, oyu Türkiye İttifakı’na vereceksin. Beşin birini değil, hakkının tamamını alacaksın” dedi.

‘TEK, gelip o gün elektriği kesmezdi’

Mitinge katılan bir çiftçinin elindeki lahana ve notu CHP Gençlik kollarınden isteyen Özel, şöyle konuştu:

“Ömer Fethi Güler de hemen istatistik veriyor. ‘Niğde, lahanada Türkiye’nin ikincisi genel başkanım’ diyor. Niğde, çalışkanlıkta, dürüstlükte, vatanseverlikte hepimizin gözünde dünya birincisi. Notta diyor ki: ‘Bu lahanayı satacağım da bu elektrik parasını ödeyeceğim. Lahana para etmedi, elektrik faturası elimde kaldı ve bu borçlar yüzünden sıkıntımız büyük.’ Başta şunu söyleyeyim, eskiden ne vardı? TEK, yani Türkiye Elektrik Kurumu. TEK ne düşünüyordu? Her şeyi düşünüyordu ama bir tek şeyi düşünmüyordu. Tarlada domates var, sulanacak; sulamazsan yanacak. TEK, gelip o gün elektriği kesmezdi. Lahana suluyorsun, gelip elektriği kesmezdi. Ne yapardı biliyor musun? Yazsa yazın sonundaki hasadı, kışsa günü gelip ürün satılınca paranın alınacağı zamanı bekler, yılda iki kere para alırdı ve Türkiye Elektrik Kurumu Türkiye’nin çiftçisini desteklerdi. Şimdi her yerde başka bir adı var. DEDAŞ, GEDAŞ, EDAŞ, BEDAŞ. Bunlar her ay para isterler. Günlük faiz uygularlar. Biraz geciktin mi elektriği keserler, ürünü yakarlar. Bu meseleyi kökünden halledeceğiz. Geldiğimizde tarımsal elektriğin ödemesi, ürünün parası geldikten sonra olacak. Söz veriyoruz.”

‘Beş emekli bir olsa, paraları bir yere koysa, birini verse biri bile yoksulluktan kurtulamıyor’

“Emekliye 20 bin lira verdiler. Asgari ücretliye 28 bin lira verdiler. Çiftçi ortalama 19 bin 700 lira kazanıyor. Oysa açlık sınırı 31 bin lira. Yoksulluk sınırı 102 bin lira. Beş emekli bir olsa, paraları bir yere koysa, birini verse biri bile yoksulluktan kurtulamıyor. Hiçbir zaman, hiçbir zaman asgari ücret ilan edildiği gün açlık sınırının altında değildi. Bu sene öyle oldu. Beş emekli birleşse yoksulluktan kurtulamıyor. Bu hale getirdiler. Ve buradan size soruyorum, bunların sebebi kim? Erdoğan. Buradan ilk kez Niğde’den hatırlatıyorum ve Erdoğan’a sesleniyorum. 2005 yılı gazetelerde manşette diyorsun ki, ‘3 yıl öncesine göre daha az ekmek alıyorsanız bana beddua edin.’ Bakın, bugün 2026. En düşük emekli maaşı 20 bin ve  bin 300 ekmek alabiliyor. Oysa diyor ya, ‘3 yıl öncesine göre az alıyorsanız…’ Üç yıl önce en düşük emekli maaşı 7 bin 500 lira ve bin 500 ekmek alıyor. 3 yılda 200 ekmek kayıp. Hele hele o sözü söylediği 2005 yılında en düşük emekli maaşı 640 lira, 2 bin 100 ekmek alıyor. 2 bin 100 ekmek alan maaştan bin 300 ekmeğe düşmüşüz. Üç yıl öncesine göre hesap edin diyor ya, bin 500’den bin 300’e; son 3 yılda 200 ekmek kaybetmişiz. Buradan Erdoğan’a sesleniyorum, ‘Daha azalırsan bana beddua edin’ demişsin. O kötü söz. Beddua bize yakışmaz. Beddua Niğde’ye yakışmaz. Beddua emeklinin ağzına yakışmaz ama dua ediyoruz, dua. Allah’ım, sen bu emekliyi bu Erdoğan’ın yoksullaştırmasından, Erdoğan’ın iktidarından, AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, sen bu asgari ücretliyi açlık sınırına mahkûm eden AK Parti’nin kara düzeninden kurtar. Allah’ım, bunların olması için bu ülkeyi sağ salim bir erken seçim sandığına kavuştur ya Rabb’im.”

‘Mevcut iktidar, 99-2000 iktidarının düzenine hiç ellemeseydi en düşük emekli maaşı alanlar 20 bin değil, 42 bin alıyor olacaktı’

“Neyin kısaltması bu TÜİK? Tayyip’i Üzmeyen İstatistik Kurumu. Emekliyi üzüyor. Bu TÜİK ne yaptı biliyor musunuz? Aralık ayında iki şey yaptılar. Bunlar aralıkta zam yapabilecekleri birçok şeye zam yapmayıp ocağa beklediler. TÜİK’te fiyat alırken aralıktaki fiyatı görmeyip kasıma yakın bir fiyat söyledi. Enflasyon bir anda yüzde 1’lere geriledi. Ne oldu? Ocak ayı enflasyonu TÜİK’e göre bile yüzde 4,8. Gerçekte yüzde 6,57 çıktı. Ne oldu? Emeklinin cebinden, memurun cebinden yüzde 5’lik farkı çaldılar. Şimdi bakın, aylık enflasyon yüzde 5’e yakın, yüzde 4,8. Türkiye’nin 1 aylık enflasyonu dünyadaki 100 ülkenin yıllık enflasyonundan fazla. Aylık enflasyona numara çekerek emekliye ve memura yüzde 12 zam yaptılar. Bu yüzde 12’nin yarısını ocak ayında geri aldılar. Bu yüzden Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında önce şunun sözünü veriyoruz. Her yerde bilin.

CHP iktidarında en düşük emekli maaşı önce bir asgari ücret, sonra bir buçuk asgari ücret olacak. Buna inanmayacak, şaşacak, tartışacak bir şey yoktur. Niye çünkü o gelmedikleri, dalga geçtikleri, ‘yaşlısın’ deyip ‘görevi bırak, ölünce mi bırakacaksın’ dedikleri rahmetli Ecevit’in, Mesut Yılmaz’ın, rahmetli Yılmaz’ın ve Sayın Bahçeli’nin kurduğu 1999-2002 arası iktidarda en düşük emekli maaşı 1,5 asgari ücretliydi.  Bunu hiç ellemeseler bugün bu meydanda en düşük emekli maaşı alanlar 20 bin değil, 42 bin alıyor olacaklardı. Ayrıca işte nerede kuyumcu? Sol tarafta var diyorlar. Adı ne? Hemen şurada kuyumcu var. Gidin o kuyumcuya sorun, Tayyip Bey geldiği gün çeyrek altın kaç para, sizin maaş kaç para?

En düşük emekli maaşı 8 çeyrek altın alıyordu. Şimdi sizin 20 bin lira 1,5 çeyrek altın alıyor. Öyle böyle değil. Emeklinin öfkesi boşuna değil. 8 çeyrek altından 1,5 çeyrek altına geriletmek öyle alım gücü kaybı falan değildir. Türkiye’deki 16 milyon emeklinin geleceğini çalmaktır, huzurunu çalmaktır, ekmeğini, aşını çalmaktır. Asgari ücret 7 çeyrek altından 2 çeyrek altına gerilediyse bu Niğde’deki çalışan işçi kardeşime yapılmış büyük haksızlıktır. Bunun için biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak geldiğimizde asgari ücreti temel ücret olmaktan çıkarıp yeniden ilk işe girildiğinde alınan, bir yıllık kıdemle birlikte hızla uzaklaşılan bir ücret hâline getireceğiz. Cumhuriyet Halk Partisi iktidarında emeklinin de emekçinin de çiftçinin de doğal olarak bütün esnafın da yüzü gülecek. Niğde’nin yüzü gülecek. Bir tek şeyi bileceğiz, bir tek şeyi: Emekli kurtulmadan emekçi kurtulmaz. Emekçi kurtulmadan çiftçi kurtulmaz. Çiftçi kurtulmadan esnaf kurtulmaz.”