• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Pervin Buldan: İç barış, dış barışın kapısını açar

Pervin Buldan: İç barış, dış barışın kapısını açar

Türkiye’nin Suriye yaklaşımını “ressamın tabloyu sadece çerçeveden ibaret görmesine” benzeten Pervin Bulan, “Son görüşmelerimizde Sayın Öcalan, Suriye bağlamını Türkiye’nin ‘barış’, İran’ın istikrar, Irak’ın ‘denge’ diye tarif ettiği, Avrupa’nın ‘güvenlikle’ ilişkilendirdiği dengenin ortasında olan Kürtlere doğru yaklaşımın önemine dikkat çekti’ dedi.

Pervin Buldan: İç barış, dış barışın kapısını açar
Pervin Buldan: İç barış, dış barışın kapısını açar
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 27 Ocak 2026 13:08
  • Güncellenme: 27 Ocak 2026 13:13

Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti) Grup Başkanvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Yayman ve MHP Genel Başkan Yardımcısı Feti Yıldız, 24 Kasım 2025 tarihinde Meclis Komisyonu’nu temsilen İmralı Adası’na giderek, Abdullah Öcalan’la görüşmüştü. Görüşme tutanaklarının Meclis Komisyonu’nda kamuya açık bir biçimde okunması çağrılarını AK Parti-MHP ve Meclis Başkanlığı reddetmiş, 16 sayfadan oluşan özet tutanağın dört sayfalık özeti 4 Aralık’taki komisyon toplantısında okunmuştu.

Aradan geçen bir buçuk aylık sürenin ardından Meclis Başkanlığı, komisyon üyelerinin bilgisi dahilinde olmadan 23 Ocak akşamı görüşme tutanağını, “İmralı Yüksek Güvenlikli Cezaevi Görüşme Tutanağı” başlığıyla sitesinde yayımladı.

DEM Parti İmralı Heyeti üyesi Pervin Buldan, Abdullah Öcalan’ın Suriye’ye dair tutanaklarda yer alan tespit ve çözüm önerileri ile İmralı Heyeti görüşmelerinde dikkat çektiği noktalara ilişkin JINNEWS’e konuştu.

‘Bilgimiz dışında yayınladı’

Tutanakların bilgileri dışında yayınlandığını belirten Pervin Buldan, “Daha önce yayınlanması istenmişti fakat yayınlanmamıştı. Şimdi, kimseye danışılmadan sorulmadan paylaşıldı. Usul olarak Meclis Komisyonu’na ifade edilmeliydi. Fikirler alınıp, kolektif bir karar ile yol alınabilirdi. Bu tarzı doğru bulmadığımızı elbette parti olarak ifade ettik” dedi.

Üçüncü yol önerisi

İmralı’da yaptıkları görüşmelerde Abdullah Öcalan’ın sık sık vurguladığı “Suriye’de demokratik bir çözüm gelişmezse, kriz küresel bir savaşa evrilecek” yönündeki tespitine dikkati çeken Pervin Buldan, şunları söyledi:

“Sayın Öcalan’ın sadece son dönemde değil, geçmiş yıllarda da birçok Suriye değerlendirmesi oldu. Bu bakımdan ‘Arap Baharı’ zamanın da daha ilk kıvılcımlar çıkmadan büyük yangına dair uyarılarda bulunmuş ve haklı çıkmıştı. Çünkü burası, en hakim olduğu sahaların başında geliyor. Görüşmelerimizde Ortadoğu özelinde ‘Demokratik bir çözüm gelişmezse, bu ateş bütün bölgeyi yakar’ ekseninde sürekli uyarıları oldu. Halkların kendi kararlarını özgürce alacağı ne rejime ne de dış müdahaleye muhtaç olduğu bir ‘Üçüncü Yol’ önerdi. Gerek bahsettiğiniz görüşme olsun, öncekiler olsun Suriye meselesi hep sistematik olarak bütünlüklü ele alındı. Sayın Öcalan, Suriye sahasının bölgesel rekabetlerin, vekalet savaşlarının, enerji-koridor hesaplarının ve kimlik çatışmalarının düğüm noktasına getirildiğini görüyor ve son yayınlanan Meclis tutanaklarında da ifade ettiği üzere bu düğüm noktası doğru görülmezse yönetim kim olursa olsun ağır bir despotizme varacaktır. Son görüşmelerimizde de Sayın Öcalan Suriye bağlamını Türkiye’nin barış dediği, İran’ın istikrar olarak ifade ettiği, Irak’ın denge diye tarif ettiği ve Avrupa’nın güvenlikle ilişkilendirdiği dengenin ortasında olan Kürtlere doğru yaklaşımın, onları araçsallaştırmamanın önemine dikkat çekti. Demokrasi meselesi üzerine ısrarla durmasının nedeni biraz bu. Savaşın panzehri barış ise ona göre doğru yaklaşmak, bunun için çaba sahibi olmak gerekiyor.”

Tutanaklara da yansıdığı üzere Abdullah Öcalan’ın Suriye’ye dair önemli uyarı ve çözüm önerilerinde bulunduğunu söyleyen Pervin Buldan, şöyle devam etti:

“Suriye için yerel demokrasi merkezli bir modelin gerekli olduğunu, merkez yerel dengesinin kurulmasının hayati öneme sahip olduğunu, siyasal uyumu kolaylaştıracak askeri-toplumsal geçişlere işaret ettiğini, diyalogun daima olması gerektiğini vurguladığını görüyoruz. Buradan hareketle birkaç noktanın altını çizmek gerekiyor. Sayın Öcalan için Rojava yaşam modeli bir toprak parçasından öte, bir fikrin toplumsallaşma meselesidir. Bundan ötürü bu inşayı; kadınların, gençlerin, emekçilerin, farklı halkların ve inançların birlikte ayakta tuttuğu canlı bir toplumsal inşa orak görüyor. Geçmiş buluşmalarımızdan da yola çıkarak şu gözlemimi paylaşmak isterim. Sayın Öcalan’da ‘kuruculuk’, bir sahiplenmeden öte bir sorumluluk çağrısıdır, bir sorumluluk hatırlatmasıdır. Tohum toprağa düşer, fakat nasıl filizleneceği, bunun için ne gibi şartların sağlandığı bir o kadar önem arz eder.”

‘Demokratik çözüm tüm kilitleri açacak anahtardır’

“Şunu artık net görelim, Suriye’de ısrar edilen katı merkeziyetçi yapının üreteceği herhangi bir demokrasi, herhangi bir birlik, herhangi bir çözüm yoktur; tersine, hep gördüğümüz üzere, intikam döngüleri ile hareket eden, halkları açık şekilde yok sayan, kimlikleri yok sayan, anayasal güvencelere sırt çeviren bir tablo var. Sayın Öcalan soruyor, yerel demokrasi yoksa, toplumsal sözleşme yoksa, kadın temsili yoksa, eşitli yoksa geriye kalan şey bir ‘devlet’ mi yoksa çıplak bir zor aygıtı mıdır? On yıllardır verilen bunca bedel, bir zorbalıktan çıkıp diğerine geçmek için midir? Meseleyi hep sınır güvenliği ve ‘terör’ parantezine sıkıştırarak yol alamaz devlet aklı.  Daha önce de ifade ettik, tekrar belirtelim. Sayın Öcalan’ın yaklaşımı şudur: Türkiye’deki Kürt meselesinin demokratik çözümü, Ortadoğu’daki tüm kilitleri açacak anahtardır. Eğer Türkiye, kendi içindeki barışı sağlar, Türk-Kürt ilişkilerine hakkaniyetle yaklaşırsa; Suriye, Irak ve İran’daki Kürtlerle kuracağı ilişki de bir ‘tehdit’ değil, devasa bir güç birliğine dönüşür. Türkiye’de demokratik çözüm, Türkiye’yi rahatlatmakla kalmaz, bölgede birlikte yaşama fikrine alan açar. Domino etkisi olur… Fakat görüyoruz ki bir ressamın tabloyu sadece çerçevesinden ibaret görmesine benziyor Türkiye’nin Suriye yaklaşımı. Suriye konusu sürecin önüne koşuldu, bunun da eleştirisini yaptık. Tersi durum en doğru olandı. Bizim iddiamız ve dikkat çektiğimiz şey şu; iç barış, dış barışın kapısını açar. Ama tersi de doğrudur; dışarıdaki savaş, içerdeki barışı boğar.”

‘Hem Türkiye hem Rojava merkezi aktör’

Abdullah Öcalan’ın hem Türkiye’de hem Kuzey ve Doğu Suriye’de merkezi aktör olduğuna dikkati çeken Pervin Buldan, “Türkiye tarihinin en önemli ve kritik meselesine dair ilk defa bu kadar yol alınıyor. Konu, bugün değil gelecektir. O halde buna denk adım atmak gerekiyor. Çözümün dili ciddiyet, sabır ve emek ister, iletişim koşulları, bir lütuf değil; hukukun ve siyasetin gereğidir” dedi.

Abdullah Öcalan’ın Suriye Demokratik Güçleri’nin (SDG) “Türkiye için bir tehdit değil, demokratik komşuluk temelinde bir güvenlik teminatı olabileceği” tespitine değinen Pervin Buldan, şunları belirtti:

“Özü şudur, güvenlik, tek başına askeri yöntemler değildir. Sayın Öcalan sürekli vurguladı; en kalıcı ve doğru güvenlik, barış durumudur. Güvenlik karşılıklı tanıma, sınırda gerilimsiz yaşam, ortak mekanizmalar ve halklar arası bağ ile kurulur. Bu son derece mümkündür. Önünde hiçbir engel yoktur. Rojava sahasında SDG’nin IŞİD’e karşı rolü ortadadır. Bu yapı, Türkiye için düşmanlaştırıldığında ortaya çıkan boşluğu kim dolduruyor? Açıktır ki kulak kesen, insan katleden, toplum düşmanı radikaller ve bunun devamında gelen çoklu krizler. Yani tehdidi büyüten yine bu düşmanlaştırma dili oluyor diye düşünüyorum.   ‘Demokratik komşuluk’ dediğimiz şey; sınırın iki yanında halkların birbirine düşman edilmemesidir.”

‘Kadınlar her yerden kuşatma altına alınıyor’

“Bir kadın siyasetçi olarak söylüyorum; kadın bedeni savaş meydanı değildir. Saçlarımızdan sürükleyerek bizi korkutacaklarını sananlar, o saç tellerinden örülen direniş halatında boğulacaklardır. Kadın mücadelesi bir bütündür. Saçı kesilen bir kadın ile daha birkaç gün önce Şişli de başı kesilmiş olarak bulunan Özbekistanlı bir kadına dair mücadele aynı yerde birleşiyor. Kadınlar her yerden kuşatma altına alınıyor.” (MA)