• Ana Sayfa
  • Manşet
  • Prof. Dr. Cengiz Aktar: Türkiye, Suriye’de kazanacağını düşünürken kaybediyor

Prof. Dr. Cengiz Aktar: Türkiye, Suriye’de kazanacağını düşünürken kaybediyor

Suriye geçi i hükümetine bağlı grupların Halep ve ardından Der Hafir ve Tişrin Barajı’na saldırmasının Suriye’de yeni bir iç savaş riskini doğurduğunu belirten Prof. Dr. Cengiz Aktar, “Türkiye, kazanacağını düşünürken kaybediyor” dedi.

Prof. Dr. Cengiz Aktar: Türkiye, Suriye’de kazanacağını düşünürken kaybediyor
Prof. Dr. Cengiz Aktar: Türkiye, Suriye’de kazanacağını düşünürken kaybediyor
Haber Merkezi
  • Yayınlanma: 17 Ocak 2026 09:57

Şam yönetimine bağlı gruplar 6 Ocak’ta Halep’in Şeyh Maksud ve Eşrefiyê’ye mahallelerine yönelik saldırılarında en az 300 kişi hayatını kaybederken, yüzlerce kişi yaralandı.

Hak ihlallerin sürekli gündeme geldiği bu mahallelerde savaş suçu işlendiği bildirildi. Yüzlerce

insanın kaçırıldığı bu mahallelerde hak ihlalleri de devam ediyor.

Atina Üniversitesi’nden Prof. Dr. Cengiz Aktar, Şam yönetiminin saldırılarını MA’ya değerlendirdi.

Halep’e yönelik saldırıların sadece İsrail ve Suriye arasında Paris’te yaptıkları anlaşmayla düşünülemeyeceğini ifade eden Aktar, Türkiye’nin Suriye’de desteklediği grupları işaret etti:

“Ankara, Şam’a ‘her türlü askeri desteği veririm’ dedi. Veriyor da. TSK’nin askerleri Suriye’de birebir çatışmıyor ama iş oraya gidebilir.”

‘Şara Ankara ağzıyla konuşuyor’

“Ahmed Şara, Ankara ağzıyla konuşuyor” diyen Aktar, “Bugüne kadar sarf etmediği kelimeleri kullanıyor. Halep’in iki mahallesi ile sınırlı bir durum yok. Burada birinci aşamada hedef Halep’ti ve ikinci aşamada SDG’yi Fırat’ın doğusuna hapsetme amacının olduğu anlaşılıyor. Üçüncü aşamada ise Fırat’ın doğusuna geçip Rojava’yı yok etmek. Böyle bir hesap var. Bu son derece tehlikeli” diye konuştu.

‘Türkiye ateşle oynuyor’

 Bu saldırıların bir sonucunun Suriye’de iç savaşının tekrardan canlanması olabileceğini kaydeden Aktar, şöyle devam etti:

“10 Mart mutabakatından Rojava yönetiminin anladığıyla Şam’ın ve Ankara’nın anladığı aynı değil. Mutabakatta 8 tane madde var. 8 madde uygulandığı andan itibaren o mutabakatın altı dolacak demektir. Mutabakatın olması için koalisyonun girişimleri oldu. Ama altı doldurulamadı. ABD’den Cumhuriyetçi senatörün bir açıklaması oldu. Ardından Tom Barrack ‘elimizden geleni yapıyoruz’ dedi. Bir an önce müzakereye önce dönülmesi lazım çünkü bu bir Kürt-Türk savaşına doğru gider. Müzakereler tekrar başlamazsa barış süreci savaş süreci haline döner. Umalım ki bu günlerde süreç tekrar aklı selim hale döner ve ABD Ankara’yı ikna eder. Çünkü Şam’ın hiçbir kıymeti harbiyesi yok. Şam, artık tamamen Ankara’nın dümeninde. Bu savaş kimseye yaramaz.”

 ‘Türkiye kazanacağını düşünürken kaybediyor’

IŞİD’in saldırıların içinde olduğunu söyleyen Aktar, Hol kampına giren bir gazeteciye konuşanların “Suriye’deki İŞİD ordusunun gelip bizi kurtarmasını bekliyoruz” dediklerini hatırlattı:

“Herkes her şeyin farkında ancak Ankara ve Şam ‘mış’ gibi yapıyor. Türkiye’de uzun yıllardan bu yana Kürt düşmanlığı var. Yani ‘Kürt’ dendiğinde akan sular duruyor. Ama diğer taraftan da korkunun ecele faydası var mı? yok.  Bugüne kadar Türkiye ne kadar Kürt realitesini inkar ettiyse de onun karşılığında Kürtler her yerde oldu. Kürtler 4 parçada aktör haline gelmiş. Ankara bu gerçeği görmüyor ve Rojava’daki yönetimi kendisine ‘sorun’ olarak görüyor. Orada eksiğiyle gediğiyle bir arayış var. Bir demokratik çaba var. Kadınlar işin içinde ve toplumsal mutabakat var. Türkiye’de betonlaşmış bir tekçilik var.  Türkiye, Gayrimüslimlerin yok edildiği ve Kürtlerin yok sayıldığı bir ülkedir. Aynı durumu Suriye’de yapmaya çalışıyorlar. Ancak bu beyhudedir ve tarihin akışına terstir. Türkiye kazanacağını düşünürken kaybediyor ama bir türlü  politika değişikliğine gitmiyor.” (MA)